Safranbolu’nun Kayıp Bedesteninin Peşinde*

İbrahim Canbulat, Y. Mimar

1306 (Miladi 1889) yılı Kastamonu Vilayeti Salnamesinde Safranbolu’ya ayrılan bölümde “Kuruluşlar” başlığı altında “On bir mahalle ve seksen köyden oluşan Safranbolu Kasabasında… 13 yolcu hanı, … 945 dükkân, … 1 buğday hanı, … 1 bedesten vardır.” diye yazılı. (Hulisi Yazıcıoğlu ve Mustafa Al, sayfa 87)

1950’ler… Safranbolu’dan bir görünüş

Safranbolu’nun ortak belleği yakın geçmişte iki kez sıfırlanmıştır. Birincisi 1924 yılında mübadelede, ikincisi ise 1950’lerden başlayarak ekonomik yaşamın aktörleri kasabalıların gayrimenkullerini de satarak Safranbolu’yu terk etmesiyle olmuştur. Özellikle, yazılı kaynakların da çok kısıtlı olması ve kentsel arkeolojinin neredeyse bilinmemesi sonucunda biz bugün hala Safranbolu dokusunu tam olarak okuyamıyoruz. Yukarıda değindiğimiz belgeden Safranbolu’da geçmişte bir Bedestenin varlığını biliyor, fakat akıbetini bilmiyorduk.

Yakın geçmişte, Safranbolu Belediyesinin öncülüğüyle Prof. Dr. Metin Sözen Safranbolu Araştırmaları Merkezi (MeSSAM) kuruldu ve tarihi kamusal yapıların restorasyon ve korunması için çalışmaya başladı. MeSSAM’ın hazırladığı ilk proje Safranbolu Kız Meslek Lisesi Binası Restorasyon Projesidir. Hemen arkasından alt katındaki 2 – 3 (bu dükkanlardan ortada bulunanı yapının girişine yerleşmiş bulunmaktadır.) dükkan dışında tümüyle metruk durumda olan ve “Pamukçu Hanı” olarak isimlendirilen bina ele alındı. Yazar bu projede MeSSAM’a danışmanlık yapmaktadır. Çizim ve resimlerde de görüleceği gibi Pamukçu Hanı kısıtlı bir programa sahiptir. Bilindiği gibi, bir restorasyon projesi tasarım süreci yapıya verilecek işlevin tanımlanmasıyla başlar. Bunun da öncesinde yapının özgün işlevinin bilinmesi gerekir. Pamukçu hanının röleve çalışması hemen tamamlandı, ancak yapıyı tanıma sorunu, restitüsyon çalışmalarının başlamasıyla eş zamanlı olarak ortaya çıktı. Pamukçu hanının ne zaman yapıldığı konusunda da elimizde hiçbir bilgi bulunmamaktadır. Yapının restitüsyonunun hazırlanması sürecinde, yapının çok uzun bir zaman diliminde yaşamışlığı ve gerek geçen zamanın gerekse kullanıcıların arkada bıraktığı izler proje ekibini zorlamaya başladı. (Yapının Safranbolu kent dokusu içinde Köprülü Camisi ve Medresesi ile aynı ortak mekanı paylaşıyor olması 17. yüzyıldan kaldığına bir kanıt olabilir. Aynı noktadan hareketle Köprülü camisinin akareti içinde yer aldığı ileri sürülebilir. )

1950’ler… Pamukçu Bedesteni

Öncelikle güneye bakan girişinde bulunan 2 dükkan ve daha sonra doğusunda bulunan 4 dükkanın daha varlığının keşfedilmesi, Pamukçu hanının okunulurluğunu zorlaştıran başka nedenler oldu. Yapıya kolayca “Han” tanımlaması yapmak artık olanaksızdı. Yapının han olmadığı konusunda, yapıda dükkanlar bulunması dışında başka nedenler de uyarıcıdır. Safranbolu’da hanlar kentin güneyinde ve kervan yoluna yakın bir noktada yoğunlaşmıştır. Pamukçu hanı ise bu noktanın uzağında tam çarşının merkezinde bulunmaktadır. Çizimde de görüleceği gibi, hücrelerin birer yatağa izin veren boyutları önce yolcu hanı olabileceğini akla getirmiş ama 15 oda hesabıyla bulunan en az 15 yolcunun konaklama sırasındaki ısınma, yemek, istirahat, bedensel temizlik gibi hiçbir gereksinimine yanıt vermeyen yapı programı, bu hipotezi hemen reddetmemize neden olmuştur. Buna karşın, hücrelerin demir kafeslerle korunmuş iç pencereleri ve dolap nişleri bu mekanların değerli malların saklanması ve alım-satımının yapılması gibi işlevleri tam olarak karşılayabildiklerini göstermekteydi.

Pamukçu Bedesteni’nin üst katı

Yazar, tipoloji konusunda Sanat Tarihçisi Esra B. Ertürk’a danışma kararı aldı. Ertürk de yapının han olamayacağı konusunda fikir bildirdi. En önemli kanıtı yapıda bir ahırın bulunmamasıydı. Han olmayan yapının ne olduğunu araştırmaya başladık. Girişte de belirttiğimiz gibi yapının geçmişini belgeleyen hiçbir yazılı kaynak bulamadık. Yaşayan Safranboluluların da hiç biri yapının geçmişi konusunda bilgiye sahip değildi. Bu arada restitüsyon sürecinde üst katta bulunan ve 108 – 111 numara ile gösterilen hücrelerin daha sonra basitçe yapılmış duvarlarla dışa kapatıldığını anladık. Bu 4 mekanlar gerçekte dükkandı.Kaynak araştırması sonucunda, yapının dışa açılan 6 dükkanı ile hücreli bedesten (Prof. Mustafa Cezar, sayfa 168) tipine tam bir uyum gösterdiğini anladık. Artık yapıyı Pamukçu Bedesteni olarak adlandırıyoruz.

Pamukçu Bedesteni’nin alt katı

Bedesten Nedir?

Sözcüğe Türkçede ilk bezzazistan olarak Selçuklular döneminde rastlıyoruz. Kelime anlamıyla bezzaz kumaşçılar demektir. Bunun arkasına eklenen –istan ekiyle ise kumaşçılar çarşısı anlamına ulaşıyoruz. Bu sözcük 17. Yüzyıla kadar özgün şekliyle kullanılırken, Anadolu Türkçesine evrinmesi sırasında dat (ض) harfinin okunuşunun getirdiği karışıklıkla “bedesten” olarak söylenmeye başlanmıştır. Mimari yapı tipi olarak ortaya çıkışı Beylikler Döneminde olmakla birlikte, Osmanlılar Döneminde yazışmalarda giderek daha sık rastlanmasından dolayı özgün işlevinin bu dönemde belirginlik kazandığını anlıyoruz. Bedestenler başlangıçta değerli kumaşların hırsız ve yangından korunması ve korunaklı bir ortamda satışının yapılması amacıyla ortaya çıkmış olmakla birlikte daha sonraki dönemlerde her türlü yükte hafif pahada ağır malın saklandığı ve satıldığı bir Osmanlı yapı türü haline gelmiştir. 18. Yüzyıla kadar bazı hanların bezzazlar hanı, iplikçiler hanı, dokumacılar hanı gibi uzmanlaştığını görüyoruz. Aynı yüzyılın ikinci yarısında artık bedestenleri özgün şekliyle ortaya çıktığını ve işlevinin tüm değerli emtia ve menkul değerleri de kapsayacak şekilde belirginleştiğini görüyoruz. Osmanlılar döneminde bedestenlere kuyumcularda yerleşmeye başlamışlardır. Bedestenler bu işlevleri yanında bugün bankaların yerine getirdiği para saklamak, akreditif karşılığı ödeme yapmak gibi işlevleri de üstlenmişlerdi. Bu arada bedestenlerde yapılan değerli mal hareketlerinin ve satışının rahatlıkla izlenebilmesi nedeniyle değerli mallardan alınan Mizan Resminin toplanmasını da kolaylaştırmaktaydılar (Peker, sayfa 58). Bütün bu işlevlerinden dolayı Osmanlı ekonomik yaşamında çok önemli yer tutmaktaydılar.

Pamukçu Bedesteni’nin güney cephesi

17. Yüzyılda Osmanlı sosyo-ekonomik yapısını bize çok ayrıntılı bir şekilde anlatan Evliya Çelebi bir kentte bedesten bulunmasına ayrı bir önem verirdi. Yazılarında 150 – 200 dükkan ve han odası bulunmayan yerleşmeler için “taştan yapılmış bir bedesteni yok” diye nitelendirirdi. Evliya Çelebinin Seyahatname’sinden yaklaşık 300 dükkanı bulunan bir yerleşmede bir bedestenin muhakkak bulunduğunu, yoksa bile aynı işlevi görecek ve demir kapılarla korunan çarşıların (ya da arastaların) bulunduğunu biliyoruz. Girişte de belirtildiği gibi, 945 dükkan bulunan Safranbolu’da bir bedestenin bulunuyor olması bu genellemeye uygun düşmektedir.

Pamukçu Bedesteni

Pamukçu Bedesteni adının bedestenlerin ilk çıkış nedeni olan bezlerin ve ham maddesi olan ipliklerin ticaretinin yapıldığı yer olması olasılığıyla da semantik bir örtüşme içindedir. Konumu itibariyle de Yemeniciler Arastasının hemen yanında yukarı çarşıda merkezi bir konumdadır. Girişi ve alt katında bulunan 2 dükkan Kunduracılar Sokağına açılmakta, restitüsyon çalışması sırasında varlığı keşfedilen 4 dükkan ise Köprülü Camisi arkasında yer aldığı bilinen Köprülü Medresenin de bulunduğu bahçeye cephe vermektedir. Bütün bu nedenlerle Bedestenin Yemeniciler Arastası ile birlikte Köprülü Camisi akareti olarak 17. Yüzyılda yapıldığını düşünüyoruz. Kullanılan yapı elemanları ve teknik bu kanımızı güçlendirmektedir. Yapının 20. Yüzyıl başına kadar bir bedesten olarak kullanılmakla birlikte daha sonra depo olduğunu ve bir süre sonra da güneyde bulunan dükkanlar dışında terk edildiğini sanıyoruz.

Köprü Camii’nden Pamukçu Bedesteni’nin görünüşü

Pamukçu Bedesteninin betimsel tanıtmasını bu yazının vurgusunu zayıflatacağı kanısıyla yapmıyoruz. Buna karşın görseller ve restitüsyon çizimleriyle yapıyı tanıtmayı uygun görüyoruz. Pamukçu Bedesteni Restorasyon Projesi, Safranbolu Belediyesi, Prof. Dr. Metin Sözen Safranbolu Araştırmaları Merkezince, Proje Sorumlusu Mimar Dr. Süheyla Birlik ve Restoratör Mürsel Başaran tarafından hazırlandı. Projeye Y. Mimar H. Yavuz Erbil, Y. Mimar Şeref Kaya, Y. Mimar İbrahim Canbulat, Sanat Tarihçisi Esra B. Ertürk ve Aytekin Kuş danışmanlar olarak destek verdiler. Belediye Başkanı Mimar Nihat Cebeci ve Belediye başkan Vekili İnşaat Mühendisi Mehmet Adaların yönetsel katkıları yanında mesleki katkıları göz ardı edilemez. Hazırlanan proje Safranbolu’da bulunan Kültür ve Doğa Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylandı. Safranbolu’da Ekonomik Yaşam 1890 Yılında Kastamonu Merkez ve kazalarının ödedikleri vergileri incelersek (Sevgi Aktüre ve Tansı Şenyapılı, sayfa 69):

En fazla vergi hasılatı olan İnebolu’da toplanan vergilerin 1 028 576 kr’unun gümrük vergisi olduğu düşünülürse, Safranbolu’daki ekonomik hayatın ne denli zengin olduğu anlaşılır. Aynı yıllarda Kastamonu Merkezde 16 kişiye bir dükkan düşerken, Safranbolu’da her 8 kişiye bir dükkan düşmekteydi. Safranbolu’da 1923 yılında 414 adet debbağ (derici), 430 adet yemenici, kunduracı vb, 135 adet manifaturacı ve iplikçi, 600 katırcı ve beygirci, 250 marangoz, 120 mutabiye ve 350 bez dokuma tezgahı bulunmaktaydı (Yazıcıoğlu ve Al, sayfa 72 – 73). Bunun yanında Sinop – Gerede Kervan Yolunda seyahat eden tüccar ve kervancıların kentten aldıkları hizmetler de düşünülürse, Safranbolu’daki sosyo-ekonomik yapının zenginliği daha iyi anlaşılır. Böyle bir sosyo-ekonomik yapının, yukarıda işlevleri belirtilen bir bedestene gereksineceği açıktır. *http://www.yapi.com.tr/Haberler/safranbolu-kayip-bedesteninin-pesinde_56745.html

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s