SAFRANBOLU: Under the Impact of Tourism and the New City Dwellers*

İbrahim CANBULAT, M. Arch

77650042.JPG

Photo: Ironsmiths’ Market

 

Site Name: City of Safranbolu

Year of Inscription: 1994

Id N°: 614

Criteria of Inscription: (ii) (iv) (v)

  • By virtue of its key role in the caravan trade over many centuries, Safranbolu enjoyed great prosperity and as a result it set a standard for public and domestic architecture that exercised a great influence on urban development over a large area of the Ottoman Empire Criterion (ii).
  • Safranbolu has preserved its original form and buildings to a remarkable extent Criterion (iv).
  • …continuous efforts must be made to preserve the traditional townscape Criterion (v).

Paphlagonia

it is known that money was minted by Dadybra in the second-third centuries AD (Ramsey, 1890, 193; Oaks, et al., 2001, 4: 43-44). Based on Byzantine historians, Cramer (Cramer, 1832, 1: 238) writes that Dadybra was a patriarch settlement. In the official registers of Rome, it was regularly stated as one of the 6 cities of Paphlagonia starting as of AD 325 (Ramsay, 1890, 196-197). Most important of all, it has always had the attribute of being a strategic point due to the fact that it is at the junction of the secondary caravan roads connecting Central Anatolia to the Black Sea ports.

Climax in 18th Century

Safranbolu was a province of the Kastamonu Sanjak and in the 18th century, providing that the port duties of Inebolu are excluded from the evaluation, Safranbolu that had tax revenues even higher than Kastamonu became the largest economy of the Sanjak. Following The Celali Uprisings Safranbolu’s success in industry and trade should actually be attributed to a more liberal environment as for some time the Ottomans governed the economy through the local notables. We know that the most important element of the Safranbolu economy in the 18th century was the operation of the caravans. This brought Safranbolu material wealth as well as cultural wealth which was the result of intercultural relations. All these were the igniters of perfect city scape and impressive mansions and of course high level social life.

Decline

Beginning of 20th Century, Safranbolu lost all important economic activities:

  • New highways and railways (1934) diminished caravan operations.
  • Tanneries lost competition against modern processes mainly foreigners.
  • City dwellers of Safranbolu migrated to big cities.
  • Very first heavy industry (Iron & Steel) of the new Turkish Republic was made in the vicinity of Safranbolu (1937-9).

Conservation Efforts

  • After the European Architectural Heritage Year (1975) Safranbolu became a conservation domain for academic corps.
  • Municipal Consul ratified a conservation decree (1976) which was the first in Turkey.
  • Some land marks and mansions were restored.

Acquaintance with Tourism

  • TTOK (Turkish Auto Club) purchased and restored a mansion as first hotel in Safranbolu Historic Center (1991).
  • Conservation City Plan has been made (1991).
  • Local governor promoted bed and breakfast facilities, created a cooperative for the hoteliers and provided training (1993).
  • Safranbolu became UNESCO World Heritage (1994)

Deindustrialization

  • Iron and Steel Industry technically bankrupted and privatized (1995).
  • This caused a mass investment in tourism and related economic activities.

Document1.jpgChart: Population, Hotel Bed Capacity and Hotel Accommodation in Time

Effects on Physical and Social Structures

  • Mass tourism created heavy traffic impact on the originally pedestrian historic center.
  • Environmental Capacity is surpassed, especially in the weekends.
  • Over 90 historic mansions revitalized to high density mid-level hotels. Reconstruction and face-lifting boomed.
  • Majority of houses are emptied to be sold to hoteliers where by left dilapidation.
  • Historic shopping district turned to souvenir shops.
  • Social life was terribly effected in the historic district. Consumer prices are increased. Younger generation left historic city and moved to new settlements. Average age of the dwellers is getting higher.

*) This is the resume of the presentation at World Heritage Watch Symposium, İstanbul July 8-10, 2016.

Advertisements

İstanbul’da Kullanılacak Kerestelerin Enva’ına Dair

Ahmet Refik Altınay’ın Onuncu Asr-ı Hicride İstanbul Hayatı (T.C. Kültür Bakanlığı, Kültür Eserleri, Ankara, 2000) isimli kitabında Bab-ı Hümayun’un karar ve Mimar Başı’na gözetimi için tebliğ ettiği 2 adet liste bulunmaktadır. Kolayca anlaşılır bir şekilde derlediğim bu listeleri ilişikte bulacaksınız.

İstanbul’da Kullanılacak Kerestelerin Enva’ına Dair

Karar şöyle bitiyor:

“…emir idüb buyurdum ki vardukda bu hususda kemali ikdam ve ihtimam ile mukayyed olub ve andan kesüb getüren kimesnelere gereği gibi tenbih ve te’kid eyliyesin ki minbaad getürdük­leri kerestei vechi meşruh üzre tayin olunan zirâdan eksük kesmiyüb ve kerestenin dahi âlâsın kesüb getüreler Şöyleki emir olunandan eksük kesüb ve âlâsın getûrmiyeler gereği gibi haklarından gelinüb hakaret olunmak mukarrerdir Ana göre mukayyed olub emrim üzre zikrolunan kerestei tayin olunan zirâdan eksük getürtmiyeler Ve Bu emri şerifimi sicilli mahfuza kayıd eyliyesin ki minbaad dahi mazmunu hümayunile amel olunub ana muhalif iş eylemiyeler (Mimar başına verildi)* Fi 22 Zilkade 975 (1567)

*Mimar Sinan

 

Osmanlı Evi’nin Evrimi / Anadolu – Osmanlı Sentezinde Strüktür ve Form

Karaağaç Melling.jpg

AHŞAP YAPILARDA KORUMA VE ONARIM SEMPOZYUMU 4, 26-27 NİSAN 2016, İSTANBUL’da İkinci gün sunacağım bildiri için seçme kaynakça:

 

AHUNBAY, Z. (1996) Tarihi Çevre Koruma ve Restorasyon YEM Yayın, İstanbul.
AKIN, N. “Osmanlı Döneminde Anadolu Konutuyla Balkan Konutu Arasındaki Ortaklıklar.” Tarihten Günümüze Anadolu’da Konut ve Yerleşme. Tarih Vakfı. İstanbul, tarihsiz, 269 – 277.
AKSOY, E. (1963) “Orta Mekan: Türk Sivil Mimarisinde Temel Kuruluş Prensibi” Mimarlık ve Sanat, İstanbul, s. 7-8, ss. 39-92.
ALTINAY, A. R. (1987) Onuncu Asr-ı Hicride İstanbul Hayatı, Hazırlayan Abdullah Uysal, T.C. Kültür Bakanlığı, Kültür Eserleri, Ankara.
ALTINER, A. T. & BUDAK, C. (1997) the Konak Book. A Tepe Publication, Istanbul.
AREL, A. (1982) Osmanlı Konut Geleneğinde Tarihsel Sorunlar. EÜ, Güzel Sanatlar Fakültesi, İzmir.
ARSEVEN, C. E. (1956) Türk Sanatı Tarihi / Menşeinden Bugüne Kadar Mimari, Heykel, Resim, Süsleme ve Tezyini Sanatlar, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul, c. 3 (Mimari Kısım).
ARSLAN, H. (2014) “Boğaziçi’nde 18. Yüzyıldan Kalma Bir İstanbul Evinin Durumu Hakkında Sanat Tarihi Bağlamında Yeni Değerlendirmeler” ODTÜ, Mimarlık Fakültesi Dergisi, Ankara, c. 31, s. 1, ss. 97-117.
ASATEKİN, G. (1994) “The Role of the Inhabitant in Conservation / a Proposal for the Evaluation of Traditional Residential Architecture in Anatolia” Basılmamış Doktora Tezi, ODTÜ Mimarlık Fakültesi, Ankara.
BANSDORFF, M. etc.. (1995) Edited Gökçüoğlu Evi / A House in Bağlar, the Summer Town of Safranbolu, Turkey / Anatomy of a Building, Tampere University of Technology, Department of Architecture, Publication of the Laboratory of Building Anatomy and Pathology, Tempere.
BATUR, A. (2005) Doğu Karadeniz’de Kırsal Mimari, Milli Reasurans Art Gallery, İstanbul.
BEKTAŞ, C. (2007) Türk Evi, Bilişim, İstanbul.
BERK, C. (1951) Konya Evleri, İTÜ, Mimarlık Fakültesi, İstanbul.
CANBULAT, İ. (2006) Mektepçiler Evi (Safranbolu Medresesi) Restorasyonu, Mimarlık, sayı 3 3 0 , 3 7 – 3 9 . http://www.mo.org.tr/mimarlikdergisi/index.cfm?%20=mimarlik&DergiSayi=47&RecID=1150
CANBULAT, İ. (2009) “Safranbolu 4 Konak” Ahşap Eğitim Atölyesi, İBB, KUDEB, İstanbul, ss. 129-139.
CANBULAT, İ. (2010) Safranbolu’da Koruma, Hazırlayan Gönül Pultar, Yapılar Fora / Mustafa Pultar’a Armağan Kitabı. Tetragon, Haziran. 261–270.
CANBULAT, İ. (2012) “Gökçüler Konağı Restorasyonu ve bir Butik Otel Olarak İşlevlendirilmesi”, 08-09bEkim 2012 Ahşap Yapılarda Koruma ve Onarım Sempozyumu Bildiri Kitabı, İBB, KUDEB, İstanbul, ss. 75-88.
CERASI, M. M. (1999) Osmanlı Kenti / Osmanlı İmparatorluğu’nda 18. ve 19. Yüzyıllarda Kent Uygarlığı ve Mimarisi. Çeviren Aslı Ataöv, YKY, İstanbul.
DENEL, S. (1982) Batılılaşma Sürecinde İstanbul’da Tasarım ve Dış Mekan Değişim ve Nedenleri, ODTÜ, Mimarlık Fakültesi, Ankara.
DERNSCHWAM, H. (1987) İstanbul ve Anadolu’ya Seyahat Günlüğü, Çev. Y. Önen, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ankara.
EKİNCİ, Z. (2005) Anadolu Türk Evi Geleneğinde Birgi Örneği ve Sandıkoğlu Konağı / Bir Konağın Kurgusu, Yapı Yayın, İstanbul.
ELDEM, S. H. (1967) Yapı / Birinci Seri, DGSA, Y. Mimarlık Bölümü, İstanbul.
ELDEM (1977) Köçeoğlu Yalısı, Bebek, Apa Ofset Basımevi, İstanbul.
ELDEM, S. H. (1984) Türk Evi / Osmanlı Dönemi, 3 Cilt, T.A.Ç. İstanbul.
ESİN, E. (1976) M. IX-XIII. Yüzyıl Uygur Köşklerinden Safranbolu Ev Mimarisine Gelişme” MTRE Bülteni, İstanbul, C. 2, s. 5-6, ss. 15-18.
ESİN, E. (1981) “Lale Devrinde Türkistan İlhamı” Türk Dünyası / Araştırmalar Dergisi, İstanbul, C. 2, s. 10, ss. 5-32.
EVREN, M. (1959) Türk Evinde Çıkma, İTÜ, Mimarlık Fakültesi, İstanbul.
FAROQHI, S. (1993) Osmanlı’da Kentler ve Kentliler / Kent Mekânında Ticaret, Zanaat ve Gıda Üretimi 1550 – 1650 Çeviren Neyyir Kalaycıoğlu Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul.
FLETCHER, Sir B. (1967) A History of Architecture on the Comparative Method, Rev. by R. A. Cordingley, The Athlone Press, London.
GOODWIN, G. (2003) A History of Ottoman Architecture, Thame & Hudson, London.
GÖÇER, O. (1977) “Safranbolu’dan İki Ev” MTRE Bülteni, İstanbul, c. 3, s. 9-10, ss. 28-36.
GÜNAY, R. (1998) Tradition of the Turkish House and Safranbolu Houses. Yapı-Endüstri Merkezi, Istanbul.
İMAMOĞLU, V. (1992) Geleneksel Kayseri Evleri, Türkiye Halk Bankası, Ankara.
KAFESÇİOĞLU, R. (1949) Orta Anadolu’da Köy Evlerinin Yapısı, Yeterli Tezi, İTÜ, Mimarlık Fakültesi, İstanbul.
KARPUZ, H. (1984) Türk İslam Mesken Mimarisinde Erzurum Evleri. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ankara.
KAYA, Ş., B. UYSAL ve M. R. SÜMERKAN (2001) “Tarihi Safranbolu Evlerinin İskelet Yapısı” Ahşap Kültürü / Anadolu’nun Ahşap Evleri, Der. A. Özköse, Kültür Bakanlığı, Ankara.
KÖMÜRCÜOĞLU, E. (1950) Ankara Evleri, Doçentlik Tezi, İTÜ Mimarlık Fakültesi, İstanbul.
KUBAN, D. (1995) the Turkish Hayat House. Eren, İstanbul.
KUBAN, D. (2000) Tarihi Çevre Korumanın Mimarlık Boyutu / Kuram ve Uygulama YEM Yayın, İstanbul.
KUBAN, D. (2001) Vanished Urban Visions / Wooden Places of the Ottomans, Yem Yayın, İstanbul.
KÜÇÜKERMAN, Ö. & GÜNER, Ş. (1995) Anadolu Mirasında Türk Evleri. T.C. Kültür Bakanlığı, Ankara.
NAUMANN, R. (1985) Eski Anadolu Mimarlığı. Çeviren U. Bahadır Alkım, Türk Tarih Kurumu, Ankara.
NEVE, P. “Housing in Hattusa, the Capital of the Hitite Kingdom” Tarihten Günümüze Anadolu’da Konut ve Yerleşme. Tarih Vakfı. İstanbul, tarihsiz, 99 – 115.
OKYAY, İ. Safranbolu / Koruma İmar Planı / Yönetmelik, Rapor, Tarihsiz.
ONGUN, B. A. (1936) Safranbolu İmar Planı Raporu Belediyeler Dergisi yıl 1, sayı 11, Haziran 1936, 60–73.
ORHUN, D. (1999) “‘Türk Evi’ mi, Yaşamada Tümleşik Ev mi?” Yapı, s. 217, ss. 76-82.
ÖZKÖSE, A. Der. (2001) Ahşap Kültürü / Anadolu’nun Ahşap Evleri. Kültür Bakanlığı, Ankara.
PEARCE, D. (1998) Conservation Today Routledge London & New York.
PENDLEBURY, J. (2009) Conservation in the Age of Consensus Routledge, London & New York.
RAITH, E. (2014) …in Fluss Mikrourbannistische Notizen zu Orhid. Staedtebau, TU, Wien.
SAKAOĞLU, N. (1978) Divriği’de Ev Mimarisi, Kültür Bakanlığı, Ankara.
SAKAOĞLU, N. (1989) “18. Yüzyılda İstanbul Evleri ve Sorunları” Tarih ve Toplum, İstanbul, c. 12, s. 70, ss. 26.218-33.225.
SAYAN, Y. (1997) Uşak Evleri, Kültür Bakanlığı, Ankara.
SAYAN, Y. ve Ş. ÖZTÜRK (2001) Bitlis Evleri, Kültür Bakanlığı, Ankara.
SEY, Y. Der. (1996) Tarihten Günümüze Anadolu’da Konut ve Yerleşme, Tarih Vakfı, İstanbul.
SEY, Y. Der. (1999) Tarihten Günümüze Anadolu’da Konut ve Yerleşme, Tepe Mimarlık Kültürü Merkezi, Ankara.
SEZER, H. () “1894 İstanbul Depremi Hakkında bir Rapor Üzerine İnceleme” http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/18/25/148.pdf
SEZER, L. (1979) A Conservation Proposal in Safranbolu Unpublished Thesis Submitted to the Department of Restoration of the Faculty of Architecture of the Middle East Technical University, Ankara.
SÖZEN, M. (1976) Safranbolu Anıtları. Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu Belleteni, cilt 554 sayı 333, Temmuz – Ağustos 1976, 7–15.
SÖZEN, M. (2001) Türklerde Ev Kültürü, Doğan Kitapçılık, İstanbul.
TANMAN, M. B. (1994) “Divanhane”, İslam Ansiklopedisi, İSAM, İstanbul, c. 9, ss. 437-444.
TOMSU, L. (1950) Bursa Evleri, Doçentlik Tezi, İTÜ Mimarlık Fakültesi, İstanbul.
TAKAOĞLU, T. Der. (2005) Ethnoarcheology Investigations in Rural Anatolia, v. 2, Efe Yayınları, İstanbul.
TANYERİ, U. (Tarihsiz) “Anadolu’da Bizans, Osmanlı Öncesi ve Osmanlı Dönemlerinde Yerleşme ve Barınma Düzeni”, Derleyen Yıldız Sey, Tarihten Günümüze Anadolu’da Konut ve Yerleşme. Tarih Vakfı, İstanbul, 405–471.
TANYERİ, U. (1996) “Klasik Dönem Osmanlı Metropolünde Konutun ‘reel’ Tarihi: Bir Standart Saptama Denemesi” Prof. Doğan Kuban’a Armağan, Z. Ahunbay, D. Mazlum ve K. Eyüpgiller, Der., Eren, İstanbul, ss. 57-71.
TANYERİ, U. (2006) “Osmanlı Metropollerinde Evlerin Konfor ve Lüks Normları (16.-18. Yüzyıllar)” Soframız Nur Hanemiz Mamur Der. S. Faroqhi & C. K. Neumann, Kitap Yayınevi, İstanbul, ss. 333-349.
TOMSU, L. (1950) Bursa Evleri, İTÜ, Mimarlık Fakültesi, İstanbul.
TUZTAŞI, U. ve İ. YÜCE AŞKUN (2013) “T’ürk Evi’ İdealleştirmesinde ‘Osmanlı Evi’ ve ‘Anadolu Evi’ Kavramlarının Ortaklıklarına İlişkin İşlevsel Açıklamalar”, Bilig, S. 66, ss. 273-296.
USMAN, M. (1958) Antik Devir Küçük Asya Evleri, İTÜ, Mimarlık Fakültesi, İstanbul.
VITRUVIUS (1990) Mimarlık Üzerine On Kitap. Albert A. Howard’dan çeviren Suna Güven, Şevki Vanlı Mimarlık Vakfı, Ankara.
YAVUZ, A. T. (2000) “Osmanlı Kentlerinin Korunmasında Özgünlük Sorunu” Ortadoğu’da Osmanlı Dönemi Kültür İzleri Uluslar Arası Bilgi Şöleni Bildirileri, 25–27 Ekim 2000, Hatay. – 28 Ekim 2000, İskenderiye. Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları, cilt II, 597–603.
YERASİMOS, S. (2006) “16. Yüzyılda İstanbul Evleri” Soframız Nur Hanemiz Mamur Der. S. Faroqhi & C. K. Neumann, Kitap Yayınevi, İstanbul, ss. 307-332.
YÜREKLİ, H. & F. YÜREKLİ (2005) Türk Evi / Gözlemler Yorumlar, Yapı Yayın, İstanbul.

SAFRANBOLU / UNESCO Dünya Miras Kenti 4/5

C. Bir “Turistik-Tarihi Kent”[1] Olarak Safranbolu’nun Karşı Karşıya Kaldığı Tehditler[2]

(1990’lar sonrası) 

 

Genellikle bir söylem olarak Safranbolu’da korumanın 1975 yılında Belediye Meclisinin -yukarıda yazdığım- kararıyla başladığı belirtilir. Gerçekte, Avrupa Miras Yılı bağlamında MTRE, daha da kapsamlı bir yaklaşımla adeta Safranbolu’yu bir çalışma alanı olarak belirlemiş ve çok önemli bir başarıyı gerçekleştirmiştir. Bunu kısaca “Bilinçlendirme” olarak isimlendiriyorum.

Yukarıda da belirttiğim gibi, 1960’lara gelindiğinde Karabük Demir ve Çelik İşletmeleri’nin servis otobüsleriyle taşınan vardiyalı işçileri, konut üzerinde önemli bir talep yarattılar. Aradan bir nesil geçtiğini ve duygusal bağların azaldığını, hatta evdeki koca ananın bu arada öldüğünü düşünürsek; Safranboluluların, Çarşı evlerini işçilere satmalarının ne denli kolay oluverdiğini anlarız. Bu birinci el değiştirmedir. Çarşının yeni sahiplerini üstlendikleri misyon nedeniyle önemsiyorum. Vardiyalı taşımanın güzergâhı, Safranbolu’nun hinterlandını kapsamaktaydı ve bu insanlar Safranbolu kentlisi ile aynı kültür havzasını paylaşıyorlardı. Bu arada, Safranbolu Kenti’nin merkezinin henüz Çarşı’dan kaymadığını da göz önünde bulundurmak gerekir. İşte bu yeni kentli aydınlanmaya çok açıktı. Safranbolu’nun korunmasında bu grubun isteyerek ve doğası gereği çok önemli bir işlevi olmuştur. Her şeyden önce kente özenle ve özentiyle[3] yerleşmiştir. Bu grubun, zaman içinde nitelikli bir sanayi işçisi bilinçlenmesine ulaştığını, diğer yandan köyüyle ilişkisini de sürdürmekte olduğunu belirtmem gerekir. İşte bu noktada yarı kırsal, yarı kentsel özellikleri barındıran Safranbolu evleri onlara hem kentsel yaşamın hazlarını tattırmış, hem de kırsal özelliklerinden kopmadan kentsel yaşama katılmalarını sağlamıştır. Ben bunu bir yazımda “Denkleriyle ve inekleriyle geldiler; kolayca yerleştiler” diye anlatmıştım (Canbulat 2008). İşte bu grup MTRE’nin kucakladığı, ya da tarafından kucaklandığı gruptur. Bu süreçte gerek MTRE’ye gerekse Belediye Başkanı Sayın Kızıltan Ulukavak’ın şahsında dönemin Safranbolulusuna derin minnet borcumuz var. Gerçekte, bütün bunların sonrasında -toplum kesimlerinin tamamının katılımıyla- uzun bir süre Safranbolu’nun korunmasını sağlayacak “Resmi Miras Söylemi” de oluşmuştur[4].

İlginçtir, aynı dönemde yeniden çekim merkezi haline gelen Safranbolu kenti hızla göç almaya başlamıştır. Yeni bir Safranbolu kurulmaktadır. Özellikle kooperatifleşme yöntemiyle Çarşı’nın kuzey batısında büyük bir konut bölgesi gelişmiş ve geometrik merkez Kıranköy’e kaymıştır.

Safranbolu’nun merkezinin Kıranköy’e kayma sürecine bir kez daha göz atmak gerekir. Gündüz Özdeş’in Karabük ve Safranbolu’yu birlikte ele alan imar planında, konut bölgeleri olarak yalnızca Kıranköy’ün kuzey batısı düşünülmemiş, ayrıca tarihi kentin kuzey doğusundaki Babasultan Mevkii başka bir deyişle Safranbolu – Yazıköy arasında kalan bölgeyi de imara açılmıştı. Bu çözüm Çarşı’nın Karabük yanında bir tali merkez olabilmesi için geometrik merkez de olması gerektiğini göz önünde bulundurulmaktaydı[5]. Kuzey-batı, kuzey ve kuzey-doğu’sundan saran yerleşmeler, Çarşı’yı merkez olarak kullanacaklardı. Daha sonraki dönemlerde Babasultan Mevkii’ne bazı binalar yapıldıysa da bunlar ön görünüme kötü siluetleriyle girdikleri için eleştirildi. Bu bölgede yapılaşma –Kıranköy’le yarışamadığı için- bir noktadan sonra durdu. Daha önce idari işlevlerin de teker teker Kıranköy’e taşındığını anlattım. Bugün Çarşı, kentin merkezinde değildir; artık çeperindedir.

Karabük’ün gelişen ekonomisinin etkisiyle Safranbolu’nun cazibe merkezi olma özelliği hız kesmemiştir. Safranbolu, artık başka kültür havzalarından, kuzeyindeki Ovacuma, Abdipaşa ve Ulus’tan; Ovacık, Eskipazar, Yenice gibi daha önce Safranbolu’ya bağlı olmayan yerleşmelerden yoğun göç almaya başlayacaktır.

1980’lere gelindiğinde yerel seçimlerde artık, “Resmi Koruma”ya karşı olan söylem prim yapmaktadır. Diğer yandan Çarşı da iyice gözden düşmüş bulunmaktadır. Evlerin ikinci sahipleri ölmüş, konaklar çok varisli hale gelmiştir. Yeni bir el değiştirme söz konusudur. Çarşı’ya 1950’li 1960’lı yıllarda sahip olanlar Emek’teki apartmanlara taşınırken, yerlerini yeni Safranbolululara satmış ya da kiralamıştır. Bugün Çarşı’nın sosyal yapısını işte bu yeni kentliler oluşturmaktadır. Bir bakıma Çarşı bugün alt ve alt orta sınıfın barınma ihtiyacını karşılamaktadır. Bu “Resmi Koruma Söylemi”nin de sonuna gelindiğinin resmidir.

1990’lara gelinceye kadar gerek seçilmişlerin gerekse atanmışların gündeminde koruma bulunmamaktadır. Yalnızca Koruma Kanunu ve İsmet Okyay’ın hazırladığı Koruma Amaçlı İmar Planı gelişmeleri yönlendirmeye çalışmaktadır. Bu dönemde Kültür Bakanlığı’nın gerçekleştirdiği üç önemli proje Safranbolu’nun çehresini değiştirmiştir. Bunlar Yemeniciler Arastası ve Kaymakamlar Evi restorasyonları ile Hükümet ve Arasta Arkası sokaklarda gerçekleştirilen sağlıklaştırma projeleridir. Her üç proje de aradan yıllar geçmiş olmasına karşın Safranbolu’nun yüzünü ağartmaya devam etmektedir. Diğer bir önemli kazanım, 1974 yılında yanan Tarihi Hükümet Konağı restore edilerek Kent tarihi Müzesi olarak açılmasıdır.

Safranbolu seçilmişlerinin ilgisinin yeni kente yoğunlaştığı dönemde, korumanın yönetimini atanmışlar üstlenmişlerdir. Özel şahısların kendi kaynaklarıyla gerçekleştirdikleri az sayıdaki restorasyon uygulaması göz ardı edilirse, hemen tüm restorasyon çalışmaları devletin sağladığı destek ve finansmanla gerçekleştirilmiştir. Safranbolu’nun bütün resmi ve kamusal yapılarının hemen hepsinin iyi kötü restorasyonu tamamlanmış bulunmaktadır. Devletin parasal desteği ise hala sürmektedir[6].

Sanayisizleşme

 

Safranbolu[7], KDÇİ’nin 30 Mart 1995’teki özelleştirilmesi ve yeniden yapılanmasından aşırı derecede etkilenmiştir. 1981’de 13 269 çalışanı olan KDÇİ’nde bu sayı özelleştirmenin yapıldığı 1995 yılında 4 289’a gerilemiştir (Bulungiray). Bu yalnızca KDÇİ’den yaklaşık 9 000 kişinin ayrılmış olması demektir. Diğer yandan, kurumun o güne kadar sağladığı ekonomik örüntüde çalışan önemli sayıda sanayi ve ticaret işletmesi de örüntüden çıkmıştır. Bunlardan açığa çıkan iş gücü de dikkate alınmalıdır. Bu tam anlamıyla bir “Sanayisizleşme”dir (Çevik). 1995’te özelleşmesiyle birlikte yaklaşık 9 000 kişinin emekli olduğunu ve önemli bölümünün Safranbolu’da kaldığını biliyoruz. Bugün Safranbolu bir emekli kentidir. Safranbolu’nun turizm gelirlerinin yaklaşık yıllık 2,5 milyon TL olmasına karşın emekli maaşlarının 7,5 milyon TL civarında olduğunu hesaplıyorum[8]. Safranbolu’nun artık en önemli ekonomik geliri emekli maaşlarıdır.

Safranbolu’da Kültür Turizmi[9]

 

1990’ların başı Safranbolu’nun turistik kent olma yolunda önemli atılımların gerçekleştiği yıllardır. TTOK, Havuzlu Asmazlar Konağı’nı, restore etmiş ve otel olarak işletmeye almıştır[10]. Aynı yıllarda dönemin Kaymakamı Muammer Aksoy’un girişimiyle Ev Pansiyonculuğu Geliştirme Merkezi kurulmuştur. Öncüler bazı konakları restore ederek, turizm işine girmişlerdir. Bugün Çarşı’nın içinde bulunduğu sosyo-ekonomik durumun temelleri de bu dönemde atılmıştır. Bir yandan kıdem tazminatlarını, ikramiyelerini almış bir genç emekli nüfus, diğer yandan sermeyesi ve iş gücü devre dışı kalmış iş adamları plansız (fizibilitesiz) olarak turizme girmeye başlarlar. Safranbolu’nun, iş adamları, bazen tek başına bazen de bir araya gelerek bugün 2 650 kadar olduğunu tahmin ettiğimiz yatak sayısı için önemli yatırımlar yaparlar. Sonuçta, liberal ekonominin plansız ve programsızlığı Safranbolu’yu bugünkü noktaya sürükler. Kapasite artışı hala sürmektedir. 1997 – 2009 yılları arasında geceleme sayısı yalnızca 3 katına çıkarken, yatak kapasitesi 15 kat artmıştır. Bundan daha vahimi ortalama doluluk oranının 2001–2009 yıları arasında yalnızca ortalama %18 olmasıdır. Safranbolu’da turistin konaklama süresi çok kısadır. 474 denek üzerinden konaklama süresi 1,65 gün olarak bulunmuştur[11]. Turizmin haftanın günlerine ve aylara düzgün dağıtılması amacıyla yapılan turizmin çeşitlendirilmesi amaçlı arayışlar ise önemli kazanımlar getirmemektedir[12].

Safranbolu turizme başladığında pazarlamayı seyahat acenteleri üzerinden yapmıştır. Bu ise Safranbolu’nun daha başında kitle turizmi sarmalına yakalanmasına neden olmuştur. Her otelcinin hayali, bir otobüs (40–45 kişi) alabilecek yatak kapasitesine sahip olmaktı[13]. Bunun sonucunda ulaşılan, her odasında ortalama 3 yatağı bulunan toplam 20 yataklı en az 2 konak otelden oluşan işletmelerdir. Safranbolu’da “Numaralı Konak” oteller böyle ortaya çıkmıştır. Bugün Safranbolu’nun 90 kadar tarihi evi, yaklaşık 27 milyon TL harcanıp[14], restore edilerek konak otel olarak işletmeye alınmıştır. Bu konaklarda toplam 630 oda ile 1500 yatak kapasitesi yaratılmış bulunmaktadır. Diğer yandan, Safranbolu’nun UNESCO Dünya Mirası olmasındaki en önemli nedenlerden biri olan “Yaşayan bir Kent” olması ciddi tehdit altındadır. Gidiş tüm konakların turistik amaçla kullanılması yönündedir[15]. Yüksek yoğunluğu amaçlayan yapılanmanın, konaklar üzerindeki geri dönülemez tahribatı göz ardı edilmektedir (Canbulat 2010).

Artık, dünyada kültür turizmi bir kitle turizmi şeklini almıştır (WTO 148). Kitle turisti düşük fiyatlı ürünü tercih etmekte ve bu sarmala giren turizm destinasyonlarını hızla tüketmektedir (Orbaşlı 2000, 58–60, 128-). Kitle turizmine dönüşen kültür turizminin diğer bir olumsuz özelliği ise, tur operatörlerinin, turiste miras alanlarını gezdirip, konaklamayı tarihi kentte değil çevredeki daha ucuz otellerde yaptırmasıdır. Safranbolu’da bu da görülmeye başlamıştır. Çok düşük fiyatlarla pazarlanan Batı Karadeniz turlarının konaklamaları giderek Safranbolu dışına kaydırılmaktadır.

Konak otellerin restorasyonlarında nitelikleri yanında, önemli koruma hataları da yapılmaktadır. Örneğin işletmeciler, kültür düzeyi düşük konuklarının (Ashworth & Tunbridge 66) beklentilerini karşılamak için ahırlara  “Aynalı Tavanlar” yapabilmektedirler. Bunun gibi örnekler artırılabilir. Konak otellerin büyük bir kısmında ışıklı ve ferah(!) ortak alanlar elde etmek amacıyla zemin katlarında bulunan kalın moloz taş duvarlar kaldırılmış ya da açılmış, mekânlar birbirine eklenmiştir. Bu çözümler evlerin arkitektoniğini bozduğu gibi, yapıların depreme dayanımını da tehlikeli bir şekilde zayıflatmaktadır.

Karsızlığın doğal sonucu olarak işletmelerin aralarındaki fiyat rekabeti kıyasıya sürmektedir. Bunun bedelinin ise hizmet standartlarında düşme olması, kaçınılmazdır (Orbaşlı 2000, 39). Sonucunda Safranbolu, yalnızca daha kısıtlı bütçesi olan turisti tatmin edebilecek noktaya doğru hızla gerilemektedir.

Konaklama tesislerindeki aşırı şişkinliğe karşın, Safranbolu’da bir turizm destinasyonu olması için gereken restoran, kahve, bar, disko benzeri diğer turistik işletmeler ya yoktur ya da farklı gelir gruplarının beklentileri tatmin edecek şekilde çeşitlenmemiştir. Bu nedenle, Safranbolu miras alanı çok kısa bir süre içinde gezilip, tüketilmektedir. Safranbolu’da kalış süresinin kısa olmasının en önemli nedenlerinden biri de budur.

Dünyada, kültür turistlerinin hemen tamamı gittikleri yerlerde müze ziyareti yapmaktadır. Yanan tarihi hükümet konağının restore edilerek Kent Tarihi Müzesi olarak işlevlendirilmesi çok yerindedir, ancak teşhir edilmekte olan objeler çok kısıtlıdır. Objelerin çoğu 20. yüzyıldan kalmadır. Bu nedenle 2 000 yıllık bir kentsel kültürü temsil etmekten çok uzaktır. Geçen 80–90 yılda sosyal yapısının üç kez değişmiş olması yanında bölgede arkeolojik çalışmaların yapılmamış olması da bu konuda önemli etkenlerdir. Safranbolu’nun geçmişteki en önemli ekonomik işlevlerinden bir olan tabakhaneler çöküntü durumundadır. Günümüzde endüstri müzeleri çok popüler olmakla birlikte, Safranbolu hala bir dericilik müzesi kuramamıştır. Kaymakamlar Müze Evi, Osmanlı konakları için önemli bir örnek olmaktadır. Safranbolu’ya gelen turist eğer günübirlikçiyse, bir evin içini görmeden gidebilmektedir[16]. Konak otellerin büyük bir kısmı ise Osmanlı evlerini temsil etmekten çok uzaklaşmış bulunmaktadır. Hemen bütün ortak alanları yatak odasına çevrilmiş bir konak otelde Osmanlı aile yaşantısını “gözünde canlandırabilme” olanağı kalmamıştır. Önemli kazanımlardan biri Yeni Hamam’ın yakın zamanlarda restore edilerek işletmeye açılmış olmasıdır. Hamama gitmek, özellikle yabancı konuklar için çok cazip bir deneyim olmaktadır. Safranbolu Miras Alanı’nın diğer bir eksikliği ise gezi planına ve yönlendirici işaretlere (signage) sahip olmamasıdır. Bu nedenle kültür turisti Safranbolu Miras Alanı’nı tam olarak değerlendirememektedir. Kıranköy tümüyle, Bağlar bir yere kadar turistin gözünden kaçmaktadır.

Safranbolu’da el sanatı (Orbaşlı 2000, 185) olarak yalnızca yemenicilik kalmıştır. Ne yazıktır o da tek bir yemenici tarafından yaşatılmaktadır. Yemeniciliğin gelişmesi için gösterilen çabalar sonuç vermemiştir. 1990’larda ortaya çıkan ev maketleri hızla “emtea”laşırken, niteliksiz, kopyanın kopyası kitch’lere dönmüş bulunmaktadır. Bunlar dışındaki hediyelik eşya ise dünyanın her yerinde satılan Güney-Doğu Asya kaynaklı objeler ya da Türkiye’nin her yerinde görülen tekstil ürünleridir. Safranbolu’ya gelip de lokum almadan ayrılan turist yok gibidir. Korkum o ki yakın gelecekte lokum da tadını kaybetmiş bir emtia haline gelecektir.

Kültür turisti, ziyaret ettiği miras alanında yaşayan insanların somut olmayan kültürel mirasını da tanımak istemektedir (Timothy & Nyaupane, 9–10). Yöresel yemek bile bir sorun olma noktasındadır. Safranbolu’da –zengin bir mutfak kültürüne sahip olmasına karşın-  birçok yerde olduğu gibi yöresel yemek, yaprak sarma, gözleme ve mantı üçlüsünün dışına çıkamamaktadır. Örneğin, Çarşı’da safranlı bir yemeği menülerde bulamazsınız. Bu konuda da Safranbolu’da kitle turizmi yapılıyor olması ve kitle turistinin hızlı ve ucuz tüketim talebi etkin olmaktadır. Safranbolu’nun zengin türkü geleneğinin, akşamları Yemeniciler Arastası’nın kahvesinde bir araya gelen amatör müzisyenler tarafından yaşatılmakta olması belki de Safranbolu’daki tek değerli somut olmayan kültürel miras paylaşımıdır.

Gelinen noktada gerek işletmeciler, gerekse yöneticiler çözüm arayışındadırlar ancak bir başarı sağlayamamaktadırlar. Bunda en önemli neden bir ortak paydada buluşamamaları ve bu nedenle de bütüncül çözümlere ulaşamamalarıdır.[17].  Turistik-Tarihi Kent yönetimi konusunda deneyimi olmayan aktörler, tanıtım ve pazarlama politikalarını hedef belirlemeden oluşturulması sonucu günübirlik turisti çekmeye devam etmektedirler (McKercher & du Cros 201-). Günübirlik turist ise en önemli tahribatı kamusal alanda ve çarşıda yapmaktadır. Hediyelik eşya ve hizmetler sektöründeki[18] paralel, çarpık yaklaşım nedeniyle Çarşı’nın fiziki yapısı da tehdit altındadır. Çarşı esnafı, ister hediyelik eşya satsın, ister çay – kahve tümüyle kamusal alanı işgal etmiş bulunmaktadır. O kadar ki hafta sonları ve bayramlarda sokaklarda yürümek bile olanaksızdır. Asıl önemlisi, mimari ve kentsel doku, sokağa taşan tezgâhlar, sokağa atılan masalar ve üstlerindeki tenteler nedeniyle artık algılanamamaktadır[19].

Ne yazık ki turist için iyi olan miras alanı için her zaman iyi olmamaktadır. Özellikle restorasyonların ve hizmetlerin, bilinçli olmayan turistin istek ve beğenilerine göre şekillenmesi mimari mirasın sürdürülebilirliğini olumsuz etkilemektedir (Orbaşlı 2000, 47–51). Başlangıçta kültür turistini etkileyen patine yok olmakta ve giderek “Genius Loci” kaybolmaktadır. Bir noktadan sonra ortaya çıkan yeni doku ise artık ilgi çekmeyecektir.

Koruma başlığı altında incelediğim gibi, Çarşı yeni açılan ya da genişletilen yollarla Kıranköy üzerinden Karabük’e bağlanmış, Kazdağlı Camii etrafında yapılan istimlâkle de bir meydan yaratılmıştı. Bu müdahaleler tarihi merkezin motorlu araçlar tarafından kuşatılması için yetmiştir. Özellikle hafta sonları ve bayramlarda tarihi merkez kilitlenmektedir. Motorlu araç trafiğinin oluşturduğu gürültü, titreşim ve kirlilik yanında gelişigüzel park edilmiş araçların getirdiği kargaşa, tarihi kenti gezenlerin hakkı olan sessiz ve huzurlu ortamı yok etmektedir[20].

Dünyada bazı önemli miras alanlarının artık tanıtımı yapılmamakta, yapılacaksa bile çok özel hedef belirlemesi sonrası dikkatli bir şekilde yapılmaktadır. Miras alanları kırılgan yapılardır. Hele söz konusu olan, içinde insanların yaşadığı yerler ise, insan sistemlerinin yenilenemeyen yapılar olduğunu unutmamak gerekir. Bu açıdan miras alanlarına yapılacak tüm müdahalelerde çok dikkatli olmak gerekir[21]. Çarşı’da tarih boyunca olduğu gibi bugün de 5 – 6 000 kişi yaşamaktadır. Çarşı’ya yüksek sezonda bayramlar ve Cumartesi günleri günü birlikçiler dâhil yaklaşık 12 000 kişi gelebilmektedir[22]. Kent açısından çevresel kapasite “Environmental Capacity” önemli bir veridir. Yüzyıllar boyunca yalnızca 5 – 6 000 kişinin yaşadığı miras alanına bu sayının 2 katı turisti sokmaktayız. Safranbolu’ya içinde bulunduğumuz 2012 yılında 800 000 kadar turist, bütün sorunlarıyla birlikte gelmeye devam edecektir. Diğer yandan, yerel yöneticiler yılda 1 milyon turisti hedeflediklerini tekrarlayıp durmaktadırlar.

Safranbolu Miras Alanı[23]

 

Bugün, farklı süreçleri yaşamış oldukları için Çarşı, Bağlar ve Kıranköy farklı konumlarda bulunmaktadır. Bağlar, yalnızca Safranbolu’nun değil Karabük’ün de varlıklı kesiminin konut bölgesi durumundadır. Haddeciler başta Karabük’ün varlıklı ailelerinin prestij yerleşmesi olmak yolunda ilerlemektedir. Kıranköy ise yeni merkezin etki alanı içinde kaldığından ekonomik ve fiziki yapı değişikline uğramaktadır. Yukarıda belirttiğim gibi, alt katlarında dükkân ya da işlik olması nedeniyle daha kolay yeniden işlevlendirilebilmektedir. Asıl tehdit altında olan Çarşı’dır. Merkez ve pazaryeri olma işlevlerini kaybetmesi yanında Safranbolu kentsel bütünlüğüne de kentin çeperinde kalması nedeniyle katılamamaktadır. Geçen zaman içinde Çarşı, Safranbolu kenti içinde bir tali merkez bile olarak tutunamamıştır. Artık Çarşı’nın turizm ve alt-orta sosyal grubun barınma ihtiyacını karşılamak dışında bir işlevi kalmamış bulunmaktadır. Diğer yandan, Çarşı’yı paylaşan konut ve turizm birbiriyle olumlu etkileşim içinde değildir. Çarşı’da bulunan evler verasetin parçalanması sonucu ve yapıların birden çok ailenin barınmasına olanak sağlayacak şekilde bağımsız bölümlere ayrılmasıyla aile evleri haline gelmiştir. Kanımca bu evlerde ciddi hijyen sorunları da bulunmaktadır. Bu yapılarda yavaş çekimli bir bozulma sürmektedir. Önemli sayıda ev ise boş ve bakımsız olarak durmaktadır. Ne yazık ki sokak sağlıklaştırma adı altında gerçekleştirilen çalışmalar bu dokuya yalnızca makyaj olmaktadır. Bu evlerin içten içe çürümekte olduğunu akıldan hiç çıkarmamak gerekir.

Çarşı’nın nüfusu hızla yaşlanmaktadır. Çoğu emekli olan aile reisleri, gençlerin oturmak için Çarşı’yı tercih etmediklerinden yakınmaktadır. Evlerin sahiplerinin, evlerini restore edebilecek gücü yoktur. Evlerin çağdaş yaşam standartlarını karşılayamaması yanında Çarşı, artık burada oturan 5–6 000 kişiye kentsel yaşamın hazlarını da sunamamaktadır. Turizm nedeniyle her şeyin fiyatı artmış bulunmaktadır. Kahveler turizm amaçlı olarak işlev değiştirmektedir (McKercher & du Cros 12). Çarşı’ya hizmet veren yalnızca bir iki bakkal ve bir iki kahve kalmıştır. Çarşılı, alışveriş için artık Kıranköy’e çıkmak zorundadır. Cumartesi kurulan Safranbolu’nun tarihi pazarı ise bitme noktasına doğru sürüklenmektedir. Çarşı’nın sosyal dokusu hızla yok olmaktadır (Timothy & Nyaupane, 57) [24].

1990’lı yıllarda başlayan turizm yatırımları bağlamında Çarşı’da bazı bar, kahve, restoran gibi eğlence yerleri de açılmış, KDÇİ’nin zaman içinde yarattığı nitelikli burjuva, bu işletmeleri turistin yanında kullanmaya başlamıştı. Çarşı’daki eğlence yerleri, bu müşteri grubunu KDÇİ getirdiği ekonomik refahın sona ermesi ya da mesleki nitelikleri nedeniyle başka yerlerde iş bulup göçmeleri nedeniyle tümüyle kaybetti. O kadar ki Karabük’te ve Safranbolu’da bir daha böyle bir tüketici grubu oluşamadı. Bugün Safranbolulu, Çarşı’yı zaman zaman gelen konuklarını gezdirmek dışında hemen hiç kullanmamaktadır. Son zamanlarda ortaya çıkan tarihi konaklarda düğün yapma modası ise getirdiği ses kirliliği nedeniyle katkıdan çok zarar vermektedir.

Çarşı’da yaşayanların çok büyük bir kısmı turizmle doğrudan ilişki içinde değildir. 2011 yılında kapanan konaklama işletmelerinin önemli kısmı 1990’ların başında turizmin gelişmesi için öncülük yapan ev pansiyonlarıdır[25]. Konak otellerin oluşturduğu rüzgâr nedeniyle evlerin fiyatları da yapay olarak artmış bulunmaktadır. Artık evlerin fiyatları TL olarak değil Emek’te kaç daire karşılığı olduğu şeklinde söylenmektedir. Kanımca, şu anda Çarşı’da oturanların tek hayali evini bir otelciye satıp Emek’e taşınmaktır. Artık onların yerini dolduracak başka yörükan da kalmamıştır[26].

Çarşı’yı yalnızca kültür turizmi yapılan bir sahne olarak ele almak büyük bir hatadır. Çarşı’da bugün yaşamakta olan 5–6 000 kişinin ve yaklaşık 800 yapının başka bir dünyaları vardır. Gerek miras alanı, gerekse yapılan kültür turizminin sürdürülebilir olması giderek zorlaşmaktadır[27]. Safranbolu miras alanının ne yazık ki bir yönetim planı bulunmamaktadır. Yöneticilerin, iyi niyetli ancak bütüncül olmayan yaklaşımları sorunları çözmekte yeterli olamamaktadır[28].


[1] “Tourist-HistoricCity” karşılığı kullanıyorum (Smith   34).

[2] Bu bölümü yazmadan önce Mimar Başak Dökmeci, İnşaat Mühendisi Mehmet Adalar, Şehir Plancısı Dr. Suat Çabuk, Turizme Katkıda Bulunan Esnaflar Derneği Başkanı Selahattin Koş, Cami-i Kebir Mahallesi Muhtarı Erhan Başkaya, İsmet Saraçoğlu ve Hüseyin Güney’le yüz yüze görüşme yaptım, Safranbolu Turizm Danışma Ofisi istatistiksel veri sağladı. Ayrıca tüm sorularıma sabırla cevap veren Aytekin Kuş’a teşekkür borcum var.

[3] 2001 yılından bu yana Safranbolu’da yaşıyorum. Geçen dönem içinde yakın dostluklar kurduğum bu grup Safranbolu’nun yerlilerinden satın aldıkları ve yerleştikleri bu konaklarda eşraflaşmanın da keyfini çıkarmaktaydılar.

[4] L. Smith, AHD (Authorized Heritage Discourse) kavramını gündeme getiriyor.

[5] Kanyonların üstündeki konut bölgelerinden Safranboluluların 5–10 dakika yürümeyle merkeze inmelerini (Down Town) hayal etmek bile heyecan veriyor.

[6] Kaba bir hesapla bugüne kadar kamusal ve özel kaynaklardan restorasyon için yaklaşık toplam 30 milyon TL harcandığını hesaplıyorum.

[7] Safranbolu, 1995 yılında Zonguldak’tan ayrılarak yeni il olan Karabük’e bağlanmıştır.

[8] Safranbolu Emekliler Derneği’nin 7 000 üyesi vardır.

[9] International Cultural Tourism Charter / Managing Tourism at Places of Heritage Significance (Mexico 1999) http://www.international.icomos.org/charters/tourism_e.pdf  Turizm bağlamında ana kaynaktır.

Ayrıca, ayrıntılar için bakınız (Türker & Canbulat), (Türker 2006)

[10] Konaklamaya hazır hale gelmesi 1989 yılında olmuştur.

[11] Genel olarak konaklama tesislerinde karlılık eşiği olarak kabaca %40 doluluk kabul edilir. Buna karşın Safranbolu’da hala tasfiyeler ya da konsolidasyonlar gözlenmemektedir. Bunun kanımca en önemli nedeni işletme sahiplerinin çoğunlukla asıl işlerinden gelir sağlıyor olmalarıdır. 

[12] Yatak kapasitesi hafta sonu doluluğu hedef alınarak belirlenmiş gibidir. Hafta sonu kültür turizmi yapılan Safranbolu’nun hafta içi konaklama kapasitesi bir yere kadar pazarlamacılarla değerlendirmektedir.

[13] Ben bunları “içine otobüs girebilecek oteller” olarak isimlendiriyorum.

[14] Konak başına alım, proje, restorasyon ve otel donanım bedelleri toplamı olarak 300 000 TL hesabıyla.

[15] Son Koruma Amaçlı İmar Planı Revizyonu ile yeni işlev verme konusunda kısıtlamalar getirilmesi çok olumludur.

[16] Pervasızca açık kapılardan dalıp ve yatak odalarına bile girme cesaretinde olmayanlar dışında…

[17] Bir dönem Çarşı esnafı otelcileri valiye şikâyet etmiştir. “Fahiş fiyat uyguluyorlar, bu nedenle Safranbolu’ya yeteri kadar turist gelmiyor, biz de satış yapamıyoruz” diye.

[18] Emekliler hediyelik eşya dükkânları açmışlardır. Bunların önemli bir kısmının amacı –korkarım- bir adrese sahip olmaktır.

[19] Sorunların çözümü için, Belediye Başkanı Dr. Necdet Aksoy’un girişimleri sonuç vermemektedir. Çarşı’da güçlü bir esnaf lobisi vardır.

[20] Şu anda görevde bulunan Belediye Başkanı Dr. Necdet Aksoy’un tarihi merkezi trafikten arındırma projesi, çok ilginçtir, en büyük reaksiyonu otelcilerden görmüş ve proje rafa kaldırılmış bulunmaktadır.

[21] Venedik Belediyesi, artık tarihi kentte konaklama yapmayan turistin Venedik’e girmesine izin vermeme noktasına gelmiştir. Venedik miras alanında 60 000 kişi yaşamaktadır. Bir günde Venedik’e (Orbaşlı 2000, 163–164) girebilecek turist sayısını 25 – 30 000 olarak belirlemişlerdir.

[22] Kültür ve Turizm Bakanlığı, günübirlikçileri konaklamalı turistin 3 katı olarak tahmin etmektedir. Çarpıcı bir gerçek ise konaklamalı turistin yalnızca 1/3’ü kadar harcama yapmalarıdır.

2011 Eylülünde Safranbolu’da 23 657 kişi konaklamıştı. 3 katı da günübirlikçi eklerseniz yaklaşık 95 000 kişi bulursunuz. Bunun yarısının 4 cumartesiye dağıldığını hesaplıyorum.

Safranbolu Turizm Danışma Ofisi’ne göre 2011 yılında 173 674 yerli 32 685 yabancı konuk gecelemiştir.

[23] Yazının amacı çözüm önermek değildir. Ancak yapılması gerekenleri ana hatları için: ICOMOS Washington Charter 1987.

[24] (UNESCO, X) “Turizmin getirisinin cazibesi bazı koruma uygulamalarının göz ardı edilmesine neden olmaktadır.” denilmektedir. “DMA’nın (Dünya Miras Alanı) doğu ve güneydoğu kesimindeki yüksek alanlar üzerindeki yapılaşma DMA üzerinde baskı oluşturmakta ve tarihsel kent dokusunu görsel bakımdan bozmaktadır. Karabük kent merkezindeki yoğun hava kirliliği DMA’yı etkilemektedir.” gibi diğer tehditler sıralanmakta, ancak Safranbolu’nun diğer miras alanlarıyla karşılaştırılınca, önemli risk altında olmadığı belirtilmektedir.

[25] Safranbolu Turizm Danışma Ofisi

[26] Safranbolu’nun 2011 nüfusu toplam: 53 201 (kentsel: 41 954, kırsal: 11 247). Kırsal nüfusun da çoğu emekli aile reislerinden oluşuyor ve büyük kısmının Safranbolu’da zaten bir evi bulunmaktadır.

[27] Gerçekte Safranbolu’nun sürdürülebilirliği tehdit altındadır. Turizm dışında bir kentsel işlev kazanamamıştır. Yaşlanan emeklilerinde devreden çıkmakta olduğunu düşünürsek, Safranbolu’nun nüfus kaybetmeye başlaması kaçınılmaz olacaktır. Tek kurtuluş yeni kurulan ve hızla kalabalıklaşan Karabük Üniversitesi olarak görülse de öğrenci nüfusunu gelip geçici olarak değerlendirmek gerekir.

[28] Bu yazı çözüm önerileri getirmeyi amaçlamamakla birlikte: Endüstri öncesi kentlerin özellikleri keşfedilmeye başlanmıştır (Urban Village).  “Sürdürülebilirlik amaçlandığında kentsel işlevlerin hiyerarşik organizasyonu yanında, yürüme mesafesinde konumlandırılmış olmaları ve organik yapıları endüstri öncesi kentleri cazip hale getirmektedir Sürdürülebilir yerleşmeler insanların şimdi de gelecekte de çalışmak ve yaşamak isteyeceği yerleşmelerdir” (Rotwell 23). Bu açıdan Çarşı, çok önemli potansiyele sahiptir. Kentsel yenileme tuzağına düşmeden, tüm yapıların ve kentsel mekânların niteliği artırılabilir ve çağdaş yaşamın gereksindiği işlevler kazandırılabilir. Bu amaçla, kenti daha önce terk eden Safranboluların bir kısmının evlerini restore ederek yeniden burada yaşamaya başlamaları ve örnek olmaları sağlanabilir (Urban Renaissance).

Dünya Miras Şehri SAFRANBOLU’nun Plastik Çitleri

İbrahim CANBULAT, Usta Mimar

2007 yılı ortalarında, o zamanlar Safranbolu Belediyesi encümen üyesi olan İnşaat Mühendisi Mehmet Adalar, benden Safranbolu tarihi merkezinde kullanılacak parmaklıklar için bir tasarım istedi. İki kanyona yerleşmiş bulunan tarihi kente hemen her noktada güvenlik nedeniyle parmaklık kullanma zorunluğu vardır. Bu parmaklıklar adeta Safranbolu kent dokusunun önemli öğelerinden biridir. Buna karşın halıhazır  parmaklıklar özensiz bir şekilde gelişigüzel kaynatılmış çeşitli metal profiller kullanılarak yapılmışlardı. Yeterli güvenliği sağladığı şüpheli parmaklıklar estetik olmak bir yana görsel kirlilik yaratacak kadar da çirkindi.

Tasarım kriterlerimin en başına, tarihi kente bakışlarda ve fotoğraflarında öne çıkmayacak kadar alçak sesli, ancak tasarım kalitesi olan ve her şeyden öncesi güvenli bir ürün gerektiğini not ettim. Tüm tasarım sürecini anlatacak değilim. Ama, hayal meyal hatırladım çocukluğumun Sirkeci Halkalı Banliyö tren hatlarının çevresinde kullanılan yalın bir çözümün benim için esin kaynağı olduğunu belirtmeliyim. Parmaklıklarda eski tren rayları kullanılmaktaydı. Bu çağrışım ardından Kardemir’in hurda ambarını çağrıştırdı ve ana eleman olarak I Profilleri tasarım paletime yerleştirdim. Böyle bir çözüm ekonomik olduğu kadar, Safranbolu – Kardemir duygusal bağıyla da paralellik kurmaya olanak sağlıyordu. Sonrasında ürünü AutoCAD ile üç boyutlu olarak tasarladım ve bir teknik şartname hazırladım. I140 Profiller, hemen her yerde eğimli araziye kolayca yerleştirilebiliyor ya da dik olarak çakılabiliyor; bunların arasında yer alan O Profiller ise eğime koşut adeta akıyorlardı.

Mehmet Yıldırım Usta’nın yoğun ve titiz çabası ile gerçekleştirdiği ilk örnekler Akçasu Mahallesi’nde yerlerine kondu. Kanımca, yukarıda belirttiğim gibi oldukça alçak sesli olması nedeniyle de kimsenin dikkatini çekmediler. Yaşadığım şehre hizmet bab’ından tümüyle amatörce yapılan tasarım sonrasında, ortaya çıkan örneklerin Akçasu Kanyonu ile uyuşumu ve hiçbir yerde görünümün önüne geçmiyor olması bana keyifli bir mesleki doyum sağladı.

Daha sonra yerel seçimler yapıldı ve yönetim değişti. Geçen aylarda Safranbolu’nun yeni merkezinde yol çalışmaları sonrası kullanılan Plastik Çit’leri beğenmemekle birlikte pek de umursamadım; ta ki Hilmi Bayramgil Caddesi’nden aşağı kıvrılana dek… Kısa bir sürede içinde de plastik çit tarihi kente yayılıverdir. Türkiye’nin her yerinde ortaya çıkan orta sınıfın müstakil evlerinin bahçelerinde kullanılmak üzere geliştirilmiş bulunan –üzerlerine kimse oturmasın diye tepeleri sivri- ucuz plastik çitler tarihi kentin tüm önemli bakışlarını yer çekimine direnerek çarpıtmış ve sınırlamıştır. Ayrıca tasarımından kaynaklanan montaj sorunları da vardır. Beton zemine çelik dübel ve cıvatalarla monte edilmek üzere tasarlanmış plastik çitler birçok yerde kaykılmış ve bakıma alınmış bulunmaktadır. Geçende Akçasu Mahallesi’nde bir yürüyüş yaptım ve plastik çitlerin, önceki çitler kesilerek üzerlerine tutturulduklarını gördüm; üzüldüm.

Ümidim, birilerinin plastik çitlerin Dünya Miras Şehri Safranbolu’ya yakışmadığını söylemesi ve uygulamanın önüne geçmesiydi. Olmadı.

Farkında mısınız?