SAFRANBOLU: Under the Impact of Tourism and the New City Dwellers*

İbrahim CANBULAT, M. Arch

77650042.JPG

Photo: Ironsmiths’ Market

 

Site Name: City of Safranbolu

Year of Inscription: 1994

Id N°: 614

Criteria of Inscription: (ii) (iv) (v)

  • By virtue of its key role in the caravan trade over many centuries, Safranbolu enjoyed great prosperity and as a result it set a standard for public and domestic architecture that exercised a great influence on urban development over a large area of the Ottoman Empire Criterion (ii).
  • Safranbolu has preserved its original form and buildings to a remarkable extent Criterion (iv).
  • …continuous efforts must be made to preserve the traditional townscape Criterion (v).

Paphlagonia

it is known that money was minted by Dadybra in the second-third centuries AD (Ramsey, 1890, 193; Oaks, et al., 2001, 4: 43-44). Based on Byzantine historians, Cramer (Cramer, 1832, 1: 238) writes that Dadybra was a patriarch settlement. In the official registers of Rome, it was regularly stated as one of the 6 cities of Paphlagonia starting as of AD 325 (Ramsay, 1890, 196-197). Most important of all, it has always had the attribute of being a strategic point due to the fact that it is at the junction of the secondary caravan roads connecting Central Anatolia to the Black Sea ports.

Climax in 18th Century

Safranbolu was a province of the Kastamonu Sanjak and in the 18th century, providing that the port duties of Inebolu are excluded from the evaluation, Safranbolu that had tax revenues even higher than Kastamonu became the largest economy of the Sanjak. Following The Celali Uprisings Safranbolu’s success in industry and trade should actually be attributed to a more liberal environment as for some time the Ottomans governed the economy through the local notables. We know that the most important element of the Safranbolu economy in the 18th century was the operation of the caravans. This brought Safranbolu material wealth as well as cultural wealth which was the result of intercultural relations. All these were the igniters of perfect city scape and impressive mansions and of course high level social life.

Decline

Beginning of 20th Century, Safranbolu lost all important economic activities:

  • New highways and railways (1934) diminished caravan operations.
  • Tanneries lost competition against modern processes mainly foreigners.
  • City dwellers of Safranbolu migrated to big cities.
  • Very first heavy industry (Iron & Steel) of the new Turkish Republic was made in the vicinity of Safranbolu (1937-9).

Conservation Efforts

  • After the European Architectural Heritage Year (1975) Safranbolu became a conservation domain for academic corps.
  • Municipal Consul ratified a conservation decree (1976) which was the first in Turkey.
  • Some land marks and mansions were restored.

Acquaintance with Tourism

  • TTOK (Turkish Auto Club) purchased and restored a mansion as first hotel in Safranbolu Historic Center (1991).
  • Conservation City Plan has been made (1991).
  • Local governor promoted bed and breakfast facilities, created a cooperative for the hoteliers and provided training (1993).
  • Safranbolu became UNESCO World Heritage (1994)

Deindustrialization

  • Iron and Steel Industry technically bankrupted and privatized (1995).
  • This caused a mass investment in tourism and related economic activities.

Document1.jpgChart: Population, Hotel Bed Capacity and Hotel Accommodation in Time

Effects on Physical and Social Structures

  • Mass tourism created heavy traffic impact on the originally pedestrian historic center.
  • Environmental Capacity is surpassed, especially in the weekends.
  • Over 90 historic mansions revitalized to high density mid-level hotels. Reconstruction and face-lifting boomed.
  • Majority of houses are emptied to be sold to hoteliers where by left dilapidation.
  • Historic shopping district turned to souvenir shops.
  • Social life was terribly effected in the historic district. Consumer prices are increased. Younger generation left historic city and moved to new settlements. Average age of the dwellers is getting higher.

*) This is the resume of the presentation at World Heritage Watch Symposium, İstanbul July 8-10, 2016.

Advertisements

Safranbolu’nun Turizm Sorunsalı / Bir Bilgi Notu*

İbrahim Canbulat

Bir sorunun çözümü için -biraz ders anlatır gibi olacak ama, eski hocalığıma yorun- öncelikle problemin tanımlanması gerekir. Sonra da amaçlar yani: biz sonuçta ne elde etmek istiyoruz? Daha sonra da bir model kurulur. Modelin kurulmasında en çetin nokta kontrol edebileceğimiz (controllable variables) ve kontrol edemeyeceğimiz (uncontrollable variables) değişkenlerin tanımlanmasıdır. Bunların arasındaki doğrudan (deterministic) zaman zamanda istatistiki (stochastic) ilişkileri tanımlayan bir model kurulur ve aşağıda belirteceğim amaçları en iyilemek (optimize) için model çözülür ve model sonuçları sistem üzerinde test edilir. Olmadı baştan…

Bu bağlamda biz öncelikle Safranbolu’nun turizmle ilgili sorunlarının ne olduğunu açık yüreklilikle belirlemeliyiz. Örnek vermek gerekirse: Safranbolu’ya niteliksiz turist gelmektedir, turist Safranbolu’da aldığı hizmetten memnun değil, turist eğlenememektedir, turiste para harcatamıyoruz, vb. Şimdi de amaçları belirleyelim daha fazla turist gelmesini mi istiyoruz, daha fazla para mı kazanmak istiyoruz, yeni istihdam mı yaratmak istiyoruz, sürdürülebilir bir turizm mi hedefliyoruz? Ya da bunların hepsi mi? Model kurma aşamasına gelindiğinde işler çarpaşık bir hal alır, en çok para kazanmakla nitelikli hizmet vermek çelişebilir, ya da daha fazla turist gelmesi her zaman daha fazla para kazanmak demek değildir gibi.

Turistik bir kent olmak yanında Safranbolu yaşayan bir tarihi kenttir. Bu nedenle turizm için iyi olan tarihi kent ve sakinleri için iyi olmayabilir. Örneğin daha fazla rekreatif amaçlı yatırım, sosyal dokuya zarar verebilir, ya da daha çok otel yapmak, daha fazla trafik demektir, gibi. Bu durumda modelin bütüncül (wholistic) olması gerekir. Yani model turizmi planını çevreden (context) bağımsız ele alamaz, alınmamalıdır.

Diğer bir çetrefil konu, planın zaman (dynamic) boyutudur. Bugün için iyi olan yarın iyi olacak mıdır? Bu nokta da sürdürülebilir olmak önem kazanmaktadır. En önemlisi turizmin korunması gereken iki önemli kaynağı tüketiyor olmasıdır. Bunlar tarihi çevre ve doğal çevredir. Buna bir de sosyal çevreyi ekleyiniz.

Plan yalnızca bugünün görünen sorunlarını tartışarak ve bunlara pratik çözümler getirerek bütüncül bir çözüm sağlayamaz. Örneğin Safranbolu’nun trafik sorunu var, bu nedenle yeni yollar ve park yerleri yaratalım dediğinizde tarihi kente daha çok trafik çekersiniz. Yada kamusal desteklerle otel yatırımlarını geliştirelim derseniz boş oteller yaratırsınız -Bakka teşvikleri- gibi yatırımların sürdürülemez olması sonucu hizmet kalitesini düşürür sonuçta bir destinasyon olarak Safranbolu’nun itibar kaybına neden olursunuz.

Bütün burada sıraladığım bilimsel yaklaşım ise ancak nitelikli disiplinler-arası bir ekibin çalışmasıyla gerçekleştirilebilir. Bugüne kadar epeyce sayıda turizm master planı okudum. hemen hepsinde de aynı yaklaşım söz konusu. Güncel sorunları derlemek, destinasyonun doğal ve kültürel potansiyelini analiz etmek, bir swot analizi ile bunları tabloya dökmek, alternatif turizm önerileri sunmak. Bu belki 3S (sun, sand and sea) turizmi yapan yerler için işe yarayabilir ama kanımca 3E (education, experience and entertainment) turizmi için çözüm olamamaktadır. Diğer bir eleştirim kurulan modellerin sayısal modeller olmaması ve sonuçta elmayla armudu karşılaştırarak sezgisel çıkarsamalar yapıyor olmasıdır. Bugün Dünya Bankası sayısal (quantitative) modellerin geliştirilmesi ve kullanılması için ciddi destek vermektedir.** Örneğin tarihi bir çevrenin yenilenmesinde binaların kullanım değerleri ile birlikte kültürel değerleri de rakamlarla ifade edilebilmektedir. Bu alan artık başka bir disiplinin ilgi alanı olarak tanımlanmaktadır: “Heritage Management”. Ancak bu yaklaşımla tarihi çevre, sosyal çevre, turist ve doğal çevre bağlamında bir turizm planı yapılabilir.

Şimdi de planın uygulanmasında, amaçların belirlenmesinde kim karar verecektir sorununa gelmek istiyorum. Bu noktada sosyal gruplar arasında derin çelişkiler ortaya çıkar. Siz Safranbolu’ya otobüs girmesin dediğinizde kitle turizmi yapan otelciler ayaklanır. Öte yandan butik otel işletmecileri otelini ve bahçesini düğün yapmak için venue olarak kullanan meslektaşından zarar gördüğünü ileri sürebilir. Safranbolu’da izlediğim en önemli çatlak çarşıdaki esnafla otelciler arasında olandır. Bugünkü yapısıyla esnaf kitle turizmine bel bağlamış gözükürken, otelci çarşıda aradığını bulamayan konuğunun yakınmalarını ön planda tutmaktadır. Öte yandan sosyal doku tamamı hediyelik eşya satmaya başlayan bakkalını, kahvesini kaybetmekten, artan fiyatlardan şikayetçi olmaktadır. Bu çelişkiler içinden sistemin tamamı için en iyiyi ancak güçlü ve kararlı bir yönetici bulabilir ve bu amaçla farklı aktörleri uygulama konusunda ikna edebilir.

Şimdi benim Safranbolu gözlemlerime gelmek istiyorum. Safranbolu’da aşırı yatak kapasitesi ortaya çıkmıştır ve hızı kesilmeyecek gibi gözükmektedir. Her yeni eklenen yatak sayısı konaklamanın niteliğini olumsuz etkilemektedir. Genel olarak konaklama eşiği olarak %40 kabul görmektedir. Butik otellerde bu daha aşağıya çekilebilmektedir. İşletmeler ancak bu doluluğun üzerinde para kazanmaya başlamaktadırlar. Sermaye geri dönüşü, amortisman ve bakım-onarım giderleri cabası. Buna karşın Safranbolu’ya gelen turist sayısı Türkiye ortalamalarının altında gelişmektedir. Bugün Safranbolu’da her beş yataktan dördü boştur. Bu sorunun hiç bir önlem alınmazsa gelecekte de devam edeceğini sanıyorum. Otel yatırımları pahalı yatırımlardır. Çarşı’da ise bir hediyelik eşya dükkanı açmak çok kısıtlı bir sermaye ile yapılabilmektedir. Buna karşın büyük yatırımcı ve know how gerektiren otel dışı riski yüksek hizmet işletmelerine girmemektedir. Yerel ve seçilmiş yöneticiler ise sorunu PR’la televizyonlar ve fuarlar yardımıyla çözmeye çalışırken tarihi kentte günübirlikçi baskısını artırmaktadırlar. Kültür ve Turizm Bakanlığı verileri destinasyonlarda konaklayan turist sayısının üç misli kadar da günübirlikçi öngörmektedir.

Kentsel planlamada “Environmental Capacity” önemlidir. Siz tarihi boyunca yalnızca 5000 kişinin yaşamış olduğu bir tarihi kente günde 20 000 kişi sokamazsınız. Geçen 2014 yılı içinde bazı cumartesi günleri tarihi kente 13 – 14 bin kadar turistin girdiğini hesaplıyorum. Bu noktada düşünmek gerekir. Benin UNESCO 2008 İstanbul değerlendirme toplantısında verdiğim çabalar sonucu tarihi konakların otele çevrilmesi konusunda Koruma İmar Planına kısıtlayıcı müeyyideler getirilmiştir ancak bu yeni otellerin yapımına engel olamadığı için hemen kısa bir süre içinde Safranbolu’da 1000 kadar yeni yatak kapasitesinin devreye girme noktasına gelinmiştir. Bu bağlamda önümüzdeki yıl büyük olasılıkla her altı yataktan beşi boş kalacaktır.

Safranbolu’da hemen önümüzdeki yıllarda (360 gün hesabıyla) otel yatak kapasitesinin 1 500 000 gibi olacağını hesaplıyorum. Hadi çok başarılı bir tanıtma yaptık diyelim, çok çok turist geldi ve yatak kapasitesinin %40’ını kullanmayı başardığımızı varsayalım. Turist sayısı gecelemeli 600 000 ve günü birlikçi, 1 800 000 olacaktır. Yani toplam yıllık 2 400 000 turist. Bunların neden olacağı trafik baskısı, yaratacağı gürültü ve çöp vb düşünülmekte midir? Burada dengesizlik hemen göze çarpmaktadır. Bu sayı ile tarihi kentte ziyaretçi sayısı bazı cumartesi günleri 30 000’e ulaşacaktır.

Gidip Venedik’i incelemek gerekir, toplam 60 000 kişinin yaşadığı Venedik tarihi merkezine yalnızca 13 000 turistin girmesine izin verilmektedir. Öncelik otellerde konaklayanlarındır.

____________________________________

*) Bu not geçenlerde bu sorunu tartıştığım bir arkadaşım için hazırlandı. Paylaşmak istedim.

**) Licciardi, G. & R. Amirtahmasebi (2012) The Economics of Uniqueness, the World Bank, Washington D.C.