ZAMANLIK

Zamanlık, akıp geçen zamanın değerlendirilebilmesi ve bir Safranbolu belleği oluşturulması amacıyla kuruldu.

Safranbolu’da 800 kadar tescilli konak olduğuna göre, bir o kadar da samanlık olması gerekir. Safranbolu’nun niçin UNESCO Dünya Miras Listesinde olduğunu anlatırken, yalnızca binaların değil, tüm dokunun korunduğunu anlatıyoruz. Konakların ayrılmaz birer parçası olan samanlıklar da bu dokunun değerli birer parçasıdır.

Restorasyonu 2004 yılında biten samanlık, 2006 yılında Ulusal Mimarlık ödülü alan Macunağası İzzet Efendi Konağı’nın müştemilatı içinde bulunuyor. Yaklaşık 35 metrekare taban alanına sahip yıkık durumdaki samanlığın, basit onarım kapsamındaki, restorasyonu yaklaşık 6 ay sürdü ve yine yaklaşık 20 000 TL’ye mal oldu.

Samanlık, bugün Zamanlık adı altında Safranbolu’nun ortak belleğinin bir parçası olmak çabası içinde. Zamanlık’ta geçen 8 yıl içinde çeşitli sergiler düzenlendi, şiir dinletileri yapıldı. Avrupa Topluluğu, Fener – Balat Projesi yöneticilerinin katılımıyla “Kentsel Koruma” ya da Ulusal Ahşap Birliği’nin katılımıyla, “Ahşap Yapıların Zararlılara karşı Korunması” gibi önemli konularda seminerler gerçekleştirildi. 2004 yılında Safranbolu’da Korumanın 30. Yılı kutlaması yapıldı. 2005 yazında Karabük Üniversitesi, Safranbolu Meslek Yüksek Okulu, Restorasyon Bölümü’nün 7 öğrencisi ile birlikte bir yaz stajı kapsamında Safranbolu Çarşı’nın önemli bir bölümünün röleveleri çıkarıldı ve restorasyon projesi ön çalışma ve araştırmaları tamamlandı. Özellikle Ayşe Küçük’ün eserlerinden oluşan tezhip sergisi bizim için çok onurlandırıcı bir etkinlikti. Müteveffa Uğur Kangal’ın ODTÜ, Mimarlık Fakültesi’nde hazırladığı restorasyon uzmanlığı yüksek lisans tezinin 1974 yılındaki Safranbolu’yu belgeleyen görsellerınden oluşan sergi unutulamayacak diğer bir etkinlik oldu. Bu serginin önemli bir kazanımı, Safranbolu’nun 1974 yılında yapılan fotogrametrik rölevelerinin Zamanlık arşivine kazandırılması oldu. Diğer bir yüzakı etkinlik ise Karabük Valiliği ve Ankara Italyan Kültür Heyeti ile birlikte gerçekleştirdiğimiz “Hemşerimiz La Diva Turca -Leyla Gencer” konser, sergi ve söyleşileri oldu.

Kanımızca şu anda “koruma ve yaşatma” konuları ağırlıklı mimarlık ve şehircilikle ilgili Türkçe ve İngilizce kitaplardan oluşan kütüphanenin Safranbolu’da bir eşi bulunmamaktadır. Bugün Zamanlık’ta sözlü tarih çekimleri yapılıyor ve bir görsel arşiv oluşturuluyor. Ayrıca, Zamanlık’ta Safranbolu ile ilgili olarak yapılmış tezler toplanmaktadır.

İçinde tam donanımlı bir mimari ofis de bulunan Zamanlık, Safranbolu üzerine araştırma yapan akademisyenler ve öğrenciler tarafından kullanılabilmektedir.

Advertisements

Ahşap Yaşar ve Yaşatır*

İbrahim CANBULAT, Y. Mimar

  

Safranbolu Tarihi Merkezinde bulunan Betenler Konağı’nın aralıklarla iki yıla yayılan restorasyonu bitti ve konak bir küçük lüks otel olarak hizmete alındı.

İstanbul Üniversitesi, Orman Fakültesi’nin yaptığı ahşap yaşı belirleme (Dentrokronoloji) çalışması ile yapıda yaygın olarak kullanılan sarıçamların 1856 + 2 yılında kesildiklerini biliyoruz. Gerçekte 18. yüzyılda yapılmış olması gereken konağın restorasyonu sırasında çeşitli yerlerinde bulunan devşirme ahşap parçalar üzerindeki yanık izlerinden ve yerel tarih çalışmalarından bir mahalle yangını sonrasında tahrip olduğunu, ardından 1860’larda yenilendiğini bulduk.

Son 50 yıl içinde insan eliyle yapılan tahribatın, yapıya zamanın getirdiğinden daha fazla olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Özellikle Batı Karadeniz Bölgesi’nin zengin ormanlarından kesilen öz ağaçların zamana dayanımı bizi hiç şaşırtmadı.

Yerel mimarinin en önemli özelliği yerel malzemeyi kullanmaksa, yapım ekonomisi de hemen ikinci sırayı alır. Konağın restorasyonu sırasında yapı elemanları üzerinden ahşabın sosyoekonomik değişime zaman içinde nasıl esneklik ve uyum sağladığını görebiliyoruz.

Çatı arasında bulduğumuz, önceki dönemlerde -asri pencere açmak için- sökülmüş cam evleri ve olmaları gereken yerlerdeki çivi ve alıştırma izlerinden hangisinin nereye ait olduğunu bulabilmek, bize büyük heyecan verdi. Pencereleri yakmayıp saklayan Safranbolululara -dillere destan cimriliklerini de göz ardı etmemek gerekir- şükran borcumuz var.

Restorasyon sırasında geçmişin izlerini taşıyan ve hala iş gören ahşap yapı elemanlarını yalnızca zararlılara karşı emprenye ettik ve sakındık.

Sonuçta ortaya çıkacak olan, yeni işlevine tam yanıt vermesi gereken bir mimari eserdir. Restorasyon çevresinde birçok uzman ve ustayla çalışırken mimarın orkestra şefi gibi davranmakla birlikte egosunu hep kontrol altında tutması gerektiğini belirtmeliyim. Mimar tabi ki yapı üzerinde iz bırakacaktır. Yeter ki, bırakacağı izler dürüst ve doğru olsun.

Ahşap çok uzun yaşar ve yaşatır.

*) Ulusal Ahşap Birliği, e-gazete 4, Şubat 2012’de yayınlanan yazının özgün örneği.