Safranbolu’nun Turizm Sorunsalı / Bir Bilgi Notu*

İbrahim Canbulat

Bir sorunun çözümü için -biraz ders anlatır gibi olacak ama, eski hocalığıma yorun- öncelikle problemin tanımlanması gerekir. Sonra da amaçlar yani: biz sonuçta ne elde etmek istiyoruz? Daha sonra da bir model kurulur. Modelin kurulmasında en çetin nokta kontrol edebileceğimiz (controllable variables) ve kontrol edemeyeceğimiz (uncontrollable variables) değişkenlerin tanımlanmasıdır. Bunların arasındaki doğrudan (deterministic) zaman zamanda istatistiki (stochastic) ilişkileri tanımlayan bir model kurulur ve aşağıda belirteceğim amaçları en iyilemek (optimize) için model çözülür ve model sonuçları sistem üzerinde test edilir. Olmadı baştan…

Bu bağlamda biz öncelikle Safranbolu’nun turizmle ilgili sorunlarının ne olduğunu açık yüreklilikle belirlemeliyiz. Örnek vermek gerekirse: Safranbolu’ya niteliksiz turist gelmektedir, turist Safranbolu’da aldığı hizmetten memnun değil, turist eğlenememektedir, turiste para harcatamıyoruz, vb. Şimdi de amaçları belirleyelim daha fazla turist gelmesini mi istiyoruz, daha fazla para mı kazanmak istiyoruz, yeni istihdam mı yaratmak istiyoruz, sürdürülebilir bir turizm mi hedefliyoruz? Ya da bunların hepsi mi? Model kurma aşamasına gelindiğinde işler çarpaşık bir hal alır, en çok para kazanmakla nitelikli hizmet vermek çelişebilir, ya da daha fazla turist gelmesi her zaman daha fazla para kazanmak demek değildir gibi.

Turistik bir kent olmak yanında Safranbolu yaşayan bir tarihi kenttir. Bu nedenle turizm için iyi olan tarihi kent ve sakinleri için iyi olmayabilir. Örneğin daha fazla rekreatif amaçlı yatırım, sosyal dokuya zarar verebilir, ya da daha çok otel yapmak, daha fazla trafik demektir, gibi. Bu durumda modelin bütüncül (wholistic) olması gerekir. Yani model turizmi planını çevreden (context) bağımsız ele alamaz, alınmamalıdır.

Diğer bir çetrefil konu, planın zaman (dynamic) boyutudur. Bugün için iyi olan yarın iyi olacak mıdır? Bu nokta da sürdürülebilir olmak önem kazanmaktadır. En önemlisi turizmin korunması gereken iki önemli kaynağı tüketiyor olmasıdır. Bunlar tarihi çevre ve doğal çevredir. Buna bir de sosyal çevreyi ekleyiniz.

Plan yalnızca bugünün görünen sorunlarını tartışarak ve bunlara pratik çözümler getirerek bütüncül bir çözüm sağlayamaz. Örneğin Safranbolu’nun trafik sorunu var, bu nedenle yeni yollar ve park yerleri yaratalım dediğinizde tarihi kente daha çok trafik çekersiniz. Yada kamusal desteklerle otel yatırımlarını geliştirelim derseniz boş oteller yaratırsınız -Bakka teşvikleri- gibi yatırımların sürdürülemez olması sonucu hizmet kalitesini düşürür sonuçta bir destinasyon olarak Safranbolu’nun itibar kaybına neden olursunuz.

Bütün burada sıraladığım bilimsel yaklaşım ise ancak nitelikli disiplinler-arası bir ekibin çalışmasıyla gerçekleştirilebilir. Bugüne kadar epeyce sayıda turizm master planı okudum. hemen hepsinde de aynı yaklaşım söz konusu. Güncel sorunları derlemek, destinasyonun doğal ve kültürel potansiyelini analiz etmek, bir swot analizi ile bunları tabloya dökmek, alternatif turizm önerileri sunmak. Bu belki 3S (sun, sand and sea) turizmi yapan yerler için işe yarayabilir ama kanımca 3E (education, experience and entertainment) turizmi için çözüm olamamaktadır. Diğer bir eleştirim kurulan modellerin sayısal modeller olmaması ve sonuçta elmayla armudu karşılaştırarak sezgisel çıkarsamalar yapıyor olmasıdır. Bugün Dünya Bankası sayısal (quantitative) modellerin geliştirilmesi ve kullanılması için ciddi destek vermektedir.** Örneğin tarihi bir çevrenin yenilenmesinde binaların kullanım değerleri ile birlikte kültürel değerleri de rakamlarla ifade edilebilmektedir. Bu alan artık başka bir disiplinin ilgi alanı olarak tanımlanmaktadır: “Heritage Management”. Ancak bu yaklaşımla tarihi çevre, sosyal çevre, turist ve doğal çevre bağlamında bir turizm planı yapılabilir.

Şimdi de planın uygulanmasında, amaçların belirlenmesinde kim karar verecektir sorununa gelmek istiyorum. Bu noktada sosyal gruplar arasında derin çelişkiler ortaya çıkar. Siz Safranbolu’ya otobüs girmesin dediğinizde kitle turizmi yapan otelciler ayaklanır. Öte yandan butik otel işletmecileri otelini ve bahçesini düğün yapmak için venue olarak kullanan meslektaşından zarar gördüğünü ileri sürebilir. Safranbolu’da izlediğim en önemli çatlak çarşıdaki esnafla otelciler arasında olandır. Bugünkü yapısıyla esnaf kitle turizmine bel bağlamış gözükürken, otelci çarşıda aradığını bulamayan konuğunun yakınmalarını ön planda tutmaktadır. Öte yandan sosyal doku tamamı hediyelik eşya satmaya başlayan bakkalını, kahvesini kaybetmekten, artan fiyatlardan şikayetçi olmaktadır. Bu çelişkiler içinden sistemin tamamı için en iyiyi ancak güçlü ve kararlı bir yönetici bulabilir ve bu amaçla farklı aktörleri uygulama konusunda ikna edebilir.

Şimdi benim Safranbolu gözlemlerime gelmek istiyorum. Safranbolu’da aşırı yatak kapasitesi ortaya çıkmıştır ve hızı kesilmeyecek gibi gözükmektedir. Her yeni eklenen yatak sayısı konaklamanın niteliğini olumsuz etkilemektedir. Genel olarak konaklama eşiği olarak %40 kabul görmektedir. Butik otellerde bu daha aşağıya çekilebilmektedir. İşletmeler ancak bu doluluğun üzerinde para kazanmaya başlamaktadırlar. Sermaye geri dönüşü, amortisman ve bakım-onarım giderleri cabası. Buna karşın Safranbolu’ya gelen turist sayısı Türkiye ortalamalarının altında gelişmektedir. Bugün Safranbolu’da her beş yataktan dördü boştur. Bu sorunun hiç bir önlem alınmazsa gelecekte de devam edeceğini sanıyorum. Otel yatırımları pahalı yatırımlardır. Çarşı’da ise bir hediyelik eşya dükkanı açmak çok kısıtlı bir sermaye ile yapılabilmektedir. Buna karşın büyük yatırımcı ve know how gerektiren otel dışı riski yüksek hizmet işletmelerine girmemektedir. Yerel ve seçilmiş yöneticiler ise sorunu PR’la televizyonlar ve fuarlar yardımıyla çözmeye çalışırken tarihi kentte günübirlikçi baskısını artırmaktadırlar. Kültür ve Turizm Bakanlığı verileri destinasyonlarda konaklayan turist sayısının üç misli kadar da günübirlikçi öngörmektedir.

Kentsel planlamada “Environmental Capacity” önemlidir. Siz tarihi boyunca yalnızca 5000 kişinin yaşamış olduğu bir tarihi kente günde 20 000 kişi sokamazsınız. Geçen 2014 yılı içinde bazı cumartesi günleri tarihi kente 13 – 14 bin kadar turistin girdiğini hesaplıyorum. Bu noktada düşünmek gerekir. Benin UNESCO 2008 İstanbul değerlendirme toplantısında verdiğim çabalar sonucu tarihi konakların otele çevrilmesi konusunda Koruma İmar Planına kısıtlayıcı müeyyideler getirilmiştir ancak bu yeni otellerin yapımına engel olamadığı için hemen kısa bir süre içinde Safranbolu’da 1000 kadar yeni yatak kapasitesinin devreye girme noktasına gelinmiştir. Bu bağlamda önümüzdeki yıl büyük olasılıkla her altı yataktan beşi boş kalacaktır.

Safranbolu’da hemen önümüzdeki yıllarda (360 gün hesabıyla) otel yatak kapasitesinin 1 500 000 gibi olacağını hesaplıyorum. Hadi çok başarılı bir tanıtma yaptık diyelim, çok çok turist geldi ve yatak kapasitesinin %40’ını kullanmayı başardığımızı varsayalım. Turist sayısı gecelemeli 600 000 ve günü birlikçi, 1 800 000 olacaktır. Yani toplam yıllık 2 400 000 turist. Bunların neden olacağı trafik baskısı, yaratacağı gürültü ve çöp vb düşünülmekte midir? Burada dengesizlik hemen göze çarpmaktadır. Bu sayı ile tarihi kentte ziyaretçi sayısı bazı cumartesi günleri 30 000’e ulaşacaktır.

Gidip Venedik’i incelemek gerekir, toplam 60 000 kişinin yaşadığı Venedik tarihi merkezine yalnızca 13 000 turistin girmesine izin verilmektedir. Öncelik otellerde konaklayanlarındır.

____________________________________

*) Bu not geçenlerde bu sorunu tartıştığım bir arkadaşım için hazırlandı. Paylaşmak istedim.

**) Licciardi, G. & R. Amirtahmasebi (2012) The Economics of Uniqueness, the World Bank, Washington D.C.

4 Comments

  1. İbrahim Bey tüm söylediklerinizin altına imzamı atarım .. Hepsi çok doğru tespitler .. Ancak belediye başkanı ilçenin 2023 yılında 75.000 kişi olacağını sevinerek söylerken bırakın turistik kalabalığı ilçenin kendi nüfusuna dahi verebileceği alt yapı hizmeti nedir ?? Biz şehri turistik olarak üst düzeye getirmeğe çabalarken şehirin yerli halkı daha şehirlerini yeni yeni tanıyarak onu modernize (!) edip kullanmak istiyorlar.. Bizlerin de iki arada bir derede kaldığımız nokta bu .. Bir yandan yerli nüfusa diğer yandan turiste hitab edebilecek bir hizmet şekli olabilir mi ? Yerli halk modernleşmek istiyor turist ise eskiyi görmek eski yaşam şeklini tanımak istiyor..

    Reply

  2. Yazınızı bir solukta okudum. Sizinle Safranbolu Turizmi,karşılaşılan sorunlar ve alternatif çözüm yolları ile ilgi konuşurken, doğrusu turizme pek vakıf değildim. Zaman içinde hiç bıkmadan, durmadan, dinlenmeden Safranbolu’yu gezdim, inceledim, insanlarla konuştum, dertlerini, isteklerini dinledim. Bütün çalışmalarımı fotoğraf ve video ile kayıt altına aldım.Sizin özellikle belirttiğiniz, yatak sorunu ile nüfusumuzla orantısız kalabalığın getireceği sıkıntılar belki çok insanın aklının ucundan dahi geçmemiştir. Gezdikçe gördüm ki, çok kirli bir şehrimiz var. Kirlilik görüntü kirliği ve ses kirliliği ile kalmamakta, çevre kirliliği de had safhalara ulaşmaktadır. Görebildiğiniz her yer çöplerle,plastik atıklarla, evsel atıklarla doludur. Safranbolu Destinasyonunu kırsal alanlar, kanyonlar, akarsular, köylerle birlikte değerlendirdiğimizde gözleri tırmalayan bir çirkinlikle karşılaşmaktayız.Çatılar, pencereler, duvarlar ve görüş alanımıza giren pek çok çöp evler ki, kimileri Eski Hükumet konağından çok bariz görülmektedir. Sokaklar irili ufaklı arabalardan geçilmemekte. Park halindeki taşıtlar yüzünden yürünebilmekte, ne güzel bir anı fotoğrafı alınabilmekte. Kaldırım kaplamalarını tanımlayabilecek kelimeleri bulmakta zorlanıyorum. Bir zamanlar ayağa taş değmeden gezilebilen tarihi şehrin sokaklarında, ayaklar burkulmakta ve hatta kırılmaktadır. Yerel yöneticilere sorarsanız; bütün sorunları bilmektedirler. Her soruna karşı çözüm yolları ve heybelerinde projeleri vardır. Elimizde dünya ölçeğinde büyük bir elmas var. ancak onu işleyecek, bilgi, birikim, yeterli ve istek yok. Bir fikri olan da hemen düşman ilan ediliyor, hedef haline getiriliyor.

    Reply

    1. Sayın selcen57,
      Katkınız için teşekkür ederim.
      Sizin gibi duyarlı ve Safranbolu’yu iyi tanıyan birinin görüşlerini paylaşıyor olması beni mutlu etti. Kafamızı kuma gömerek gerçekleri görmekten kaçınmak anlamsız. Ben zaman zaman Safranbolu konusundaki önerilerimi yöneticilere aktarıyor ve blog’da da yayınlıyorum. Ümit ediyorum dikkate alınır.
      Safranbolu’ya geldiğinizde beni ararsanız sevinirim.
      Esenlik dileklerimle
      İC
      GüleviSafranbolu
      Hükümet Sokak 46
      78600 Safranbolu
      0530 2430045
      ibrahim@canbulat.com.tr

      Reply

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s