İçinden Otobüs Geçen Tarihi Kent SAFRANBOLU

İbrahim Canbulat

 

OWHC

10 – 12 Kasım 2005 günleri OWHC (Dünya Tarihi Kentler Birliği), “Avrasya Kentlerinde Kültür Turizminin Gelişimi” başlıklı bir seminer düzenledi. Bu seminerde ben de “İbn-i Battuta’nın Safranbolu’su / Safranbolu’nun Turizm Etkisinde Geçmiş ve Geleceği” başlıklı bir bildiri sundum. Bu bildiride konuyu yalnızca kültür turizmi bağlamında değil, tarihi kentin algılanması kadar, yanlış planlamalar sonucu önemli derecede motorlu trafik baskısı altında kalması gibi etmenleri de göz önünde bulundurmaya çalışmış; sorunların çözümü için İbn-i Battuta Kültür Yolu olarak isimlendirdiğim bir seçenek sundum(1).
1930’larda Türkiyenin ilk ağır sanayi yatırımı olan Karabük Demir ve Çelik İşletmeleri, küçük bir köy olan Karabük’ü önemli bir kentsel merkez durumuna getirmiş, bölgedeki tüm iş gücünü emmiş, Safranbolu ise ancak Karabük Demir Çelik İşletmeleri’nin yatakhane yerleşmesi işlevini üstlenerek tutunabilmişti. Bütün bunların etkisinde Safranbolu’nun kentsel ulaşım örüntüsü tümüyle değişmişti. İzleyen yıllarda ise Çarşı (Safranbolu Tarihi Merkezi) işlevini kaybetmiş ve Kıranköy’de yeni bir merkez oluşmuştu. Sonuçta, geçerli imar planı ve yönetmelikleri de dikkate alınmayarak Karabük – Kastamonu Karayolu tarihi kentin içinden geçirilmişti. Bu yol üzerinde oldukça fazla sayıda tarihi konak yıkılarak Kazdağlı Meydanı açılmış(2), yolcu indirme – bindirme amaçlı duraklar ve otoparklar yapılmıştı. Ardından 1990’lı yıllarda gelişen ve giderek hızı artan otel ve diğer turistik hizmet yatırımları Kazdağlı Meydanı’nın etrafına kümelendiler. Bu uygulama bugün çoğu otobüsle seyahat eden günübirlikçiler dahil yılda yaklaşık 1 milyon turistin tarihi kentin tam merkezinde oluşturduğu trafik kaosuna neden olmaktadır. Tarihi kente gelen motorlu araçların yeni kent merkezinden geçiyor olması ve yarattığı yoğunluk ise bir başka sorundur.
UNESCO Milli Komisyonu’nun 6 yılda bir gerçekleştirdiği Safranbolu Miras Alanı değerlendirmesi bağlamında geçenlerde yapılan toplantıda, geçmiş dönemlerin yöneticileri birbirlerini aşağılayarak, Safranbolu Tarihi Merkezinin adının “Çukur” olup olmadığı sorununu tartıştılar. Bu tanımlama Safranbolu’nun Dünya Miras Listesi’ne alınması için yapılan başvurudan kaynaklanmış olmalıdır. Gerçekte, bu tanımlamanın bugünkü kentsel morfoloji açısından tutarlı olduğu da göz ardı edilmemelidir. Safranbolu Tarihi Merkezi, Gümüş ve Akçasu kanyonlarına yerleşmiş bir yaya kentidir. Varlık nedeni olan ve aslında bir Roma Yolu olan Gerede – Kastamonu Kervan Yolu kente en düşük kota sahip güneyinden dokunarak geçmekteydi. Kervan yolunun kente dokunduğu bu noktada, yolcu hanları, nalbur ve nalbantlar, kentin sanayi bölgesi sayılan tabakhaneler ve bunlara bağlı hizmet işletmeleri, Cinci Kervansarayı bulunmaktaydı. Yamaçlarına konakları ve bahçelerinin yerleştiği kanyonların dibine ise çarşı, pazaryeri, cami ve hamam gibi kamusal yapılar yerleşmişti. Yukarıda belirttiğim yanlış trafik planlaması sonucunda geçmişte tarihi kente güney ucundan dokunan Gerede – Kastamonu Kervan Yolu’nun tam karşıtı bir yaklaşımla kanyonların üstünde bulunan Kıranköy’den yokuş aşağı, Safranbolu’nun kentsel hiyerarşisini ve örüntüsünü yok sayarak konut bölgelerine dalınmaktadır. Yeni yapılan yol geçmişte kentin asıl transfer merkezi olan güneyiyle ise hiç bir şekilde bağlantı kurmamaktadır. Bu nedenlerle Safranbolu tarihi kentine hem baş aşağı, hem de ters yönden giren kültür turistinin Safranbolu Tarihi Kenti’ni anlamlandıramaması bir yana kentin en önemli varlık nedeni olan kervan yolu ile bağlantısını görememekte ve tabakhaneleri gezememektedir. Bu konuya başka bir yazımda değinmiştim(3).

Roman Road_edited-1

Yakın zamanda -bilinçsizce- üzeri asfaltlanmış bulunan Roma Kervan Yolu’nun Safranbolu Mezarlığı geçişi.(4)
OWHC Seminerindeki bildirim İbn-i Batuta Yolu vurgulamasıyla yaratılacak yeni bir motorlu trafik aksıyla hem tarihi kentin merkezinde oluşan motorlu trafik kaosunu çözebilecek hem de kültür turistinin yayalaştırılarak kenti daha doğru bir şekilde gezmesini sağlayabilecekti(5).

İbn-i Battuta Kültür Yolu
Yukarıdaki haritada kırmızı ile Gerede – Kastamonu Kervan Yolu, mavi ile sonradan açılan Karabük – Kastamonu Karayolu, ve yeşil ile seçenek İbn-i Batuta Yolu gösterilmektedir.(6)

Önceki Belediye Başkanı Nihat Cebeci ve önceki Kaymakam Gökhan Azcan’la bu projeyi ayrı ayrı tartıştık. Hatta, Cebeci yolun güzergahı konusunda çalışmalar yaptı. Daha sonraları bir görüşmede Azcan, İbn-i Battuta Yolu’nun masraflı olacağını ileri sürerek konuyu kapattı. Şu andaki Belediye Başkanı Dr. Necdet Aksoy ise çözümü kentin kuzeyinde yapılacak büyük otoparkta otobüslerin toplanması ve konukların kente özel araçlarla taşınması şeklinde çözmeyi planlamaktadır. Bu çözüme bir otel ve restoran işletmecisi şiddetle karşı çıkmaktadır. Geçenlerde, işadamı Şefik Dizdar’ın önerim İbn-i Battuta Kültür Yolu’na benzer bir çözüm için görüşmeler yaptığını ancak bir sonuca ulaşamadığını öğrendim.
Görünen o ki, Safranbolu Tarihi Kenti’nin başı motorlu trafiğin gürültü ve kirlilikle daha çok ağrıyacaktır.

Notlar:

1.) OWHC Euroasia International Tourism Seminar, 10 – 12 November 2005, Reports and Resolution, “The Development of Cultural Tourism in the Euroasia Cities”, nd., page 105. ayrıca bakınız https://gulevisafranbolu.wordpress.com/2011/11/14/ibn-i-batutas-safranbolu-past-and-present-of-safranbolu-under-the-influence-of-tourism/

2.) Gerçekte Osmanlı kentlerinde meydan bulunmamaktadır. Kamusal açık alanlar yalnızca cami avlularıyla sınırlıdır.

3.) “Safranbolu / Kanyonları Şehri” Atlas, Sayı 178, Ocak 2008, sayfa: 76–92 ayrıca bakınız https://gulevisafranbolu.wordpress.com/2011/07/14/safranbolu-kanyonlarin-sehri/

4.) Fotografı sağlayan İş Adamı Ahmet Sarıaltın’a teşekkür ederim.

5.) 1998 Safranbolu hava fotoğrafını sağlayan Em. Hv. Alb. Erhan Hangün’e teşekkür ederim. Çok yüksek çözünürlükteki fotoğrafta, kendini henüz yenileyememiş bulunan kentsel dokudaki istimlak izleri açıkça gözükmektedir.

6.) Bu kısıtlı yazıyla İbn-i Battuta Kültür Yolu önerisi bir fikir projesi sunumu olarak tanıtılmaktadır. Bu nedenle teknik ayrıntılara girilememiştir. Yine yazıda çok kısa değinilen Osmanlı Kenti, koruma süreçleri ve benzer ayrıntılar ve zengin kaynakça için bakınız: https://gulevisafranbolu.wordpress.com/2012/08/14/safranbolu-unesco-dunya-miras-kenti-14/ ve devamı

 

 

2 Comments

  1. Sevgili İbrahim Bey yine çok önemli bir konuya değinmişsiniz.. Bu konuda bürokratları devamlı uyarmamız gerekiyor hepimiz elimizden geleni yapmalıyız.. Yüreğinize sağlık..

    Reply

  2. Safranbolu nun değil de kendi menfaatlerini düşünenler elbette karşı çıkacaklardır.Doymazlar ,doymadılar hiç doymayacaklar. Şehir umurlarında bile değil.

    Reply

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s