Safranbolu Konaklama Tesislerinin Değer / Fiyat Bağlamında İncelenmesi

İbrahim Canbulat

 

SAFRANBOLU TURİZM PAYDAŞLARI ÇALIŞTAYI MERKEZİ VE KIRSAL TURİZM MEKAN YÖNETİMİ ÇALIŞMA GRUBU RAPORU’nu tartışmaya devam ediyorum. Bu yazıda Safranbolu’daki konaklama işletmelerinin fiyatlarını tartışmak istiyorum.

Raporda “– Safranbolu’da turizm işletmeleri turistlerin kalış süresini uzatmak istiyorlarsa, işletmelerin 2.3.4. gün ikramı, %50 indirimler şeklinde promosyonlar uygulanmalıdır.”1 denilmektedir.

Bu amaçla booking.com Safranbolu otelleri sayfasında Ağustos 2014 ayı hafta içi fiyatları kullanacağım. Safranbolu’da booking.com portaline kayıtlı 50’nin üzerinde konaklama tesisi bulunmaktadır. Örneklediğim gün bu otellerin 50 tanesi rezervasyona açık bulunuyordu. booking.com fiyatları çift kişilik standart oda (kahvaltı içinde) olarak seçilmiştir.2

Uçhisar

Burada görüleceği gibi Safranbolu’da 2 kişi için oda ve kahvaltı olarak fiyatlar 20€ ile 110€ arasında değişmektedir. Bir bakıma farklı sosyal harcama grupları Safranbolu’da bütçelerine uygun yer bulabilmektedirler. Histogramın normal dağılıma yakın bir eğilim göstermesi istatistiki sonuçlar için de güven vermektedir. Oda fiyatlarının ortalaması (mean) 55,37€, en çok görülen fiyat (mode) 50€ ve medianı ise 54€’dur. Pozitif yatıklık (skew) görülmesi yüksek fiyatlı otellerin ana yığılımdan uzaklaştıkça seyrelmesinden kaynaklanmaktadır.

Ben genellikle “bench marking” yapmak için Kapadokya verilerini baz alırım. Orası da UNESCO Miras Alanıdır, orada kültür turizmi yapılmaktadır ve orada da deniz yoktur. Aşağıda Ortahisar’la ilgili verileri bulacaksınız. Ortahisar’da da en çok görülen fiyat 50€ olmasına karşın ortalama fiyat (mean) 69,71€ ile Safranbolu’nun %26 üzerinde ve median ise 63€’dur. Ortahisar’da da görülen pozitif yatıklığın nedeni ana gruptan epey kopuk lüks otellerin uyguladıkları fiyatlardır. Safranbolu’da görülen en yüksek fiyat 110€ iken Ortahisar’da bunun %55 üzerinde 170€’ fiyat uygulayan bir otel göze çarpmaktadır.

Ortahisar Fiyatlar-1

Analizime kaynak oluşturan diğer bir çalışma ise yine booking.com değerlendirmeleri üzerinden oluşturduğum değer / fiyat dağılımıdır. Listede göreceğiniz birinci kolon yine DBL BB fiyatlar, ikinci kolondakiler ise konukların konaklama yaptıktan sonra ödedikleri fiyata karşın elde ettikleri değere verdikleri notlardır. Öncelikle Safranbolu ortalaması olan olan 7,7 booking.com tanımlamasıyla “iyi”dir. Türker3 de değeri en yüksek not 10 olarak hesaplanırsa 7,9 bulmuştu. Bu nedenle hemen, Safranbolu’daki otellerin genelde iyi değerde hizmet verdiklerinin altını çizmek istiyorum. Minimum değer 5,5 (Kadıoğlu), maksimum değer ise 9,5’dir (Dadibra). Mode 8,15 olarak görülmektedir.

Fiyat Değer
Kadıoğlu

55

5,5

Uz

50

5,6

Sultan saray

46,5

5,8

Zalifre

75

6,1

Turgut Reis

40

6,4

Gülen

55

6,5

Arpacı

60

6,5

Bağlar Saray

79

6,7

Asmalı

53

6,8

Y. Çeşmeli

60

6,9

Havuzlu Asmazlar

65

7

Paşa Mustafa

20

7,4

Yıldız Konak

25

7,5

İmren

80

7,5

Yıldız Sarı Konak

25

7,7

Asmazlar

68

7,7

Kayra

42,5

7,8

Tabag Ahmet bey

37

8

Kahveci

60

8

Bastoncu

45

8,1

Diamond Park

52

8,1

Gülevi

100

8,1

Efe Guest House

30

8,2

Çeşmeli

65

8,2

Leyla Hanım

95

8,2

Sayınlar

42

8,3

Gökçüoğlu

72

8,3

Yorgancıoğlu

42

8,4

Selvili

55

8,4

Safir

56

8,4

Arif Bey

35

8,5

Asya

40

8,5

Safran

110

8,6

Aygür

53,11

8,8

Çamlıca

30

8,9

Mehveş Hanım

70

8,9

Yıldız Backpacker

21

9,1

Dadibra

65

9,5

mean 54,5818421052631 7,7078947368421
median 7,5
mode 8,15

 

Safranbolu Değerler-2

Ayrıca fiyat ve fayda arasında bir ilişki olup olmadığını araştırdım. İzleyen grafikte bu dağılımı göreceksiniz. Hiç bir ilişki bulamadım. Bu noktadan, faydanın fiyat düzeyinden bağımsız olarak değerlendirildiğini gördüm. Yani konuk bütçesine uygun olan bir otel seçmekte ve başarılı bir şekilde ödediği fiyatın karşılığında ne düzeyde bir hizmet aldığını değerlendirmektedir. En düşük fiyat grubunda olan bir otel (Yıldız Backpacker) en yüksek değer notlarından birine sahiptir.

Safranbolu Değerler-3

Bu dağılıma göre daha ucuz olan otelin daha tatmin edici olmaması yanında daha pahalı bir otelinde hizmet kalitesinin görece daha iyi olduğu sonucuna ulaşılamamaktadır. Her fiyat grubunun kendi sosyal harcama grubu olduğu gibi, her sosyal harcama grubununda beklentilerinin farklı olduğu anlamını çıkarabiliriz. Değerleri oluşturan özellikler ve konuk beklentileri oldukça karmaşık sistemlerdir. Geçmiş 8 yılda değer algılamasının ülkeden ülkeye, yaş grubundan yaş grubuna ve farklı sosyal harcama gruplarında değişik olduğu sonucuna vardım. Zaten bugün otel işletmecileri yoğun olarak bu alanda çalışma yapmakta ardı ardına makaleler yayınlanmaktadırlar.

Benim özellikle meslektaşlarıma önerim öncelikle kendi işletmelerini doğru konumlandırmaları ve aynı konumda olan diğer otellerle “bench marking” yapmalarıdır. Her fiyat kategorisinin başarılı otelleri olduğu gibi başarısız otelleri de vardır. O fiyat kategorisi bağlamında değer yaratamıyorlarsa, ya fiyat düşürerek daha alt gruba taşınacaklar, ya hizmet çeşitlendirmesi ve niteliğini artırarak yüksek değerlere ulaşacaklar ya da sürdürülememezlik girdabında kaybolacaklardır.

Gelelim, bu üç yazıyı kaleme alma nedeni olan rapora, sanki Safranbolu otelcileri fiyatlarını aşağı çekseler, promosyonlar yapsalar, uzun konaklama indirimleri yapsalar konaklama süreleri uzayacak oteller dolacakmış gibi yanlış ve yanıltıcı bir algıya kapılmışlardır. Hemen belirtmeliyim, Avrupa’da kültür turistinin ortalama kanaklama süresi de yalnızca 1.9 gündür3. Safranbolu’da ise bu 1.65 idi4. Bu nedenle raporun en önemli zafiyetinin çalıştay katılımcılarırın, çok yüzeysel yaklaşımlarla derlenen semptomlara yine hemen ilk akla geliveren çözümlerle yaklaşmak kolaycılığına kapılmış olduklarını düşünüyorum.

________________________________

1 Gerçekte bunların hepsi Safranbolu’da uygulanmıştır ve uygulanmaktadır. OTA işletmeleri ve kullandıkları proğramlar bu tip promosyonlar için çok gelişmiş modüller sağlamaktadır.

2 Bu fiyatlar booking.com’un en az %15 acente komisyonunu da içermektedir.

3 Canbulat, İ. Ibn Battuta Yolu – Anadolu’nun Ortaçağına Yolculuk, TÜRSAB Kültür Turizmi Proje Yarışması, Safranbolu, Eylül 2006.

4 Türker, N. SAFRANBOLU’DA TURİZM: TURİZMİN GELİŞMESİ, TURİSTİK TALEBİN YAPISI, SORUNLAR, ÇÖZÜM ÖNERİLERİ VE GELECEKTEN BEKLENTİLER ÜZERİNE BİR ÇALIŞMA, Z.K.Ü. Safranbolu Meslek YüksekokuluTurizm İşletmeciliği Programı, Safranbolu, Ocak 2006

Advertisements

Konaklama İşletmelerinin Denetlenmesi ve Bir Denetlenme Hikayesi

İbrahim Canbulat

SAFRANBOLU TURİZM PAYDAŞLARI ÇALIŞTAYI MERKEZİ VE KIRSAL TURİZM MEKAN YÖNETİMİ ÇALIŞMA GRUBU RAPORU’nu tartışmaya devam ediyorum.1 Bu yazıda ise raporun üç ayrı yerinde geçen denetleme sorununu tartışmak istiyorum. Dün yayınladığım yazıyı okuyanlar, konaklama işletmelerinde en önemli denetlemeyi konukların kendilerinin yapmakta olduğu yönündeki görüşümü biliyorlar. Bu bağlamda yılda 250 bin kadar kişi tarafından denetlenmekte ve sonuçlarının sosyal medyada paylaşılmakta olduğunu  bir kez daha anımsatmak istiyorum.

Konaklama işletmelerinin arasında rekabet olması kaçınılmazdır ve sağlıklıdır da. Ancak, en önemli rekabet 3 yıldızlı kent otelleriyle konak oteller arasında olandır. Yine önceki yazımı okuyanlar, 8 yıllık otelcilik deneyim olduğunu hatırlayacaklardır. Son yıllarda artık hızını kaybetmiş olmakla birlikte, “konak otellerin ısıtılmadığı; soğuk olduğu” şeklindeki ise en sık rasladığımız algı oluşturma saldırısıdır. Geçen dönemlerde özellikle 3 yıldızlı otellerin birinin işletmecisi Safranbolu Sanayi ve Ticaret Odası YK Başkanı olunca bu rekabet kuvveden fiile de taşınmıştı. Sonuçta, SSTO’nun toplantılarında denetleme sorunu sıkça gündeme getirilmeye başladı, ardından da oluşturulan 5-6 kişilik ekipler tarafından denetlenir olduk. Böyle bir denetlemeyi Gülevi Safranbolu da yaşadı. Bu konuya daha sonra döneceğim.

Ancak şimdi, dün listelediğin booking.com ve tripadvisor.com değerlendirmelerinde, Safranbolu’da yatak kapasitesinin yaklaşık üçte birini sağlayan 3 yıldızlı kent otellerinin not ortalamasını vermek istiyorum. Bunlar: Zalifre Otel, Uz Otel, Çelik Palas Otel, Bağlar Saray ve Diamond Park Otel’dir. Bu işletmelerin konuk değerlendirme puanlarının ortalaması:

booking.com: 7,4 (tam 10 üzerinden)2

tripadvisor.com: 3,7 (tam 5 üzerinden)3
Buna göre göre 3 yıldızlı kent otellerinin konuk değerlendirme not ortalamalarının genel ortalamalara oranı:
booking.com: 7,4 / 8
tripadvisor.com: 3,7/ 4,2
bulunmaktadır ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca sıkıca denetlenmekte olan 3 yıldızlı kent otelleri her iki sitede de ortalamanın altında konumlanmaktadır.

Dönelim Gülevi Safranbolu’nun denetlenmesi hikayesine…

Günün birinde aralarında İlçe Emniyet Müdürlüğü, Belediye, Maliye, SSTO denetçilerinin ve başlarında bir ziraat mühendisinin bulunduğu heyet tarafından -önceden haber verilmeksizin- denetlendik. Ziraat mühendisi olan başkan katlara çıkarken, ayakkabılarını çıkarmak zorunda olmadığını söylediğimizde şaşırdı. Aslında Gül ve ben Gülevi Safranbolu projesi başlamadan önce oldukça sık konak otellerde kalmış ve ayakkabı çıkarmanın konukları rahatsız etmekte olduğunu deneyimlerimizle görmüştük. Bu olumsuz görüşlere sosyal medya da raslanmaktadır. Bunun sonucu olarak, restorasyonlarımızda spor salonlarında kullanılan dayanıklı bir ahşap cilasını kullanmıştık. Geçen zaman içinde bunun ne denli doğru bir uygulama olduğuna inancımız artmış bulunuyor. Gülevi Safranbolu’nın tüm döşemeleri hergün düzenli olarak süpürülüyor ve paspas yapılıyor. Denetleme sonrası ziraat mühendisi olan başkan olumsuz bulduğu iki noktayı daha not etti:
“Konaklarımızın her iç kapısı diğerinden farklıydı. Kent otellerine bakıp standart otel kapıların nasıl olması gerektiğini görmeliydik.” Diğeri ise “genel tuvaletlerde kullandığımız bir kullanımlık pamuk el havlularına bir anlam verememiş; neden kağıt havlu kullanmadığımıza” takılmıştı. Kendisiyle tartışmaya girmemeyi tercih etmiş; 220 yaşında bulunan konaklarımızın hala yaşayan yapı elemanlarının yaşamlarını özenerek nasıl uzatmakta olduğumuzu ve tek kullanımlık kumaş havluların önde gelen lüks otellerde yaygın olarak kullanılmakta olduğunu kendisine söylemeyi gereksiz bulmuştuk.

Sonuçta denetleme raporunun bize bırakılan kopyasından, tüm diğer mali, güvenlik, yangın vb konularda sorun olmadığını buna karşın “Oldukça temiz” olduğumuzu öğrendik. “Oldukça temiz”in ne anlama geldiğini hala anlayabilmiş değiliz.

____________________________________

1 https://gulevisafranbolu.wordpress.com/2014/07/27/safranboluda-bulunan-otel-ve-pansiyonlarin-

sosyal-medya-verileri-isiginda-degerlendirilmesi/

2 Çelik Palas Otel’in booking.com değerlendirmesi bulunmamaktadır.

3 Uz Otel BB olarak sınıflandırılmaktadır.

Safranbolu’da Bulunan Otel ve Pansiyonların Sosyal Medya Verileri Işığında Değerlendirilmesi

İbrahim Canbulat

 

“SAFRANBOLU TURİZM PAYDAŞLARI ÇALIŞTAYI MERKEZİ VE KIRSAL TURİZM MEKAN YÖNETİMİ ÇALIŞMA GRUBU RAPORU” yayınlandı ve sosyal medya üzerinden kamu oyuyla paylaşıldı. Raporu çok dikkatli bir şekilde inceledim. Safranbolu’da 8 yıldır otelcilik yapıyor olmam nedeniyle raporda konaklama işletmeleriyle ilgili saptamaları hemen irdelemek ve görüşlerimi kamuoyuyla paylaşma gereği gördüm.

Öncelikle 2005 yılında GüleviSafranbolu olarak sponsorluğunu yaptığımız Asst. Doç. Dr. Nuray Türker’in SAFRANBOLU’DA TURİZM: TURİZMİN GELİŞMESİ, TURİSTİK TALEBİN YAPISI, SORUNLAR, ÇÖZÜM ÖNERİLERİ VE GELECEKTEN BEKLENTİLER ÜZERİNE BİR ÇALIŞMA1 başlıklı raporundan önemli bir ayrıntıyı alıntılamak istiyorum. 12 aya yayılan ve 557 denekle yapılan anket ve görüşmeler sonucunda:

“Tablo 34 : Safranbolu’daki Hizmetlerden Memnuniyet Düzeyi

HİZMETLER

Çok iyi

Oldukça iyi

Kararsız

Fena değil

Kötü

Cevapsız

TOPLAM

n

%

n

%

n

%

n

%

n

%

n

%

n

%

Oda hizmetleri

183

33

221

40

34

6

68

12

12

2

39

7

557

100

Restoran hizmetleri

169

30

233

42

39

7

70

13

7

1

39

7

557

100

Yemek kalitesi

169

30

217

39

44

8

72

13

12

2

43

8

557

100

Personelin hizmet kalitesi

193

35

226

41

37

6

51

9

5

1

45

8

557

100

Yerli halkın davranışları

237

43

179

32

49

9

40

7

8

1

44

8

557

100

Satıcıların davranışları

195

35

207

37

44

8

38

7

15

3

58

10

557

100

Güvenlik

157

28

179

32

87

16

45

8

8

1

81

15

557

100

Şehrin düzeni, altyapı, ulaşım, belediye hizmetleri

75

13

110

20

133

24

82

15

63

11

94

17

557

100

Eğlence

66

12

98

18

138

25

100

18

47

8

108

19

557

100

Günlük geziler

110

20

181

33

75

13

57

10

10

2

124

22

557

100

Tablo 34, Safranbolu’daki hizmetlerden memnuniyet düzeyini göstermektedir. Buna göre; ziyaretçilerin % 33’ü oda hizmetlerini çok iyi bulurken; % 34’ü oda hizmetlerinin oldukça iyi olduğunu ifade etmişlerdir. Yine ziyaretçilerin % 30’u yemek hizmetlerinin çok iyi, % 42’si ise oldukça iyi olduğunu ifade etmişlerdir. Benzer şekilde ziyaretçilerin % 30’u yemek kalitesini çok iyi, % 39’u ise oldukça iyi bulmuşlardır. Ziyaretçiler, tesis personelinin sunduğu hizmetlerden de memnundurlar. % 35’i personelin hizmet kalitesini çok iyi, % 41’i ise oldukça iyi bulmaktadır.”

denilmekteydi. Bilimsel titizliğine kesinlikle inandığım rapor konukların Safranbolu’da bulunan işletmelerden aldıkları hizmetlerle ilgili olumlu izlenimlere sahip bulunmaktaydı.

Bugün ise değerlendirmelerime dayanak olarak sosyal medyayı kullanmak durumundayım. Son yıllarda tüm turizm işletmeleri sosyal medyada yer alan değerlendirmelerin olumlu ya da olumsuz etkisi altındadır. Ben iki web sitesinin verilerini kullanacağım. Birincisi şu anda Türkiye’de en yüksek sayıda rezervasyona aracılık yapan booking.com ve dünyanın en büyük turizm portalı olan tripadvisor.com’dur. booking.com konaklama yapan konuklardan 6 kategoride 10 üzerinden puanlama yapmalarını istemekte, ayrıca görüşlerini yazdılarsa paylaşmaktadır. Ancak bu verileri en az 5 değerlendirmeye ulaşıldığında sitesinde paylaşmaktadır. tripadvisor.com ise yine 6 kategoride 5 tam puan üzerinden sınıflandırma yapmaktadır. tripadvisor.com’un en çok eleştirilen yönü kişilerin bu sitede konaklama yapıp yapmadıklarını denetleyememesidir. Bu nedenle değerlendirmelerin, işletmelerin pozitiv ve rakiplerin negativ manüpülasyonlarına açık olduğu aşikardır. Ancak bu zafiyet değerlendirmelerin sayısı artıkça önemsiz olmaktadır. tripadvisor.com kendi belirlediği özelliklere göre işletmeleri otel ya da pansiyon (BB: bed & breakfast) olarak ikiye ayırmaktadır. tripadvisor.com, booking.com’un aksine işletme tek bir değerlendirme alsa bile bunu sitesine taşımakta buna karşın işletmeleri algoritması pek de bilinmeyen bir mantığa göre sıralamaktadır. Buna karşın booking.com işletmelerin tamamını tek bir sınıfta toplamaktadır.

27 Temmuz 2014 günü verilerini ilişik 3 tabloda bulabilirsiniz. booking.com listesinde

bulunan ve 5 ve üzeri değerlendirme almış 42 işletmenin 10 tam puan üzerinden ortalama notu 8’dir . tripadvisor.com oteller listesinde bulunan 15 otelin ise not ortalaması 5 tam puan üzerinden 4,1 ve pansiyonlar listesinde bulunan 33 işletmenin ortalama notu ise 4,3’dür.

Özet olarak bu bulgular ışığında Safranbolu’da bulunan konaklama işletmelerini sorumlu tutmak bilimsel tabana sahip gözükmemektedir. Öte yandan “- Temizlik sorunu; Bazı pansiyonlar işletme ve temizlik konularında oldukça yetersizdir. Denetimlerinin yapılarak gerekirse kapatılması yoluna gidilmelidir.” saptaması da dayanaksızdır. Safranbolu’da bulunan pansiyonların tripadvisor.com değerlendirmelerine göre otellerden daha tatmin edici görülmektedirler.

booking.com için:

http://www.booking.com/searchresults.html? src=index&nflt=&ss_raw=safranbolu&error_url=http%3A%2F%2Fwww.booking.com %2Findex.tr.html%3Fsid%3D841b66d77a85df9e7bf3576e7d8033c3%3Bdcid %3D1%3B&dcid=1&lang=tr&sid=841b66d77a85df9e7bf3576e7d8033c3&si=ai%2Cco %2Cci%2Cre%2Cdi&ss=Safranbolu%2C+Karadeniz+Bölgesi%2C +Türkiye&idf=on&interval_of_time=any&flex_checkin_year_month=any&no_rooms=1&gro up_adults=2&group_children=0&dest_type=city&dest_id=-768538&ac_pageview_id=b704 669fdee40011&ac_position=0&ac_langcode=tr&ac_suggestion_list_length=5

tripadvisor.com için:

http://www.tripadvisor.com/Tourism-g298009-Safranbolu-Vacations.html

_______________________________________________________________

1 ibrahim@canbulat.com.tr adresime yönlendireceğiniz bir ileti ile benden isteyebilirsiniz.

booking.com

Raşitler Bağ Evi

9,7

Dadibra Konak Hotel

9,6

Paçacıoğlu Konak

9,3

Mehveş Hanım Konağı

9,1

Gülevi Safranbolu

9

Safran Konak

8,9

Leyla Hanım Konağı

8,9

Gökçüoğlu Konağı

8,7

Arifbey Konak Hotel

8,7

Selvili Köşk

8,6

Kahveciler Konağı

8,6

Yıldız Backpacker

8,6

Çakıroğlu Konağı

8,5

Çamlıca Konağı

8,5

Safir Konak

8,4

Diamond Park

8,4

Bastoncu

8,3

Aygür Hotel

8,3

İmren Lokum Konak

8,3

Tabag Ahmet Bey Konağu

8,3

Çaşmeli Konak

8,2

Asya Konak

8,2

Havuzlu Asmazlar Konağı

8,1

Sayınlar Hotel

8

Yorgancıoğlu Konak

8

Hotel Kayra

7,8

Bağlar Saray Hotel

7,7

Yıldız Sarı Konak Hotel

7,7

Asmazlar Bağ Evi

7,6

Yeni Çeşmeli Konak

7,4

Asmalı Konak Hotel

7,4

Zalifre Hotel

7,3

Arpacıoğlu Hotel

7,3

Yıldız Konak Pension

7,3

Paşa Mustafa Konağı

7

Kardelen Konakları

6,7

Turgut Reis Konak

6,6

Gülen Konak

6,3

Kadıoğlu Şehzade Konağı

6,3

Sultan Saray Hotel

6,2

Uz Hotel

6,1

ortalama

7,9975609756

 

tripadvisor.com Hotels

Paçacıoğlu Bağ Evi

5

Aygür Hotel

5

Gülevi Safranbolu

4,5

Leyla Hanım Konağı

4,5

Safir Konak

4,5

Hotel Kayra

4,5

Çeşmeli Konak

4

Diamond Park Hotel

4

Bağlar Saray Hotel

4

Kardelen Konakları

4

Cinci Han Hotel

4

Zalifre Hotel

4

Kadıoğlu Şehzade Konak

3,5

Çelik Palas Hotel

3,5

Hatice Hanım Konağı

3

ortalama

4,1333333333

 

tripadvisor.com Bed & Breakfast

Raşitler Bağ Evi

5

Mehveş Hanım Konağı

5

İmren Lokum Konak

5

Havuzlu Asmazlar Konağı

5

Gökçüoğlu Konağı

5

Tabag Ahmet Bey House

5

Safranbolu Hotel

5

Deligözler Bağ Evi

5

Akçe Konak

4,5

Yıldız Konak Pansion

4,5

Efe Guest House

4,5

Selvili Köşk

4,5

Çamlıca Konağı

4,5

Asmalı Konak

4,5

Arifbey Konak Hotel

4,5

Yıldız Sarı Konak Hotel

4,5

Asya Konak

4,5

Güney Konak

4,5

Asmazlar Bağ Evi

4,5

Bastoncu Pension

4

Kahveciler Konağı

4

Çakıroğlu Konak

4

Arpacıoğlu Konağı

4

Yedekçioğlu Konağı

4

Uygulama Oteli

4

Paşa Konağı

4

Kalafatoğlu

4

Öğretmen Evi

4

Ebrulu Konak

3,5

Sayınlar Hotel

3,5

Hotel Uz

3

Kilimli Hotel

3

Turgut Reis Konak Hotel

2,5

ortalama

4,2727272727

_________________________________________________________________________ 

SAFRANBOLU TURİZM PAYDAŞLARI ÇALIŞTAYI MERKEZİ VE KIRSAL TURİZM MEKAN YÖNETİMİ ÇALIŞMA GRUBU

RAPORU

26 Temmuz 2014, 12:55

Prof. Dr. Ahmet GÜRBÜZ

Safranbolu Turizm Fakültesi Dekanı

SAFRANBOLU TURİZM PAYDAŞLARI ÇALIŞTAYI
MERKEZİ VE KIRSAL TURİZM MEKAN YÖNETİMİ ÇALIŞMA GRUBURAPORU

Safranbolu turizmine yönelik programlar geliştirmede iletişim ve bilgi alışverişi sağlamak; turizme yönelik deneyim, bilgi ve bakış açılarını paylaşmak; geçmiş tecrübelerden öğrenilen dersleri ve gelecekteki etkili uygulamalara taşımak; ulusal ve uluslararası düzeyde stratejilerin ve projelerin tasarımında ve uygulanmasında işbirliği geliştirmek amaçları ile 22 Nisan 2014 tarihinde Karabük Üniversitesi Safranbolu Turizm Fakültesi’nde gerçekleştirilen “Safranbolu Turizm Paydaşları Çalıştayı” kapsamında Merkezi ve Kırsal Turizm Mekan Yönetimi Grubu şu tespit ve önerilerde bulunmuştur:

– Turizm ile ilgili danışmanlık hizmetleri yetersizdir. Bu bağlamda turizm danışma büroları sayıca artırılmalıdır. Safranbolu turizmine yakışır bir Turizm Danışma Bürosu hizmet binası inşası planlama çalışmalarına alınmalıdır.
– Safranbolu turizmine yönelik planlama çalışmalarında konaklarda verilen hizmetlere yönelik standartlar oluşturulmalıdır.
– Safranbolu turizmi yerli turistler boyutunda arzu edilen başarıyı sağlamıştır. Yabancı turistler düzeyinde de başarı sağlanmak isteniyorsa yurtdışı turizm fuarlarına katılım önemsenmelidir. Ancak,fuarlarda gereksiz broşür dağıtımından kaçınılmalıdır.
– Safranbolu turizminde kültürel etkinlikler yetersizdir. Halkın ve ulusal basının katılımıyla Altın Safran Belgesel Film Festivali’nin yanı sıra bağbozumu, çavuş üzümü, ve safran hasadı gibi halkın katılımını sağlayacak yeni etkinlikler düzenlenmelidir.
– Turizm koordinasyon kurulu gibi tüm paydaşların katılımıyla oluşturulan turizmin geniş bir perspektifle değerlendirildiği(sorunlar, çözümler, hizmet standardı, denetim vb) bir üst danışma kurulun oluşturulması turizme yönelik çalışmaları verimli kılacaktır.
– Safranbolu turizminin çeşitlendirilmesi adına yapılan faaliyetler, kültür turizminin gölgesinde kalmaktadır. Safranbolu tanıtılırken sadece evleri ve lokumu ile tanıtılıyor. Oysaki Safranbolu’nun daha birçok değeri bulunmaktadır. İnce Kaya Su Kemeri, Kristal Teras, kaya mezarları ve kanyonlar bunlardan bazılarıdır.

– Bağlar bölgesi turizm planlama çalışmalarına mutlaka dahil edilmelidir.
– Safranbolu turizmine yönelik yürütme ve denetim çalışmalarında Valilik, Kaymakamlık ve Belediye bu işi daha çok sahiplenmedir. Özel sektörde turizme gereken desteği sağlamalıdır.
– Belediye belgeli turizm işletmelerin denetimlerini belediye, Turizm işletme belgeli işletmeleri Karabük İl Kültür veTurizm Müdürlüğü yapmaktadır. Bu durum kurumlar arasında denetim boyutunda uyumsuzluk oluşturmaktadır.
– Turistlerden gelen şikayetler direkt turizm danışmaya verilmekte ya da e- mail olarak turizm danışmaya gönderilmekte ise de turizm danışmanın şikayetler ve denetimler konusunda yaptırımı bulunmamaktadır. Şikayetler ilgili mercilere iletilmekte ise de çoğunlukla sonuçsuz kalmaktadır.
– Safranbolu turizmine yönelik yatırım yapacak yatırımcılar,teşviklerle (indirimli elektrik kullanımı vb.) daha çok desteklenmelidir.
– İl Özel İdare tarafından ayrılan turizm faaliyetlerine ayrılan ödenek yetersiz kalmaktadır.
– Sivil Toplum Kuruluşlarının hazırladığı ve uygulamak için resmi kurumlara müracaat ettiği planlar göz ardı edilmemeli veSivil Toplum Kuruluşlarının turizme katılımı sağlanmalıdır.
– Safranbolu turizmine yönelik bilimsel verilerin kamu kurumlarından toplanmasında sıkıntılar yaşanmaktadır.
– Safranbolu’da turizm sezonu 12 ay olabilmektedir. Bununla birlikte, yaz aylarında özellikle yerli ve yabancı turist sayılarında artış görülmektir. Hafta sonları ve bayram tatillerinde yerli turist sayısı bütünyıla oranla daha fazladır. Yerli turistler daha çok hafta sonları 1 gece konaklamalı seyahatleri tercih etmektedirler.
– Safranbolu’yu gezen turistler Turizm Danışmadan Safranbolu Rehberi almaktadırlar. Ancak rehber broşür niteliğindedir. Turistler Safranbolu’ya ait kitap almak istediklerinde alabilecekleri kitap yok denecek kadar azdır. Kaymakamlığımızca satışı da yapılacak şekilde Müze Kent Safranbolu kitabı tarzında İngilizce, Türkçe kitap hazırlanıp bastırılması, CD hazırlanması ihtiyacı bulunmaktadır.
– Yenice Şeker Kanyonu ve Arberatium alanı Pınarbaşı Valla Kanyonu, Düzce Kanyonu, Hadrianapolis Antik Kenti (Eskipazar), Eflani Göletleri, Safranbolu Hacılarobası mevkii turistlere hizmet verecek şekilde sunulmalıdır. Özellikle, bu bölgelere yapılacak trekking, foto safari turları ve doğa sporları tarih turizmi ve eko turizm kapsamında etkili faaliyetler olabilecektir.. Özellikle bu bölgelere ulaşım sorununun giderilmesi verimliliği artıracaktır.
– Kongre turizmin geliştirilmesi de Safranboluiçin önemli bir gelişme olacaktır – Karabük Valiliği öncülüğünde kurulmuş olan Batı Karadeniz Kalkınma Birliği olan BAKAB ile çevre illeri de kapsayan Turizm Kalkınma Planı geliştirilerek bölge turizm turları kapsamı ile değerlendirilebilir.Ancak zenginlik açısından lokomotif yine Safranbolu olmalıdır.
– Tarihi Çarşı’da Kültür merkezi yapılması, burada folklor gösterileri, yöresel yemek yapımı çeşitli sergiler, konserler düzenlenerek, canlı performanslar

ile kültürümüzün turistlerle paylaşılması, kültür turizmi ile bilinen kentimizin değerini daha daartıracaktır.
– Safranbolu ağırlıklı olarak kültür turizmine hizmet verdiği için bilinçli turlarla Safranbolu’nun gezilmesi sağlanmadır.
– Geleneksel kültürün ritüellerinin yaşatılması için akşam eğlencelerinde somut olmayan kültürel mirasın( hamam, kına gecesi vekışın oynanan oyun kültürleri ile folklorik kültürün canlandırılması vb.) drama edilmelidir.
– Bisiklet,yürüyüş ve ekstrem sporlara ev sahipliği edecek parkurların hazırlanarak hizmet sektörüne sunulmalıdır.
– Esnaflar, taksiciler, turizm sektöründe çalışan personele eğitim verilmesi ve Ticaret ve Sanayi Odası, Esnaf ve Sanatkarlar Odası, Karabük Üniversitesi, Safranbolu Belediyesinin eğitimlerde yer alması yararlı olacaktır.
– Trafik sorunu; Özellikle hafta sonları saat18.00’dan sonra çarşı meydanında trafik karışmaktadır. Büyük tur otobüslerinin,şehir otobüs ve dolmuşlarının yolcu indirip bindirmesi ve diğer araçların rastgele park etmesi sorun oluşturmaktadır.
– Temizlik sorunu; Bazı pansiyonlar işletme ve temizlik konularında oldukça yetersizdir. Denetimlerinin yapılarak gerekirse kapatılması yoluna gidilmelidir. – Yoğun dönemlerde rehber eksikliği nedeniyle sorun yaşanmaktadır.
– Ziyaretçi memnuniyet anketleri sonuçlarına göre genel bir sıralama yapılacak olursa; en çok şikâyetler; Çevre gezileri için ulaşım sorunu, Turizm işletmelerinde yabancı dil bilen personel eksikliği dilek ve Şikayet Kutusu eksikliği giderilmelidir. Son teknolojik (cep telefonu, PC,tablet vb) şikayet uygulamalarını içeren şikayet mercileri oluşturulmalıdır.
– Safranbolu’da turizm işletmeleri turistlerin kalış süresini uzatmak istiyorlarsa, işletmelerin 2.3.4. gün ikramı, %50 indirimler şeklinde promosyonlar uygulanmalıdır. Özellikle turistlerin gece yapabileceği eğlence faaliyetleri (hamam, kına gecesi, sıra gecesi vb)desteklemelidir
– Bölgemize gelen turistleri otel, pansiyon ve mağazalar götüren kişiler (Hanutçu) ile gezintiye veya alışverişe çıkmış turistlerin satıcılar tarafından rahatsız edilmelerinin engellenmelidir.
– İşletmelerde çalışan personellerin kılık,kıyafet ve görünümlerinin temiz, müşterilere karşı davranışlarının da olumlu olmasına itina gösterilmedir.
– Engelsiz Turizmle ilgili olarak, gar, otogar gibi ulaşım noktaları ile mevcut yol, kaldırım, yaya geçidi, açık ve yeşil alanlar, spor alanları ve benzeri sosyal yapılarda engellilerin erişimine uygun hale getirilmesinin sağlanması hususunda gerekli önlemlerin alınmalıdır.
– Turizm denetimi yapabilecek turizm zabıtası birimi oluşturulmalı
– Safranbolu turizmi ile ilgili olarak belediye,kaymakamlık ve üniversite koordineli çalışmalıdır.
– El Sanatları ve Yöresel ürün satışı yapılan yerlerde yöremize özgün ürünlerin satışının yapılmasına özen gösterilerek aynı türdeki ürünlerin fiyatlarında tutarlılık olmasının sağlanmalıdır.
– Safranbolu’yu iyi anlatabilecek rehberler önemli bir ihtiyaçtır. Seyahat acentelerin rehberleri Safranbolu konusunda yeterli değildirler. Bu durum

turistlerin iki saatte çarşı bölgesini gezerek Amasra ve Kastamonu bölgelerine gitmelerine neden olmaktadır.
– Safranbolu turizminin gelişimine yönelik fuar,çalıştay, festival vb. organizasyonlarda hem akademik, hem kurumsal, hem ticari kesim hem de sivil toplumun koordineli şekilde desteği ile yer alınmalıdır.

– Safranbolu turizmine yönelik tanıtım broşürleri ortak akılla oluşturulmalı ve konaklama işletmeleri resepsiyonlarında belirli bir standarda dağıtımı sağlanmalıdır.
– İşletmelerin denetiminde bir standart oluşturulabilmesi için Kontrol Listesi (Check List) oluşturulmalı ve kullanılmalı ve bu listelerin denetçi kurumlara ve işletmelere dağıtımı sağlanmalıdır.Bu şekilde denetleyende denetlenende denetim standardı hakkında bilgi sahibi olabilecektir.

Sonuç olarak Safranbolu turizmi ile ilgili öneri ve beklentilerimizin gerçekleşebilmesi için Safranbolu turizmine yönelik kısa, orta ve uzun vadeli planlama çalışmalarını kapsayacak bir Turizm Master Planı’nın hazırlanması yararlı olacaktır. Turizme yönelik çalışmalarının bu master planındaki öncelik sırasına göre gerçekleştirilmesi Safranbolu destinasyonunu daha ileriye taşıyabilecektir.
Çalışma grubunda yer alan; Doç.Dr. Ünal Özdemir, Yrd. Doç.Dr. Nurettin AYAZ, Feride Demiralp, Arzu Açıkgöz,Safiye Partal, Zülfiye Eraslan Özcan, Cemalettin Börekçi, İsmail Şahinbaş,Nurten Özdemir, Cemil Belder, ve Mehmet İnce’ye katkılarından dolayı çokteşekkür eder, yapılan tespit ve önerileri kamuoyuna saygıyla arz ederim.

Prof. Dr.Ahmet GÜRBÜZ

Safranbolu Turizm Fakültesi Dekanı Ve
Safranbolu Turizm Paydaşları Çalıştayı Düzenleme Kurulu Başkanı

Leyla Gencer Trail

DSC02803

Known as “La Diva Turca” (The Turkish Diva) and “La Regina” (The Queen) in the opera world, Gencer was a notable bal canto soprano who spent most of her career in Italy, from the early 1950s through the mid-1980s, and had a repertoire encompassing more than seventy roles. She made very few commercial recordings; however, numerous bootleg recordings of her performances exist[1]. His father was from Yörük (nomads) Village which is 11 km from historic center of Safranbolu.

DSC02826

YörükVillage is not only important because of “Leyla Gencer – La Diva Turca” but also as being a jewel-like village keeping the whole physical characteristics of its 19th century. Actually, the village had been established by Karakeçili Tribe a branch of Kayılı Turks in 1565. Once it used to be governed by a separate kadı[2] and was called “Yörükan-I Taraklı Borlu”[3] while Safranbolu was governed by a separate kadı and was called as “Medine-I Taraklı Borlu”. It is one of the known bektaşi (hetorodox Moslem) village with rich reflection of religious symbols on the detailing of the buildings as well as more open minded and liberal attitude of the villagers. Bektaşi villages were used as liaisons between Sunni (orthodox) governing elite and heterodox nomads for commercial and administrative reasons by Ottomans. The impressive mansions of Yörük Village are not actually rural dewellings but are more representing the cultural as well as material wealth of the villagers. It is known that the members of the Yörük Village used to control the majority of bakeries and pastries in İstanbul, the Ottoman capital in 19-20th centuries.

Presently, “The Leyla Gencer Culture and ArtCenter” is to be inaugurated in one of the mansions of Çeyrek family which is presently under restoration.

The Trail

DSC03107

We will depart by car to Çevrikköprü to place the lamb into the tandoor for famous Kuyu Kebab. Kuyu kebab is a famous dish which has not been known before 19th Century in Anatolia. It should be introduced by Tartars who migrated from Golden Horde after the Slavic invasion. We should be there around 11 AM to witness the preparation of the lambs and the tandoor as well as placing the lamb hangers into the tandoor. Then we will drive a short distance to visit YörükVillage. In the village we will visit the historic laundry and SipahilerMansion which is well known by its wall paintings. We like to cater our guests in the Turkish tea at the café-shop besides the village mosque. Afterwards we will turn back to Çevrikköprü to open the tandoor and being treated like nomads with lamb tandoor, pilaf and ayran.

Notes:

  • This trip can be arranged for groups of 6 – 12 explorers.
  • Project partners are GuleviSafranbolu, Batuta Tourism and Çevrikköprü Restaurant.

Please call Gül Canbulat (+90 530 2430045) for your questions and price


[2] Kadı was the local administrator as well as judge of towns in Ottoman administration system.

[3] Taraklı Borlu was the name of Safranbolu during Ottoman reign.

SAFRANBOLU / UNESCO Dünya Miras Kenti 4/5

C. Bir “Turistik-Tarihi Kent”[1] Olarak Safranbolu’nun Karşı Karşıya Kaldığı Tehditler[2]

(1990’lar sonrası) 

 

Genellikle bir söylem olarak Safranbolu’da korumanın 1975 yılında Belediye Meclisinin -yukarıda yazdığım- kararıyla başladığı belirtilir. Gerçekte, Avrupa Miras Yılı bağlamında MTRE, daha da kapsamlı bir yaklaşımla adeta Safranbolu’yu bir çalışma alanı olarak belirlemiş ve çok önemli bir başarıyı gerçekleştirmiştir. Bunu kısaca “Bilinçlendirme” olarak isimlendiriyorum.

Yukarıda da belirttiğim gibi, 1960’lara gelindiğinde Karabük Demir ve Çelik İşletmeleri’nin servis otobüsleriyle taşınan vardiyalı işçileri, konut üzerinde önemli bir talep yarattılar. Aradan bir nesil geçtiğini ve duygusal bağların azaldığını, hatta evdeki koca ananın bu arada öldüğünü düşünürsek; Safranboluluların, Çarşı evlerini işçilere satmalarının ne denli kolay oluverdiğini anlarız. Bu birinci el değiştirmedir. Çarşının yeni sahiplerini üstlendikleri misyon nedeniyle önemsiyorum. Vardiyalı taşımanın güzergâhı, Safranbolu’nun hinterlandını kapsamaktaydı ve bu insanlar Safranbolu kentlisi ile aynı kültür havzasını paylaşıyorlardı. Bu arada, Safranbolu Kenti’nin merkezinin henüz Çarşı’dan kaymadığını da göz önünde bulundurmak gerekir. İşte bu yeni kentli aydınlanmaya çok açıktı. Safranbolu’nun korunmasında bu grubun isteyerek ve doğası gereği çok önemli bir işlevi olmuştur. Her şeyden önce kente özenle ve özentiyle[3] yerleşmiştir. Bu grubun, zaman içinde nitelikli bir sanayi işçisi bilinçlenmesine ulaştığını, diğer yandan köyüyle ilişkisini de sürdürmekte olduğunu belirtmem gerekir. İşte bu noktada yarı kırsal, yarı kentsel özellikleri barındıran Safranbolu evleri onlara hem kentsel yaşamın hazlarını tattırmış, hem de kırsal özelliklerinden kopmadan kentsel yaşama katılmalarını sağlamıştır. Ben bunu bir yazımda “Denkleriyle ve inekleriyle geldiler; kolayca yerleştiler” diye anlatmıştım (Canbulat 2008). İşte bu grup MTRE’nin kucakladığı, ya da tarafından kucaklandığı gruptur. Bu süreçte gerek MTRE’ye gerekse Belediye Başkanı Sayın Kızıltan Ulukavak’ın şahsında dönemin Safranbolulusuna derin minnet borcumuz var. Gerçekte, bütün bunların sonrasında -toplum kesimlerinin tamamının katılımıyla- uzun bir süre Safranbolu’nun korunmasını sağlayacak “Resmi Miras Söylemi” de oluşmuştur[4].

İlginçtir, aynı dönemde yeniden çekim merkezi haline gelen Safranbolu kenti hızla göç almaya başlamıştır. Yeni bir Safranbolu kurulmaktadır. Özellikle kooperatifleşme yöntemiyle Çarşı’nın kuzey batısında büyük bir konut bölgesi gelişmiş ve geometrik merkez Kıranköy’e kaymıştır.

Safranbolu’nun merkezinin Kıranköy’e kayma sürecine bir kez daha göz atmak gerekir. Gündüz Özdeş’in Karabük ve Safranbolu’yu birlikte ele alan imar planında, konut bölgeleri olarak yalnızca Kıranköy’ün kuzey batısı düşünülmemiş, ayrıca tarihi kentin kuzey doğusundaki Babasultan Mevkii başka bir deyişle Safranbolu – Yazıköy arasında kalan bölgeyi de imara açılmıştı. Bu çözüm Çarşı’nın Karabük yanında bir tali merkez olabilmesi için geometrik merkez de olması gerektiğini göz önünde bulundurulmaktaydı[5]. Kuzey-batı, kuzey ve kuzey-doğu’sundan saran yerleşmeler, Çarşı’yı merkez olarak kullanacaklardı. Daha sonraki dönemlerde Babasultan Mevkii’ne bazı binalar yapıldıysa da bunlar ön görünüme kötü siluetleriyle girdikleri için eleştirildi. Bu bölgede yapılaşma –Kıranköy’le yarışamadığı için- bir noktadan sonra durdu. Daha önce idari işlevlerin de teker teker Kıranköy’e taşındığını anlattım. Bugün Çarşı, kentin merkezinde değildir; artık çeperindedir.

Karabük’ün gelişen ekonomisinin etkisiyle Safranbolu’nun cazibe merkezi olma özelliği hız kesmemiştir. Safranbolu, artık başka kültür havzalarından, kuzeyindeki Ovacuma, Abdipaşa ve Ulus’tan; Ovacık, Eskipazar, Yenice gibi daha önce Safranbolu’ya bağlı olmayan yerleşmelerden yoğun göç almaya başlayacaktır.

1980’lere gelindiğinde yerel seçimlerde artık, “Resmi Koruma”ya karşı olan söylem prim yapmaktadır. Diğer yandan Çarşı da iyice gözden düşmüş bulunmaktadır. Evlerin ikinci sahipleri ölmüş, konaklar çok varisli hale gelmiştir. Yeni bir el değiştirme söz konusudur. Çarşı’ya 1950’li 1960’lı yıllarda sahip olanlar Emek’teki apartmanlara taşınırken, yerlerini yeni Safranbolululara satmış ya da kiralamıştır. Bugün Çarşı’nın sosyal yapısını işte bu yeni kentliler oluşturmaktadır. Bir bakıma Çarşı bugün alt ve alt orta sınıfın barınma ihtiyacını karşılamaktadır. Bu “Resmi Koruma Söylemi”nin de sonuna gelindiğinin resmidir.

1990’lara gelinceye kadar gerek seçilmişlerin gerekse atanmışların gündeminde koruma bulunmamaktadır. Yalnızca Koruma Kanunu ve İsmet Okyay’ın hazırladığı Koruma Amaçlı İmar Planı gelişmeleri yönlendirmeye çalışmaktadır. Bu dönemde Kültür Bakanlığı’nın gerçekleştirdiği üç önemli proje Safranbolu’nun çehresini değiştirmiştir. Bunlar Yemeniciler Arastası ve Kaymakamlar Evi restorasyonları ile Hükümet ve Arasta Arkası sokaklarda gerçekleştirilen sağlıklaştırma projeleridir. Her üç proje de aradan yıllar geçmiş olmasına karşın Safranbolu’nun yüzünü ağartmaya devam etmektedir. Diğer bir önemli kazanım, 1974 yılında yanan Tarihi Hükümet Konağı restore edilerek Kent tarihi Müzesi olarak açılmasıdır.

Safranbolu seçilmişlerinin ilgisinin yeni kente yoğunlaştığı dönemde, korumanın yönetimini atanmışlar üstlenmişlerdir. Özel şahısların kendi kaynaklarıyla gerçekleştirdikleri az sayıdaki restorasyon uygulaması göz ardı edilirse, hemen tüm restorasyon çalışmaları devletin sağladığı destek ve finansmanla gerçekleştirilmiştir. Safranbolu’nun bütün resmi ve kamusal yapılarının hemen hepsinin iyi kötü restorasyonu tamamlanmış bulunmaktadır. Devletin parasal desteği ise hala sürmektedir[6].

Sanayisizleşme

 

Safranbolu[7], KDÇİ’nin 30 Mart 1995’teki özelleştirilmesi ve yeniden yapılanmasından aşırı derecede etkilenmiştir. 1981’de 13 269 çalışanı olan KDÇİ’nde bu sayı özelleştirmenin yapıldığı 1995 yılında 4 289’a gerilemiştir (Bulungiray). Bu yalnızca KDÇİ’den yaklaşık 9 000 kişinin ayrılmış olması demektir. Diğer yandan, kurumun o güne kadar sağladığı ekonomik örüntüde çalışan önemli sayıda sanayi ve ticaret işletmesi de örüntüden çıkmıştır. Bunlardan açığa çıkan iş gücü de dikkate alınmalıdır. Bu tam anlamıyla bir “Sanayisizleşme”dir (Çevik). 1995’te özelleşmesiyle birlikte yaklaşık 9 000 kişinin emekli olduğunu ve önemli bölümünün Safranbolu’da kaldığını biliyoruz. Bugün Safranbolu bir emekli kentidir. Safranbolu’nun turizm gelirlerinin yaklaşık yıllık 2,5 milyon TL olmasına karşın emekli maaşlarının 7,5 milyon TL civarında olduğunu hesaplıyorum[8]. Safranbolu’nun artık en önemli ekonomik geliri emekli maaşlarıdır.

Safranbolu’da Kültür Turizmi[9]

 

1990’ların başı Safranbolu’nun turistik kent olma yolunda önemli atılımların gerçekleştiği yıllardır. TTOK, Havuzlu Asmazlar Konağı’nı, restore etmiş ve otel olarak işletmeye almıştır[10]. Aynı yıllarda dönemin Kaymakamı Muammer Aksoy’un girişimiyle Ev Pansiyonculuğu Geliştirme Merkezi kurulmuştur. Öncüler bazı konakları restore ederek, turizm işine girmişlerdir. Bugün Çarşı’nın içinde bulunduğu sosyo-ekonomik durumun temelleri de bu dönemde atılmıştır. Bir yandan kıdem tazminatlarını, ikramiyelerini almış bir genç emekli nüfus, diğer yandan sermeyesi ve iş gücü devre dışı kalmış iş adamları plansız (fizibilitesiz) olarak turizme girmeye başlarlar. Safranbolu’nun, iş adamları, bazen tek başına bazen de bir araya gelerek bugün 2 650 kadar olduğunu tahmin ettiğimiz yatak sayısı için önemli yatırımlar yaparlar. Sonuçta, liberal ekonominin plansız ve programsızlığı Safranbolu’yu bugünkü noktaya sürükler. Kapasite artışı hala sürmektedir. 1997 – 2009 yılları arasında geceleme sayısı yalnızca 3 katına çıkarken, yatak kapasitesi 15 kat artmıştır. Bundan daha vahimi ortalama doluluk oranının 2001–2009 yıları arasında yalnızca ortalama %18 olmasıdır. Safranbolu’da turistin konaklama süresi çok kısadır. 474 denek üzerinden konaklama süresi 1,65 gün olarak bulunmuştur[11]. Turizmin haftanın günlerine ve aylara düzgün dağıtılması amacıyla yapılan turizmin çeşitlendirilmesi amaçlı arayışlar ise önemli kazanımlar getirmemektedir[12].

Safranbolu turizme başladığında pazarlamayı seyahat acenteleri üzerinden yapmıştır. Bu ise Safranbolu’nun daha başında kitle turizmi sarmalına yakalanmasına neden olmuştur. Her otelcinin hayali, bir otobüs (40–45 kişi) alabilecek yatak kapasitesine sahip olmaktı[13]. Bunun sonucunda ulaşılan, her odasında ortalama 3 yatağı bulunan toplam 20 yataklı en az 2 konak otelden oluşan işletmelerdir. Safranbolu’da “Numaralı Konak” oteller böyle ortaya çıkmıştır. Bugün Safranbolu’nun 90 kadar tarihi evi, yaklaşık 27 milyon TL harcanıp[14], restore edilerek konak otel olarak işletmeye alınmıştır. Bu konaklarda toplam 630 oda ile 1500 yatak kapasitesi yaratılmış bulunmaktadır. Diğer yandan, Safranbolu’nun UNESCO Dünya Mirası olmasındaki en önemli nedenlerden biri olan “Yaşayan bir Kent” olması ciddi tehdit altındadır. Gidiş tüm konakların turistik amaçla kullanılması yönündedir[15]. Yüksek yoğunluğu amaçlayan yapılanmanın, konaklar üzerindeki geri dönülemez tahribatı göz ardı edilmektedir (Canbulat 2010).

Artık, dünyada kültür turizmi bir kitle turizmi şeklini almıştır (WTO 148). Kitle turisti düşük fiyatlı ürünü tercih etmekte ve bu sarmala giren turizm destinasyonlarını hızla tüketmektedir (Orbaşlı 2000, 58–60, 128-). Kitle turizmine dönüşen kültür turizminin diğer bir olumsuz özelliği ise, tur operatörlerinin, turiste miras alanlarını gezdirip, konaklamayı tarihi kentte değil çevredeki daha ucuz otellerde yaptırmasıdır. Safranbolu’da bu da görülmeye başlamıştır. Çok düşük fiyatlarla pazarlanan Batı Karadeniz turlarının konaklamaları giderek Safranbolu dışına kaydırılmaktadır.

Konak otellerin restorasyonlarında nitelikleri yanında, önemli koruma hataları da yapılmaktadır. Örneğin işletmeciler, kültür düzeyi düşük konuklarının (Ashworth & Tunbridge 66) beklentilerini karşılamak için ahırlara  “Aynalı Tavanlar” yapabilmektedirler. Bunun gibi örnekler artırılabilir. Konak otellerin büyük bir kısmında ışıklı ve ferah(!) ortak alanlar elde etmek amacıyla zemin katlarında bulunan kalın moloz taş duvarlar kaldırılmış ya da açılmış, mekânlar birbirine eklenmiştir. Bu çözümler evlerin arkitektoniğini bozduğu gibi, yapıların depreme dayanımını da tehlikeli bir şekilde zayıflatmaktadır.

Karsızlığın doğal sonucu olarak işletmelerin aralarındaki fiyat rekabeti kıyasıya sürmektedir. Bunun bedelinin ise hizmet standartlarında düşme olması, kaçınılmazdır (Orbaşlı 2000, 39). Sonucunda Safranbolu, yalnızca daha kısıtlı bütçesi olan turisti tatmin edebilecek noktaya doğru hızla gerilemektedir.

Konaklama tesislerindeki aşırı şişkinliğe karşın, Safranbolu’da bir turizm destinasyonu olması için gereken restoran, kahve, bar, disko benzeri diğer turistik işletmeler ya yoktur ya da farklı gelir gruplarının beklentileri tatmin edecek şekilde çeşitlenmemiştir. Bu nedenle, Safranbolu miras alanı çok kısa bir süre içinde gezilip, tüketilmektedir. Safranbolu’da kalış süresinin kısa olmasının en önemli nedenlerinden biri de budur.

Dünyada, kültür turistlerinin hemen tamamı gittikleri yerlerde müze ziyareti yapmaktadır. Yanan tarihi hükümet konağının restore edilerek Kent Tarihi Müzesi olarak işlevlendirilmesi çok yerindedir, ancak teşhir edilmekte olan objeler çok kısıtlıdır. Objelerin çoğu 20. yüzyıldan kalmadır. Bu nedenle 2 000 yıllık bir kentsel kültürü temsil etmekten çok uzaktır. Geçen 80–90 yılda sosyal yapısının üç kez değişmiş olması yanında bölgede arkeolojik çalışmaların yapılmamış olması da bu konuda önemli etkenlerdir. Safranbolu’nun geçmişteki en önemli ekonomik işlevlerinden bir olan tabakhaneler çöküntü durumundadır. Günümüzde endüstri müzeleri çok popüler olmakla birlikte, Safranbolu hala bir dericilik müzesi kuramamıştır. Kaymakamlar Müze Evi, Osmanlı konakları için önemli bir örnek olmaktadır. Safranbolu’ya gelen turist eğer günübirlikçiyse, bir evin içini görmeden gidebilmektedir[16]. Konak otellerin büyük bir kısmı ise Osmanlı evlerini temsil etmekten çok uzaklaşmış bulunmaktadır. Hemen bütün ortak alanları yatak odasına çevrilmiş bir konak otelde Osmanlı aile yaşantısını “gözünde canlandırabilme” olanağı kalmamıştır. Önemli kazanımlardan biri Yeni Hamam’ın yakın zamanlarda restore edilerek işletmeye açılmış olmasıdır. Hamama gitmek, özellikle yabancı konuklar için çok cazip bir deneyim olmaktadır. Safranbolu Miras Alanı’nın diğer bir eksikliği ise gezi planına ve yönlendirici işaretlere (signage) sahip olmamasıdır. Bu nedenle kültür turisti Safranbolu Miras Alanı’nı tam olarak değerlendirememektedir. Kıranköy tümüyle, Bağlar bir yere kadar turistin gözünden kaçmaktadır.

Safranbolu’da el sanatı (Orbaşlı 2000, 185) olarak yalnızca yemenicilik kalmıştır. Ne yazıktır o da tek bir yemenici tarafından yaşatılmaktadır. Yemeniciliğin gelişmesi için gösterilen çabalar sonuç vermemiştir. 1990’larda ortaya çıkan ev maketleri hızla “emtea”laşırken, niteliksiz, kopyanın kopyası kitch’lere dönmüş bulunmaktadır. Bunlar dışındaki hediyelik eşya ise dünyanın her yerinde satılan Güney-Doğu Asya kaynaklı objeler ya da Türkiye’nin her yerinde görülen tekstil ürünleridir. Safranbolu’ya gelip de lokum almadan ayrılan turist yok gibidir. Korkum o ki yakın gelecekte lokum da tadını kaybetmiş bir emtia haline gelecektir.

Kültür turisti, ziyaret ettiği miras alanında yaşayan insanların somut olmayan kültürel mirasını da tanımak istemektedir (Timothy & Nyaupane, 9–10). Yöresel yemek bile bir sorun olma noktasındadır. Safranbolu’da –zengin bir mutfak kültürüne sahip olmasına karşın-  birçok yerde olduğu gibi yöresel yemek, yaprak sarma, gözleme ve mantı üçlüsünün dışına çıkamamaktadır. Örneğin, Çarşı’da safranlı bir yemeği menülerde bulamazsınız. Bu konuda da Safranbolu’da kitle turizmi yapılıyor olması ve kitle turistinin hızlı ve ucuz tüketim talebi etkin olmaktadır. Safranbolu’nun zengin türkü geleneğinin, akşamları Yemeniciler Arastası’nın kahvesinde bir araya gelen amatör müzisyenler tarafından yaşatılmakta olması belki de Safranbolu’daki tek değerli somut olmayan kültürel miras paylaşımıdır.

Gelinen noktada gerek işletmeciler, gerekse yöneticiler çözüm arayışındadırlar ancak bir başarı sağlayamamaktadırlar. Bunda en önemli neden bir ortak paydada buluşamamaları ve bu nedenle de bütüncül çözümlere ulaşamamalarıdır.[17].  Turistik-Tarihi Kent yönetimi konusunda deneyimi olmayan aktörler, tanıtım ve pazarlama politikalarını hedef belirlemeden oluşturulması sonucu günübirlik turisti çekmeye devam etmektedirler (McKercher & du Cros 201-). Günübirlik turist ise en önemli tahribatı kamusal alanda ve çarşıda yapmaktadır. Hediyelik eşya ve hizmetler sektöründeki[18] paralel, çarpık yaklaşım nedeniyle Çarşı’nın fiziki yapısı da tehdit altındadır. Çarşı esnafı, ister hediyelik eşya satsın, ister çay – kahve tümüyle kamusal alanı işgal etmiş bulunmaktadır. O kadar ki hafta sonları ve bayramlarda sokaklarda yürümek bile olanaksızdır. Asıl önemlisi, mimari ve kentsel doku, sokağa taşan tezgâhlar, sokağa atılan masalar ve üstlerindeki tenteler nedeniyle artık algılanamamaktadır[19].

Ne yazık ki turist için iyi olan miras alanı için her zaman iyi olmamaktadır. Özellikle restorasyonların ve hizmetlerin, bilinçli olmayan turistin istek ve beğenilerine göre şekillenmesi mimari mirasın sürdürülebilirliğini olumsuz etkilemektedir (Orbaşlı 2000, 47–51). Başlangıçta kültür turistini etkileyen patine yok olmakta ve giderek “Genius Loci” kaybolmaktadır. Bir noktadan sonra ortaya çıkan yeni doku ise artık ilgi çekmeyecektir.

Koruma başlığı altında incelediğim gibi, Çarşı yeni açılan ya da genişletilen yollarla Kıranköy üzerinden Karabük’e bağlanmış, Kazdağlı Camii etrafında yapılan istimlâkle de bir meydan yaratılmıştı. Bu müdahaleler tarihi merkezin motorlu araçlar tarafından kuşatılması için yetmiştir. Özellikle hafta sonları ve bayramlarda tarihi merkez kilitlenmektedir. Motorlu araç trafiğinin oluşturduğu gürültü, titreşim ve kirlilik yanında gelişigüzel park edilmiş araçların getirdiği kargaşa, tarihi kenti gezenlerin hakkı olan sessiz ve huzurlu ortamı yok etmektedir[20].

Dünyada bazı önemli miras alanlarının artık tanıtımı yapılmamakta, yapılacaksa bile çok özel hedef belirlemesi sonrası dikkatli bir şekilde yapılmaktadır. Miras alanları kırılgan yapılardır. Hele söz konusu olan, içinde insanların yaşadığı yerler ise, insan sistemlerinin yenilenemeyen yapılar olduğunu unutmamak gerekir. Bu açıdan miras alanlarına yapılacak tüm müdahalelerde çok dikkatli olmak gerekir[21]. Çarşı’da tarih boyunca olduğu gibi bugün de 5 – 6 000 kişi yaşamaktadır. Çarşı’ya yüksek sezonda bayramlar ve Cumartesi günleri günü birlikçiler dâhil yaklaşık 12 000 kişi gelebilmektedir[22]. Kent açısından çevresel kapasite “Environmental Capacity” önemli bir veridir. Yüzyıllar boyunca yalnızca 5 – 6 000 kişinin yaşadığı miras alanına bu sayının 2 katı turisti sokmaktayız. Safranbolu’ya içinde bulunduğumuz 2012 yılında 800 000 kadar turist, bütün sorunlarıyla birlikte gelmeye devam edecektir. Diğer yandan, yerel yöneticiler yılda 1 milyon turisti hedeflediklerini tekrarlayıp durmaktadırlar.

Safranbolu Miras Alanı[23]

 

Bugün, farklı süreçleri yaşamış oldukları için Çarşı, Bağlar ve Kıranköy farklı konumlarda bulunmaktadır. Bağlar, yalnızca Safranbolu’nun değil Karabük’ün de varlıklı kesiminin konut bölgesi durumundadır. Haddeciler başta Karabük’ün varlıklı ailelerinin prestij yerleşmesi olmak yolunda ilerlemektedir. Kıranköy ise yeni merkezin etki alanı içinde kaldığından ekonomik ve fiziki yapı değişikline uğramaktadır. Yukarıda belirttiğim gibi, alt katlarında dükkân ya da işlik olması nedeniyle daha kolay yeniden işlevlendirilebilmektedir. Asıl tehdit altında olan Çarşı’dır. Merkez ve pazaryeri olma işlevlerini kaybetmesi yanında Safranbolu kentsel bütünlüğüne de kentin çeperinde kalması nedeniyle katılamamaktadır. Geçen zaman içinde Çarşı, Safranbolu kenti içinde bir tali merkez bile olarak tutunamamıştır. Artık Çarşı’nın turizm ve alt-orta sosyal grubun barınma ihtiyacını karşılamak dışında bir işlevi kalmamış bulunmaktadır. Diğer yandan, Çarşı’yı paylaşan konut ve turizm birbiriyle olumlu etkileşim içinde değildir. Çarşı’da bulunan evler verasetin parçalanması sonucu ve yapıların birden çok ailenin barınmasına olanak sağlayacak şekilde bağımsız bölümlere ayrılmasıyla aile evleri haline gelmiştir. Kanımca bu evlerde ciddi hijyen sorunları da bulunmaktadır. Bu yapılarda yavaş çekimli bir bozulma sürmektedir. Önemli sayıda ev ise boş ve bakımsız olarak durmaktadır. Ne yazık ki sokak sağlıklaştırma adı altında gerçekleştirilen çalışmalar bu dokuya yalnızca makyaj olmaktadır. Bu evlerin içten içe çürümekte olduğunu akıldan hiç çıkarmamak gerekir.

Çarşı’nın nüfusu hızla yaşlanmaktadır. Çoğu emekli olan aile reisleri, gençlerin oturmak için Çarşı’yı tercih etmediklerinden yakınmaktadır. Evlerin sahiplerinin, evlerini restore edebilecek gücü yoktur. Evlerin çağdaş yaşam standartlarını karşılayamaması yanında Çarşı, artık burada oturan 5–6 000 kişiye kentsel yaşamın hazlarını da sunamamaktadır. Turizm nedeniyle her şeyin fiyatı artmış bulunmaktadır. Kahveler turizm amaçlı olarak işlev değiştirmektedir (McKercher & du Cros 12). Çarşı’ya hizmet veren yalnızca bir iki bakkal ve bir iki kahve kalmıştır. Çarşılı, alışveriş için artık Kıranköy’e çıkmak zorundadır. Cumartesi kurulan Safranbolu’nun tarihi pazarı ise bitme noktasına doğru sürüklenmektedir. Çarşı’nın sosyal dokusu hızla yok olmaktadır (Timothy & Nyaupane, 57) [24].

1990’lı yıllarda başlayan turizm yatırımları bağlamında Çarşı’da bazı bar, kahve, restoran gibi eğlence yerleri de açılmış, KDÇİ’nin zaman içinde yarattığı nitelikli burjuva, bu işletmeleri turistin yanında kullanmaya başlamıştı. Çarşı’daki eğlence yerleri, bu müşteri grubunu KDÇİ getirdiği ekonomik refahın sona ermesi ya da mesleki nitelikleri nedeniyle başka yerlerde iş bulup göçmeleri nedeniyle tümüyle kaybetti. O kadar ki Karabük’te ve Safranbolu’da bir daha böyle bir tüketici grubu oluşamadı. Bugün Safranbolulu, Çarşı’yı zaman zaman gelen konuklarını gezdirmek dışında hemen hiç kullanmamaktadır. Son zamanlarda ortaya çıkan tarihi konaklarda düğün yapma modası ise getirdiği ses kirliliği nedeniyle katkıdan çok zarar vermektedir.

Çarşı’da yaşayanların çok büyük bir kısmı turizmle doğrudan ilişki içinde değildir. 2011 yılında kapanan konaklama işletmelerinin önemli kısmı 1990’ların başında turizmin gelişmesi için öncülük yapan ev pansiyonlarıdır[25]. Konak otellerin oluşturduğu rüzgâr nedeniyle evlerin fiyatları da yapay olarak artmış bulunmaktadır. Artık evlerin fiyatları TL olarak değil Emek’te kaç daire karşılığı olduğu şeklinde söylenmektedir. Kanımca, şu anda Çarşı’da oturanların tek hayali evini bir otelciye satıp Emek’e taşınmaktır. Artık onların yerini dolduracak başka yörükan da kalmamıştır[26].

Çarşı’yı yalnızca kültür turizmi yapılan bir sahne olarak ele almak büyük bir hatadır. Çarşı’da bugün yaşamakta olan 5–6 000 kişinin ve yaklaşık 800 yapının başka bir dünyaları vardır. Gerek miras alanı, gerekse yapılan kültür turizminin sürdürülebilir olması giderek zorlaşmaktadır[27]. Safranbolu miras alanının ne yazık ki bir yönetim planı bulunmamaktadır. Yöneticilerin, iyi niyetli ancak bütüncül olmayan yaklaşımları sorunları çözmekte yeterli olamamaktadır[28].


[1] “Tourist-HistoricCity” karşılığı kullanıyorum (Smith   34).

[2] Bu bölümü yazmadan önce Mimar Başak Dökmeci, İnşaat Mühendisi Mehmet Adalar, Şehir Plancısı Dr. Suat Çabuk, Turizme Katkıda Bulunan Esnaflar Derneği Başkanı Selahattin Koş, Cami-i Kebir Mahallesi Muhtarı Erhan Başkaya, İsmet Saraçoğlu ve Hüseyin Güney’le yüz yüze görüşme yaptım, Safranbolu Turizm Danışma Ofisi istatistiksel veri sağladı. Ayrıca tüm sorularıma sabırla cevap veren Aytekin Kuş’a teşekkür borcum var.

[3] 2001 yılından bu yana Safranbolu’da yaşıyorum. Geçen dönem içinde yakın dostluklar kurduğum bu grup Safranbolu’nun yerlilerinden satın aldıkları ve yerleştikleri bu konaklarda eşraflaşmanın da keyfini çıkarmaktaydılar.

[4] L. Smith, AHD (Authorized Heritage Discourse) kavramını gündeme getiriyor.

[5] Kanyonların üstündeki konut bölgelerinden Safranboluluların 5–10 dakika yürümeyle merkeze inmelerini (Down Town) hayal etmek bile heyecan veriyor.

[6] Kaba bir hesapla bugüne kadar kamusal ve özel kaynaklardan restorasyon için yaklaşık toplam 30 milyon TL harcandığını hesaplıyorum.

[7] Safranbolu, 1995 yılında Zonguldak’tan ayrılarak yeni il olan Karabük’e bağlanmıştır.

[8] Safranbolu Emekliler Derneği’nin 7 000 üyesi vardır.

[9] International Cultural Tourism Charter / Managing Tourism at Places of Heritage Significance (Mexico 1999) http://www.international.icomos.org/charters/tourism_e.pdf  Turizm bağlamında ana kaynaktır.

Ayrıca, ayrıntılar için bakınız (Türker & Canbulat), (Türker 2006)

[10] Konaklamaya hazır hale gelmesi 1989 yılında olmuştur.

[11] Genel olarak konaklama tesislerinde karlılık eşiği olarak kabaca %40 doluluk kabul edilir. Buna karşın Safranbolu’da hala tasfiyeler ya da konsolidasyonlar gözlenmemektedir. Bunun kanımca en önemli nedeni işletme sahiplerinin çoğunlukla asıl işlerinden gelir sağlıyor olmalarıdır. 

[12] Yatak kapasitesi hafta sonu doluluğu hedef alınarak belirlenmiş gibidir. Hafta sonu kültür turizmi yapılan Safranbolu’nun hafta içi konaklama kapasitesi bir yere kadar pazarlamacılarla değerlendirmektedir.

[13] Ben bunları “içine otobüs girebilecek oteller” olarak isimlendiriyorum.

[14] Konak başına alım, proje, restorasyon ve otel donanım bedelleri toplamı olarak 300 000 TL hesabıyla.

[15] Son Koruma Amaçlı İmar Planı Revizyonu ile yeni işlev verme konusunda kısıtlamalar getirilmesi çok olumludur.

[16] Pervasızca açık kapılardan dalıp ve yatak odalarına bile girme cesaretinde olmayanlar dışında…

[17] Bir dönem Çarşı esnafı otelcileri valiye şikâyet etmiştir. “Fahiş fiyat uyguluyorlar, bu nedenle Safranbolu’ya yeteri kadar turist gelmiyor, biz de satış yapamıyoruz” diye.

[18] Emekliler hediyelik eşya dükkânları açmışlardır. Bunların önemli bir kısmının amacı –korkarım- bir adrese sahip olmaktır.

[19] Sorunların çözümü için, Belediye Başkanı Dr. Necdet Aksoy’un girişimleri sonuç vermemektedir. Çarşı’da güçlü bir esnaf lobisi vardır.

[20] Şu anda görevde bulunan Belediye Başkanı Dr. Necdet Aksoy’un tarihi merkezi trafikten arındırma projesi, çok ilginçtir, en büyük reaksiyonu otelcilerden görmüş ve proje rafa kaldırılmış bulunmaktadır.

[21] Venedik Belediyesi, artık tarihi kentte konaklama yapmayan turistin Venedik’e girmesine izin vermeme noktasına gelmiştir. Venedik miras alanında 60 000 kişi yaşamaktadır. Bir günde Venedik’e (Orbaşlı 2000, 163–164) girebilecek turist sayısını 25 – 30 000 olarak belirlemişlerdir.

[22] Kültür ve Turizm Bakanlığı, günübirlikçileri konaklamalı turistin 3 katı olarak tahmin etmektedir. Çarpıcı bir gerçek ise konaklamalı turistin yalnızca 1/3’ü kadar harcama yapmalarıdır.

2011 Eylülünde Safranbolu’da 23 657 kişi konaklamıştı. 3 katı da günübirlikçi eklerseniz yaklaşık 95 000 kişi bulursunuz. Bunun yarısının 4 cumartesiye dağıldığını hesaplıyorum.

Safranbolu Turizm Danışma Ofisi’ne göre 2011 yılında 173 674 yerli 32 685 yabancı konuk gecelemiştir.

[23] Yazının amacı çözüm önermek değildir. Ancak yapılması gerekenleri ana hatları için: ICOMOS Washington Charter 1987.

[24] (UNESCO, X) “Turizmin getirisinin cazibesi bazı koruma uygulamalarının göz ardı edilmesine neden olmaktadır.” denilmektedir. “DMA’nın (Dünya Miras Alanı) doğu ve güneydoğu kesimindeki yüksek alanlar üzerindeki yapılaşma DMA üzerinde baskı oluşturmakta ve tarihsel kent dokusunu görsel bakımdan bozmaktadır. Karabük kent merkezindeki yoğun hava kirliliği DMA’yı etkilemektedir.” gibi diğer tehditler sıralanmakta, ancak Safranbolu’nun diğer miras alanlarıyla karşılaştırılınca, önemli risk altında olmadığı belirtilmektedir.

[25] Safranbolu Turizm Danışma Ofisi

[26] Safranbolu’nun 2011 nüfusu toplam: 53 201 (kentsel: 41 954, kırsal: 11 247). Kırsal nüfusun da çoğu emekli aile reislerinden oluşuyor ve büyük kısmının Safranbolu’da zaten bir evi bulunmaktadır.

[27] Gerçekte Safranbolu’nun sürdürülebilirliği tehdit altındadır. Turizm dışında bir kentsel işlev kazanamamıştır. Yaşlanan emeklilerinde devreden çıkmakta olduğunu düşünürsek, Safranbolu’nun nüfus kaybetmeye başlaması kaçınılmaz olacaktır. Tek kurtuluş yeni kurulan ve hızla kalabalıklaşan Karabük Üniversitesi olarak görülse de öğrenci nüfusunu gelip geçici olarak değerlendirmek gerekir.

[28] Bu yazı çözüm önerileri getirmeyi amaçlamamakla birlikte: Endüstri öncesi kentlerin özellikleri keşfedilmeye başlanmıştır (Urban Village).  “Sürdürülebilirlik amaçlandığında kentsel işlevlerin hiyerarşik organizasyonu yanında, yürüme mesafesinde konumlandırılmış olmaları ve organik yapıları endüstri öncesi kentleri cazip hale getirmektedir Sürdürülebilir yerleşmeler insanların şimdi de gelecekte de çalışmak ve yaşamak isteyeceği yerleşmelerdir” (Rotwell 23). Bu açıdan Çarşı, çok önemli potansiyele sahiptir. Kentsel yenileme tuzağına düşmeden, tüm yapıların ve kentsel mekânların niteliği artırılabilir ve çağdaş yaşamın gereksindiği işlevler kazandırılabilir. Bu amaçla, kenti daha önce terk eden Safranboluların bir kısmının evlerini restore ederek yeniden burada yaşamaya başlamaları ve örnek olmaları sağlanabilir (Urban Renaissance).