SAFRANBOLU / UNESCO Dünya Miras Kenti 1/5

İbrahim Canbulat, Usta Mimar

 

Safranbolu, UNESCO Dünya Miras Komitesi’nin hazırladığı Dünya Miras Listesi’nde 1994 tarih ve 614 sıra numarası ile kayıtlıdır. Safranbolu’nun Dünya Miras Listesi’ne kabul edilme “Kültürel Miras” olarak ölçütleri (ii), (iv) ve (v)’tir[1]. Bu bağlamda Safranbolu;

ii)       Yüzyıllar boyunca kervan ticaretinde oynadığı kilit rolden dolayı Safranbolu refah içinde olmuş ve bunun sonucu olarak da Osmanlı İmparatorluğu’nun geniş bir bölgesinde kentsel gelişime etkiyen genel ve mahalli mimariye ait standartlar oluşturmuştur.

iv)     Kervan ticareti asırlar boyunca Doğu ile Avrupa arasındaki temel ticari bağ olmuştur. Sonuç olarak da rotası boyunca karakteristik özelliklere sahip olan şehirler kurulmuştur. 19. yüzyılda demiryollarının gelmesiyle bu şehirler birincil varoluş amaçlarını kaybetmiş ve çoğu başka ekonomik kaynaklara yönelmiştir. Safranbolu ise bu yönde etkilenmemiş bunun sonucunda da orijinal halini ve binalarını önemli derecede korumuştur.

v)      Kervan ticaretinin bitmesinin Safranbolu üzerinde yıkıcı ektileri olmuştur. Karabük demir-çelik fabrikalarına yakınlığı Safranbolu’ya yeni bir sosyo-ekonomik rol vermiştir ancak Safranbolu hala dışsal etkenlere maruz kalabilmektedir. Bu yüzden de bu geleneksel yerleşimi korumak için devamlılık arz eden çabaların gösterilmesi gerekmektedir (UNESCO,   215–240).

Safranbolu, içinde insan yaşamının sürmekte olduğu bir kenttir. Bu nedenle Türkiye’de bulunan diğer 10 UNESCO Dünya Mirası alandan çok daha karmaşık bir yapı göstermektedir. Yazıda Safranbolu’nun geçirdiği evreler üç bölümde incelenecektir. Bunlar: A. Safranbolu’nun Oluşumu (1930’lar öncesi),

B. Safranbolu’da Koruma Çabaları (1930’lar – 1990’lar) ve

C. Bir Turistik-Tarihi Kent Olarak Safranbolu’nun Karşı Karşıya Kaldığı Tehditler  (1990’lar sonrası).

Safranbolu’da ortaya çıkan etkileyici fiziki yapıyı yalnızca Osmanlı olarak değerlendirmek yanlış olur. Safranbolu, bilinen en az 3 000 yıllık geçmişin kültürel mirasına sahiptir. Safranbolu, Çarşı ve Bağlar ile Selçuklu – Osmanlı sürekliliğini gösterirken, Kıranköy ile Roma – Bizans – Osmanlı sürekliliğini göstermektedir. Bugün Osmanlı konakları olarak isimlendirdiğimiz, yapılar ise Hititlerden[2] miras strüktür ve yapı sistemleri kullanılarak inşa edilmiştir. Yapı usta ve ekiplerinin ise Hitit – Roma – Bizans – Osmanlı gelenek ve becerilerini kullana geldiklerini görmekteyiz[3]. Öte yandan, Safranbolu’nun iyi korunmuş kent dokusu ve konakları, bize Osmanlının Müslüman olsun gayrimüslim olsun aile ve sosyal yaşamıyla ilgili önemli bilgiler sunmaktadır.

Safranbolu, Osmanlının sağ ucunda bulunmakla, sürekli olarak Asya’dan kopup gelen “Yörükan”a geçici de olsa konak olmuştur. Osmanlı’nın yüzyıllarca süren batıya doğru deviniminde gereken nüfus, toprak kazanıldıkça bölgeden kaydırılmaktaydı. Geçmişte Medine-i Taraklı Borlu ve Yörükan-ı Taraklı Borlu olmak üzere iki ayrı kadı tarafından idare edilen ve birbirinden oldukça farklı ikili yapı bugün dahi Safranbolu üzerinde önemli ölçüde etkin olmaktadır. Safranbolu’da koruma süreçlerini anlamak için, yörükanın yarıcı olarak kullanan Safranbolu soylusunun konaklarının şekillenmesinden tutun, ilk sahipleri tarafından terk edildiğinde konakları sahiplenen yörükanın konaklardaki yeni kentsel/kırsal yaşamına kadar birçok noktada bu ikili yapıyı göz önünde bulundurmak gerekmektedir[4].

Safranbolu, 1930’lar sonrası adeta dünyada kentsel korumanın geçmişiyle ilgili entelektüel, profesyonel ve politik süreçleri birebir yaşamıştır. Bu nedenle de akademik araştırmalara önemli kaynak olmak yanında, benzer kentsel koruma uygulamalarına örnek olma özelliği de bulunmaktadır. Yazıda koruma sürecinin evreleri dipnotlarla da ayrıntılandırılarak anlatılmaktadır.

Yazının amacı bir UNESCO Dünya Mirası olarak Safranbolu’yu incelemekse de zaman zaman bu kapsamın dışına çıkmak zorunda kaldım. Safranbolu’nun isimleri ve tarihi ile ilgili bölümlerde Dadybra’nın Safranbolu olduğunun ancak 1970’lerde belirlenmiş olması nedeniyle çeşitli kaynaklarda tutarsızlıklar gördüm. Bu nedenle 1. derecede kaynaklara ulaşmak ve bazı saptamaları yazıya katmak zorunda kaldım. Aşağıda da belirteceğim gibi, Osmanlı kenti ve kentlisi ile ilgili birçok yeni araştırmalar yapılmaktadır. Bu bağlamda başta ayanlar dönemi, loncalar ve Anadolu’da ortaya çıkan “Protoendüstri Kentleri” gibi konuları –kapsam dışına çok taşmamak koşuluyla- irdelemekte yarar gördüm. Safranbolu evine gelince, konu daha çapraşık bir boyut aldı. Bugün elimizde 19. yüzyıl öncesinden kalan çok kısıtlı sayıda Osmanlı evi olmasına karşın, çoğu 19. yüzyılda yapılmış konaklardan hareketle Osmanlı evi özellikleri ve tipolojisi üzerine kalın çizgilerle, hatta aşırı idealize edilmiş soyutlamalar ve genellemeler yapmaktayız. Aşağıda da belirttiğim gibi 18. yüzyıla kadar bir “Hayat Evi” olan Safranbolu evi, 18. yüzyıldan başlayarak, değişen sosyo-ekonomik yapı, daha liberal ortam ve İstanbul üzerinden gelen yabancı esinlenmelerle önemli değişim geçirmiştir. En azından bu konuda yapmakta olduğumuz bilimsel araştırmaların ilk ipuçlarını yazıda paylaşmak gereğini duydum. Bu cesareti bana Safranbolu’nun zengin kültürel mirasını kullanıyor olmak verdi.

Safranbolu’nun bugününü iyi anlayabilmek için şu anda bağlı bulunduğu Karabük’le birlikte değerlendirmek gerekir. Safranbolu’yu 1930’lara taşıyan sosyo-ekonomik yapı yok olurken,  eş zamanlı olarak gerçekleştirilen Türkiye’nin ilk ağır endüstri yatırımı Karabük Demir ve Çelik İşletmeleri ne denli etkilediyse, 1994’te özelleştirmesiyle ortaya çıkan sosyo-ekonomik ortam da o denli etkilemiştir. Özelleştirme sonrasında plansız “Sanayisizleşme: deindustrialization” olarak isimlendirdiğim oluşum, 20 yıl sonra bugün de Safranbolu’yu güçlü bir şekilde etkilemeye devam etmektedir.

1990’lardan başlayarak öncelikle TTOK (Türk Turing ve Otomobil Kurumu)’nun Beybağı Sokağı’nda bulunan Havuzlu Asmazlar Konağı’nı satın alıp, restore ettirdikten sonra bir otel olarak işletmeye başlaması, Safranbolu’nun turizme tanışmasını ve bir destinasyon olarak ortaya çıkmasını sağlamıştır. Marazi bir ilişki içinde olmakla birlikte miras alanlarını kültür turizminden ayrı düşünmek olanaksız gibidir. Bu bağlamda geçen 20 yıl içinde Safranbolu’da önemli sayıda tescilli konak restore edilerek otel olarak işletmeye alınmıştır. Bugün Safranbolu’da 2 650 yatak kapasitesi bulunmakla birlikte, doluluğun yeterli olmaması nedeniyle turizm sorunları olan bir sektör olarak gözükmektedir.

Endüstrileşme ve kentleşmesini tamamlayamamış toplumlarda, tarihi kentler özellikle düşük gelirli sosyal grupların, büyük kentlere doğru deviniminde geçici barınak yerleşmeler olarak kullanılmaktadır.[5]

Çarşı, Kıranköy ve Bağlar geçirdikleri farklı süreçler sonucunda bugün birbirinden çok farklı konumlarda da bulunmaktadırlar. Ancak, Çarşı’nın karşılaştığı sorunlar diğerlerinden çok daha çapraşıktır. Çarşı, ekonomik ve idari merkezlik işlevini kaybetmiş olmak yanında, kitle turizminin getirdiği olumsuzluklarla başa çıkmaya çalışmakta, bir yandan da orada barınmaya çalışan nüfusun düzey kaybetmekte olan yaşam standardı sonucu fiziki olduğu kadar sosyal bozulmaya da uğramaktadır.


[1] Kabul edilme ölçütleri için http://whc.unesco.org/en/criteria/

[2] (Naumann, 372 – 388) Boğazköy Evleri, zemini moloz taş üst katı ahşap iskelet sistemi ile Safranbolu evinin prototipi gibidir. Özellikle resim 514–516 çardaklı (hayat) ev tipi için önemli ipuçları sağlamaktadır. Yine Safranbolu’da moloz taşla yapılmış duvarlarda kullanılan balıksırtı (opus spicatum) örgü için 69 ve resim 41. 

[3] Çamur sıva üzerinde kullanılan perdah analizleri, Vitruvius reçete ve tarifleri ile çakışmaktadır. (Vitruvius, 152-). 

[4] Akbudun x Karabudun: Fars kültürü etkisinde kentli gruplara karşın, hayvancılıkla geçinen ve kentlileşmesi hala tamamlanmamış Türkmenlere verilen isimlerdir. Bugün kendini gerçek Safranbolulu olarak tanımlayan grup, kendilerinin Selçuklu asilzadelerinin torunları olduklarını söylemektedirler.

[5] (Aga Khan, 7 – 11) Dünyadaki miras kentlerin üçte birinin Müslüman dünyasında bulunduğunu ve bu kentlerde fakirin fakiri toplulukların tutunmaya çalıştıklarını belirtiyor.

One Comment

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s