Altay Destanı “Maaday-Kara”da Yeme-İçme üzerine

İbrahim Canbulat

“Emin olun, krallarınız ve beyleriniz değil, yalnız köylüleriniz Türk ve Moğol hanları gibi yaşamaya ve aynı yiyeceklerle yetinmeye razı olsalardı, tüm dünyayı ele geçirirlerdi.”
Guillaume de Ruysbroeck (Kral ıx. Louis’nin, XIII. yüzyılda Moğolların yanına gönderdiği Fransisken papazı) (1

Maaday-Kara, Güney Sibirya’da yaşayan Altay Türklerinin destanıdır. Binlerce yıllık yaşam mücadelesinin iki neslin -yaşlı baba ve yaşamı sürdürecek oğlu olan- yaşamına sığdırarak anlatıldığı destanda odak noktası, ölüm korkusu ve ölümsüzlük arayışıdır. Destanın kahramanı, Maaday-Kara’nın oğlu -aynı zamanda bir şaman prototipi olan- Kögüdey Mergen, hayatın sırrını çözmek , annesiyle babasını ölüler diyarından yeryüzüne geri getirmek, sürülerini ve halkını ölümün pençesinden kurtarmak için yeraltı dünyasına iner.
Şamanist bir toplumun ürünü olan (ancak yer yere Budizm ve lamaizm etkisi de görülen) destanda, bu dünyayı ve öbür dünyayı algılayış biçimi şamanist düşünce doğrultusundadır. Olaylar üç farklı boyuta uzanır: yeryüzü, yeraltı ve gökyüzü. Yeryüzü canlıların mekanıdır; yeraltı ruhların yani ölülerin alemidir, bu aleme karanlık güçler hakimdir; gökyüzü de yine insan ötesi bir boyuttur. Ancak, bu üç boyutun kapıları birbirine kapalı değildir, birinden diğerine gitmek ve geri dönmek mümkündür. (2
Toplam 7739 mısradan oluşan özgün Altay Türkçesi ile yazılan metin, Emine Gürsoy – Naskali tarafından günümüz Türkiye Türkçesine çevrilmiştir. Altay destanlarını kayçı olarak adlandırılan kişiler söyler. Kayçilerin ses yetenekleri yanında iyi bir de hafızaya sahip olması gerekir. Kayçilerin, gırtlak sesiyle söyledikleri destana topşuur isimli bir saz benzeri müzik aleti eşlik eder. (3
Maaday-Kara destanının zaman içinde değişikliğe uğramış olmakla birlikte İÖ 5. yüzyılda özgün şekline kavuştuğu düşünülmektedir. Bu nedenle Türklerin avcı-toplayıcı dönem sonrasında sürüleriyle birlikte gerçekleştirdikleri göçebe yaşam ve kültürleri yanında yiyecek ve içecekleri ile de ilgili önemli ip uçları sunmaktadır.
Öncelikle belirtmeliyim destanda anlatılan yiyecekler et ve süt ürünleridir. Bunların pişirme şeklinden çok sunum şekilleri destanda daha önemli yer tutmaktadır. En belli başlı et pişirme tekniği ise büyük kazanlarda kaynatmadır.
Yenilen etler ise, en başta koyun; sığır, deve ve at etleridir.

Et, Şenlik ve Toy

427

Altaylarında
Muazzam bir şenlik tertip ediliyordu,
Oturdukları yerde
Büyük bir toy yapılıyordu.
Atların en güzeli
Yarışa hazırlandı.
Erkeklerin benim diyeni güreşe hazırlandı.
Çoluk çocuğun basacağı yere
İşlemeli ipekliler yaydılar,
Gelinlerin kızların geçeceği yere
Güzel ipekliler serdiler.
Oygılık’ın kırlarında
Oğlanlar toplanmış eğleniyor.
Kıygılık’ın kırlarında
Kızlar toplanmış eğleniyor.
Dağ gibi et doğramışlar,
Irmaklar akar gibi içki getirmişler.
Karın yağı bulut misali (koçları) devirip kesmişler,
Yeleleri dağ gibi (atları) kesip yarmışlar
Doksan gün toy düzenlemişler,
Yetmiş günlük ziyafet düzenlemişler,
“Yetmiş günlük şenlik” deyip şenlik yapmışlar,
“Doksan günlük toy” deyip, toy yapmışlar. (4

927

Bunu gören Maaday-Kara
Karısına dur dedi:
“Dur karıcığım,
Üzülme, dedi.
Vedaya hazırlık olsun, kazanı getir, dedi,
Kazanı da ateşin üzerine koy, dedi.
Veda şöleni olsun, dedi,
Aracan ve koracan içkilerini al gel, dedi.
Görüp göreceğimiz tek oğlumuza kara dağ oldu baba
Dört kayın oldu ana, dedi.
Altay’ımıza düşman üşüşecek,
Yurdumuzda savaş kopacak” dedi.
Karısı Altın-Targa
Bir o yana döndü,
Acısını bastırdı.
Bir bu yana döndü,
Bronz kazanı ateşe oturttu.
Güneş ışığında ışıldamayan alacakaranlık dağlar gibi
Bronz tulumu alıp geldi,
Ay ışığında ışıldamayan ala dağ gibi
Altın tulumu getirdi.
yüz buğranın etini kaynattı,
Yüz boğanın etini pişirdi
Yüz koçun etini
Bir tepsiye yerleştirdi.
Yüz tulumdaki aracan içkisini
Bir masanın üzerine koydu.
Dağ gibi et kesti.
Yüce bahadırları davet etti,
Gelinlik kızları davet etti,
Akan su gibi içki doldurdu,
Altın kürklü alplerim
İçki içti,
Gümüş kürklü yiğitlerim
Ziyafete koyuldu.
Yedi gün süreyle içki içildi,Dokuz gün süreyle ziyafet çekildi.

1629

Besili kısrakların yağından
Tepsilerle sundu,
Besili koçların kuyruğunu emdirdi,
İnsan kanını süzgeçten geçirip içirtti, (5
Atın kanını kadehte soğutup yudumlattı,
Hep et ile ödüllendirdi.
Bıçak kullanmadan yağ emen,
Kamçı kullanmadan rahvan ata binen
Kara-Kula kağan
Maaday-Kara’nın sayısız hayvanlarının
Yarısını yedi,
Evinde dinlendi.
Eskisinden on misli
Şişmanlayıp atının karnı doydu.
Öncesinden iki misli
Şişmanlayıp ağanın karnı doydu.

4023

Yüz kulplu kara kazanı
Ucundan tutup yudumladı.
Boğa etini, erkek deve etini
Lop tek parça yuttu.
Etin iri kemiklerini
Ağzından tükürdü,
Ufak kemikleri
Burnundan püskürdü.
Kara boğanın eti
Şapur şupur döküldü,
Kara erkek devenin etini
Suyuyla birlikte yuvarladı.
Yüz kulplu kazanı
Dibine dek içip bitirdi.
Yine tükürünce
İri boğanın bacak ve kol kemikleri
Ağzından fırladı.
Kaburgalar omurgalar
Burnundan çıktı.
“Sürü yetiştiren bahadırın yurdundan
Boğa eti yiyerek,
Aç karnımı doyurdum, dedi,
Erkek deve etini yiyerek,
Zayıflamış gövdem semirdi” dedi.

4706

Semiz davarın etinden
Bir tepsiye koydular,
Üstü yağlı çorbasından
Bir altın kaba koydular
Yemekten karnı doyuncaya kadar,
Yorgunluktan vücudu dinleninceye kadar yedi, dinlendi.

En ilgi çekici ayrıntı ise at kanının da ziyafetlerde sunuluyor olmasıdır. Yukarıda göreceğiniz gibi, yalnızca bir yerde ise çok şaşırtıcı bir şekilde insan kanı da menüye girmektedir. Bu kötülerin kötüsü Kara-Kulu’nun karakterini anlatmak için bir mecaz olabilir, ancak Heradot’a göre İskitlerde öldürdükleri düşmanlarının kanını içme adeti vardı.
Destandan genellikle hep erkek hayvanların yendiğini görmekteyiz. Bu dişi hayvanların sütü için ayrıldığını göstermektedir. Ayrıca destandan erkek hayvanların sahibine üstünlük kurmak adına öldürüldükleri ve yendikleri anlaşılmaktadır. İlginç olan diğer bir ayrıntı ise atın yaşlandığında kesilip yendiğidir.

330

Namlı şanlı Maaday-Kara
Dertli dertli yandı:
“Yaşlı koyu boz atım
Kesimlik oldu, dedi.

Av Etleri

Destan da av etlerinin de beslenme düzenine girdiği görülmektedir.

1858

Birbirine eş yetmiş boz tavşan,
Yan yana durmuş ot yiyordu.
“Uy” diye bağırınca
Birbirinin ardından tek sıra doğruldu.
Tek bir kamış ok ile
Peş peşe hepsini vurdu.
Yetmiş boz tavşanı
Ayaklarından bağlayıp
Sürükleyip getirdi bahadır oğlan,
“Tavşan çorbası için” deyip,
Geceden sabaha dek kaynattılar.
İliğiyle, böbreğiyle
Doyurdu bahadır oğlanı.
Yetmiş boz tavşanı
Yedi günde yiyip bitirdi.
Ondan sonra bahadır oğlum
Kocutı’nın kara yanacından
Basıp çıktı yukarı.
Doksan maral, hep alaca
Otluyordu orada.
“Ay” diye bağırdı,
Sıraya girip doğruldular.
Kaburgadan yayı gerip
Kamış oku fırlattı.
Hepsi birer ödül, doksan maralı yüreğinden
Delip yere düşürdü.
Doksan maralı, hep alaca,
Ayaklarından bağlayıp
Sürükleyip getirdi.
Yaşlı kadın sevinip
İliğiyle böbreğiyle
Bahadır oğlanı doyurdu.
“Maral eti lezzetli” deyip
Geceden sabaha dek kaynattı.
Doksan maralı hep alaca,
Dokuz günde yiyip bitirdi.

Süt ve süt ürünleri

3209

Kendine bakınca,
Altın gibi sarardığını gördü.
Yemek istemezken canı yemek istedi,
Susamazken canı su istedi.
Kögüdey-Mergen
Mavi bulut gibi mavi torbasını çıkardı.
İki parça kurut çıkardı.
Annesi Altın-Targa’nın ilk sütünü
Altay’ın sahibesi yaşlı kadın
İki parça kurut hazırlayıp
Kurutup koymuştu.
Büyük kurutu tam ortadan kırıp
Kögüdey-Mergen yuttu.
Gücüne ilave güç eklendi,
Kuvvetine ilave kuvvet eklendi.
Öncesinden iki misli büyük cüsseli bir
Kögüdey-Mergen oldu çıktı.
Evvelinden on missile büyük bir
Bahadır yiğit olup çıktı.

Ekmekten destanda yalnızca bir yerde söz edilmektedir. “Ekmek” bir yiyecek  olmaktan çok, karın doyurmak anlamında kullanılmış olmalıdır.

23

Çadırın artık giderinden atılanları inekler yer,
Büyük bir ulu bahadır idi o,
Kapısında insanlar ekmek yer,
Yiğit bir kahraman idi o,

İçkiler

İki içki yemeklerde özellikle de şölenlerde sunulmaktadır.

784

“Acıktın mı, Maaday-Kara?
Yemek hazır, dedi. Susadın mı, Maaday-Kara?
Aracan ve korocan içkileri hazır” dedi.

934

Veda şöleni olsun, dedi,
Aracan ve korocan içkilerini al gel, dedi.

953

Yüz tulumdaki aracan içkisini
Bir masanın üzerine koydu.

4152

Çuval kürklü Tastarakay
Yetmiş çiçek kopardı,
Bunlardan aracan içkisi yaptı.
Altmış çiçek koparıp,
Bunlardan korocan içkisi yaptı.(6
Kavak yapraklarını toplayıp,
Bunlardan bir deri matara yaptı,
Kayın yapraklarını toplayıp
Bunlardan bir kara matara yaptı.
Altmış matara içkiyi
Atın eyer kayışlarına bağladı,
Yetmiş matara kococan içkisini
Terkisine yükledi.

Yapraklardan matara yapımı akla yatmasa da, aracan ve korocan içkilerinde çiçek kullanıldığı açıktır.

5490

Evlatları Kögüdey-Mergen’i
Mavi keçe halıya oturttular.
Keskin kımız ikram ettiler,
Ekşi sütten içecek sundular.

_________________
7739

Altay destanı tamamlandı,
Söylenecek sözüm kalmadı.

Notlar:

1) Gerard Chaliand, Göçebe İmparatorluklar / Moğolistan’dan Tuna’ya, Doğan Kitap, İstanbul, 2001, s. 9.

2) Bu bölüm Emine Gürsoy – Naskali, Altay Destanı / Maaday Kara, YKY, İstanbul, 1999’dan olduğu gibi aktarırmıştır. Kitapta yer yer alan Alyayca metin, Sazon Saymoviç Surazakov’un 1964’te Aleksey Grigoreviç Kalkin’in anlatımından derlediği metindir.

3) Aleksey Grigoreviç Kalkin’in oğlu olan Elbek Kalkin’in yorumuyla Maaday-Kara’nın bir bölümü için: https://www.youtube.com/watch?v=x9g_ySk8-Q8

4) Bu kalıp destanın üç ayrı yerinde bir nakaratmışçasına yinelenmektedir.

5) Ayrıca 522-3’te “İnsanların kanını fıçıda biriktirip; Bitiresiye yutuyor.”

Golden, P. Dünya Tarihinde Orta Asya, Ötüken, İstanbul, 2014, ss. 48-49.

6) Ephedra olabilir.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s