William Francis Ainsworth’ün Safranbolu Gezi ve Araştırmaları

http://books.google.com.tr/books?id=-IVxAAAAMAAJ&printsec=frontcover&hl=tr#v=onepage&q&f=false

Çeviri: İbrahim Canbulat

Image

Sayfa 64

(21 Ekim 1837)

Akşam Safranbolu (Zafaran Boli) Kasabası’na ulaştık. Önce postaneye bitişik hana giriş yaptık, fakat oradaki gürültücü ulak ve kavasların verdiği rahatsızlık nedeniyle (Mr.) Rassam, bizzat kaymakama giderek, kasabanın dışında bulunan Hristiyan mahallesi Kıranköy’de (Kuran Keuy: the King’s Village?) konaklayabilmemiz için izin istedi. Kabul edildi ve ertesi günün Pazar (Sabbath) olması, Paflagonyalı Yunanlılarının torunları ile birlikte kiliselerini ziyaret ve kasabada bir gezinti olarak belirlediğimiz program nedenleriyle keyiflendik.

Şu ana kadar Avrupalılar tarafından az tanınan bir yerleşme olan Safranbolu, iki küçük derenin birleştiği noktada yerleşmiş; sular birleştikten sonra, altında yüksek bir kemer bulunan, sarmaşıklı bir köprünün altından geçip, kayaların arasındaki derin kanyondan aşağılara doğru akıyor.

Belirgin uzantılar yapan, kaya terasları ve kasabaya doğru inen dik yarları olan yüksek düzlük, kasabada bitiyor. En doğuda bulunan yükselti yeni bir kışla ve ona bitişik cami tarafından işgal edilmiş, sonraki eski kalenin yıkık duvarlarını taşıyor, üçüncüsü kaymakamın konağının oturduğu alan ve dördüncü ve sonuncusu Hristiyan mahallesi Kıranköy; bu arada aşağı kasaba, minareler, hanlar, medreseler, hamamlarla tepelerin eteklerinden aralarındaki vadilere uzanıyor.

Sayfa 65

Kasabada 3000 Müslüman ve 250 Hristiyan evi bulunuyor. İyi bir pazarı, dört güzel camisi, mescitleri, medreseleri, tekkeleri (derviş manastırları), iki büyük hanı ve dört genel hamamı var.

Asıl ticaretini, yerin bu denli gelişmesini sağlayan ve ona eski ismi Flaviapolis ve yeni ismi Safranbolu’yu veren safrandan sağlıyor.

Sen Stefan’a ithaf edilmiş Yunan kilisesinde, bize Justinian’ın karısı Theodora’nın Suriye’den getirip kiliseye bağışladığı, şehidin bir uzvu (limb[i]) en değerli emanet olarak gösterildi.

Bu imparatoriçeyle ilgili olarak – Gibbon’ın[ii] doğru fakat fütursuz alaylarıyla: onun Paflagonya’da büyüklük rüyaları görürken, geleceğin mutlak hâkiminin karısı olmanın kaderinde yazılı olduğu konusundaki keyifli inancıyla sonunda Paflagonya’yı terk ettiği söylenir. Tarihçilerinin yazdıklarına göre, bu hayallerin peşinde, ibadet dönemleri sonrasında, Paflagonya ve Btinya’daki kiliselere cömert adaklar ve hediyeler dağıttı.

22 Ekim 1837

Kayalık yüksek arazide, kasabadan 7 km ötede yer alan ve ilgi çekici antik kalıntılar bulunan Karapınar’a (Kara Bunar) bir gezi yaptık. Gezide yüksek araziyi millerce yaran dar ve derin vadilerden geçtik. Bunun yanında, doğu (Oriental) mağrurluğunu hiçe sayarak karılarını dilenmek için bize gönderen gezgin çingenelerle (Zinganis, or Gipsies) karşılaştık. Daha sonra koyu renkli çamların çevrelediği Müslüman mezarları gördük; aralarında üzerinde -melek olmalı- kanatlı kadın figürü bulunan mermer bir levha bulunan Bizans dönemi kolon başlıkları ve kalıntıları bulduk. Burası, erken dönem Hristiyan kilisesi ya da manastırının bulunduğu bir alanmış gibi görünüyordu.

Ertesi gün, sabah erken Soğanlı (Soghanli) Su’nun Filyos (Filiyas)’la buluştuğu çatala gittik – yanıtlanması gereken bir hidrografi sorusu. Yolumuz Bulak Deresi boyunca, diğerleri gibi göz alıcı bir vadi ve sonra daha geniş nehir kıyıları boyunca uzanan yolu aşarak kasabadan yaklaşık 7 mil ötede Filyos’la birleştiği çatalına ulaştık ki orada birleşen çayın üzerinde bir ahşap köprü bulunuyordu.

Yol boyunca çoğu çiçek açmış safranlarla kaplı bakımlı tarlalardan geçen başka bir yoldan Bulak Köyü’ne geri döndük, oradan kayalık bir yarı aşarak Orminius’un ( İsfendiyar?) eteklerinde bağlık ve küçük köy evleri serpiştirilmiş kapalı bir vadiye geldik. Yol, vadinin bir mil kadar yukarısında, gözlerden uzak kayalık bir noktada kireçtaşı kayalarındaki bir mağaradan fışkıran suya yöneltti.

Safranbolu’nun iyi insanları geçmiş zamanlarda biri Sen John’a diğeri Theodore’ye ithaf edilmiş iki manastırın bulunduğu bu alanda sık sık keyifli toplantılar yaparlar. Boğazlı (Boghazlu) semti üzerinden kasabaya geri döndük. Ki böylece tüm çevresini tanımıştık ve kesinlikle bu kadar keyifli ve konforlu kır evleri olan ve esas olarak yerli Yunan tüccarlara ait semtler (suburb) bulacağımızı ummamıştık.

Safranbolu’dayken, bir Yunanlı çocuk kayıp Sudanlı (Nubian) hizmetçimiz yerine, hizmet vermeyi önerdi. O kasabada yerleşik alayda görevli Fransız doktorun yanında çalışmaktaydı; para alamıyordu ve epeyce alacağı birikmişti, geçmişini heba edip, verimli olmayan işinden ayrılmayı tercih ediyordu. Ayrılacağımız gün sahibi, kaybolduğunu kaymakama rapor etmiş kavası bizim evimize onu almaya göndermişti. Onu bu kölelikten kurtarmaya kararlıydık fakat beceremedik. Kaymakamı bekledik ve kendisine gücümüz yettiğince, yapılan işin adaletli olmadığı, çocuğun sevmediği bir işte kalmaya zorlandığı, dahası uzun zamandır birikmiş alacakları ve kendisine yeterli yiyecek verilmediği, hizmetkârın kendi patronunu seçme hakkının olduğu, Yunanlı olduğu, reaya (rayah) olmadığı, kendisinin gönüllü olarak bizi tercih ettiği, korumamız altına girdiği gerekçelerini ileri sürerek beyanda bulunduk. Kaymakam, nasılsa onu bize verdi, sahibine hizmetkârı üzerindeki haklarına karşılık ödeme yapmamız konusunda ısrarcı oldu; tartışmamız sonunda, çocuğun kavaslarca bizden koparılması sonrası; patronunun insanca olmayan emriyle, hapishane hücresinde kavaslarca kırbaçlandığını görünce üzüntü duyduk. Azadı çok uzun sürmeyecekti, Ankara’ya varışımızda tüm gelişmeleri İzzet Mehmet (Mehemet) Paşa’ya[iii] aktardık, İstanbul’a dönene kadar hizmetimizde kaldı.

Safranbolu, Küçük (Lesser) Asya’daki eski zenginliğini Müslümanların (Muhammedan) hâkimiyetinde muhafaza edebilmiş az sayıdaki kasabadan biri olarak belirtilmelidir. Genelde istisnasız tam tersi doğrudur.


[i] Berke, Klaus, Tabula Imperii Byzantini 9, Paphlagonien und Honorias. Verlag der Österreichischen Akademie der Wissenschaften, Vien, 1996: sayfa 268’e göre “Sol Ayak”

[ii] Edward Gibbon, İngiliz tarihçi

[iii] 1936 yılında Redif-i Mansure Ankara Müşirliği adı altında Çankırı, Kastamonu, Viranşehir ve Çorum sancakları birleştirilmiş, eyalet valiliğine İzzet Mehmet Paşa atanmıştır.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s