Safranbolu – Kıran Köy’de Büyük Yangın

 

12.12.2006 280.jpg

 

1859 yılında Safranbolu – Kıran Köy’de büyük bir yangın olduğu ve Rum evlerinin önemli bir kısmının yandığı bilinmektedir. Ancak, Başbakanlık Devlet Arşivleri’nde bulunan 365/92, 376/19 ve 397/44 numaralı 3 adet belgeden yangının korkunç boyutu açık bir şekilde görülmektedir. Yangında Kıran Köy’de bulunan 450 adet haneden ancak 50 bab hane kurtulabilmiştir.
Devleti-i Ali yangından zarar görenlere zahire yardımı yapılması ve “serian” uygun yerlere yerleştirilmelerini, gerekli giderlerin milli hazineden sağlanacağı bildirilmektedir. Ayrıca, Kastamonu Sancağı’nın Dahiliye Nazırlığı’na yazdığı yazılardan yangının bu denli büyük hasara neden olmasının nedeni evlerin çatılarında kullanılan bedavralar olduğu anlaşılmaktadır. Gerçekten de Kıran Köy büyük yangınından sonra çevrede çeşitli kiremitlikler kurulmuş ve Safranbolu evlerine kiremit döşenmiştir. İlginç olan bu süreçte “Depçan nam kimesne”nin dilekçesinin etkin olmasıdır. Müteveffa Debçan’ın şikayeti, kendi evine kiremit kaplasa bile diğer evlerin bedavralı olması nedeniyle yangın riskinin her zaman olacağı yönündedir. Yazışmalar sonucunda, halkın uygun fiyatlarla kiremit temini sağlanacak ve baharla birlikte Safranbolu’ya gereken kiremitçiler gönderilecektir.

Yine bu bağlamda 166/60 numaralı belgeden o dönemde Safranbolu’da tek bir yangın tulumbası bile olmadığı anlaşılmaktadır.

***

Belge 1
Kastamonu Valisi’ne

Zağferanbolu Kazâsı’na tâbi‘ Kıran karyesi derûnunda kâin Danagölü Suyu demekle marûf nehrin yemîn ve yesârında İslâm ve Hristiyan mahalleleri olup mevcûd olan hânelerin üzerleri kiremid yerine pedavra tahtası pûşîdeli olduğuna binâen bu kere Hristiyan mahallesinden zuhûr eden ateş pedavraların üzerlerine nüzûl ile sirâyet etmesinden nâşi dört yüz elli hâneden ibâret olan mahalleden ancak elli bâb hâne kurtulabilmiş ve bu kere inşâ olunmakda olan hânelerin üzerine ashâbı tarafından kemâ fi’s-sâbık pedavra döşenmek üzere bulunmuş idiği ve bunun mazarratı meydanda iken tekrar inşası câiz olamayıp maamâfîh kendisi hânesine kiremid pûşide edecek ise de etrafındaki hâneler pedavralı olduğu hâlde bir semere hâsıl olamayacağı beyânıyla bunun men‘iyle umûmen kiremid ferş etdirilmesi mezkûr hâneler ashâbından Depçan nam kimesne tarafından bâ-arzûhâl istidâ kılınmakdan nâşi keyfiyet Meclis-i Valâ’ya lede’l-havâle bu makûle mazarrat îrâs edecek şeylerin terki icâb-ı hâlden ve muhterik mahallerin sûret-i muntazamada inşâsı kâide-i meriyeden bulunduğuna binâen işbu yapılacak ebniyenin sirayet-i nâr mahzûrundan masûn olmak üzere her tarafda câri olduğu vechile kiremid örtdürülmesi için ahaliye tenbihât ve teşvîkât ifâsıyla beraber tevsî ve tesviye-i tarîk maddelerine vesâir teferruâtına riâyet olunması ve eğer oralara karîb mahalde kiremidhâne olmayıp da mahâll-i baîdeden masarıf-ı kesîre ile celb ve nakli lâzım gelerek ashâb-ı ebniyece müşkilât anlaşıldığı halde kiremidci celbiyle civâr ve münasib mahalde imâl etdirilmesi gibi veyahûd sâir dürlü velhâsıl nasıl tedbir ittihâzı muktezî ise harîkzedegân-ı ahali [için] lüzûmu olan kiremidin ehven bahâ ile satdırılması zımmında teshîlât ve muâvenet-i mukteziyenin tamâmen icrâ kılınması husûslarının savb-ı valâlarına bildirilmesi tezekkür kılınmış olmağla ol vechile icâbının icrâ ve inhâsına himmet buyrulması siyâkında şukka. 15 Safer 1276 (13 Eylül 1859)

A.MKT.UM. 365/92

***

Belge 2

Kastamonu Valisi’ne

Zağferanborlu Kazâsı’na tâbi Kıran Karyesinde vukû bulan harîkde Rum milletinin ebniyeleri muhterik olarak kendileri şuraya buraya dağılıp şâyân-ı âtıfet ve muâvenet bulundukları Rum Patrikhanesi tarafından bâ-takrîr istidâ ve bu bâbda olan Rûmiyyü’l-ibâre mahzar takdîm ve isrâ olunmaktan nâşi keyfiyet Meclis-i Valâ’ya lede’l-havâle vukû bulan harîkden dolayı karye-i muzkûre ahalisinin musâb ve mutazarır oldukları gösterilmiş ise de izâhât-ı kâfiye olmadığından Hrıstiyan mahallesi külliyen mi muhterik olmuşdur yoksa bir mikdar hâne mi yanmışdır, ashâbının birazı erbâb-ı iktidârdan veyâ mecmûu âciz ve fakir makûledenmidir? Buralarının zâhire ihrâcı ve Hazine-i Celile’nin ahvâl-i malûmesinin muvâzenesi ile ba’dehû iktizâsına bakılmak üzere bunlar hakkında ne vechile muâvenet olunmak lazım gelir buralarının serîan bit-tahkîk izâhen ba-mazbata iş’ârı ve sâye-i mekârimvâyei cenab-ı padişâhîde bunların vadî-i perişânîde kalması layık olmayacağından şimdiden kendilerinin münâsib yerlere yerleştirilmesi ve esbâb-ı âsâyiş ve istirâhatlerinin istihsâli her nasıl tedbire mütevakkıf ise bi’l-icrâ haklarında lâzım gelen muâvenet ve teshîlâtın tamamî-i ifâsı husûsunun savb-ı vâlâlarına bildirlmesi tezekkür olunmuş olmağla ber-minvâl-i muharrer iktizâsının icrâ ve inhâsına himmet buyurulması siyâkında şukka. 9 Rebiülâhir 1276 (5 Kasım 1859)

A.MKT.UM. 376/19

***

 

Belge 3
Kastamonu Mutasarrıfı’na

Zağferanbolu Kazâsı’na tabî Kıran karyesinde muhterik olan Hristiyan hânelerinden inşâ olunmakda olanlarının üzerine kiremid pûşîde etdirilmesi husûsuna dair gönderilen tahrîrâta cevâben Kastamonu Meclisi’nin tevârüd eden mazbatasında mevsim-i şitânın hulûlü münâsebetiyle kiremid imâli mümkün olamayacağından mevsim-i bahar hulûlünde kiremitci ustası celbiyle iktizâsının icrâ kılınacağı inhâ ve iş’âr ve kazâ-i mezkûr meclisinin bu bâbda olan mazbatası tesyâr olunmakdan nâşî keyfîyet Meclis-i Valâ’ya lede’l-havâle siyâk-ı iş’âr muvafık-ı hâl ve maslahatdan olduğundan ve evvel bahar dahî takarrüb eylediğinden mevsimi hulûlünde hemen kiremitci ustasının celbiyle beraber kiremidlerin imâl ve ferş ettirilmesi zımnında muâvenet ve teshîlât-ı mukteziyenin icrâ kılınması husûsunun savb-ı saâdetlerine te’kidi tezekkür olunmuş olmağla iktizâsının icrâsı hususuna himmet eylemeleri siyâkında şukka. 28 Receb 1276 (20 Şubat 1860)

A.MKT.UM. 397/44

***

Belge 4
Maliye Nazâret-i Celîlesine

Viranşehir sancağına tâbi’ Zağferanborlu’da vukû’ bulunan harîk keyfiyetine dâir Kastamonu Meclisi’nin vârid olan mazbatası manzûr-ı sâmileri buyrulmak üzere leffen gönderilmiş olup melfûf mahallî mazbatasına nazaran orada tulumba bulunmadığı anlaşılmış ve bu makûle büyücek kazalarda el’ân itfâiye bulunması lâzımeden görünmüş olduğundan ahvâl ve emsâline tatbîkan mahal-i mezkûra bir aded tulumba irsâl olunmak üzere iktizâsının icrâ ve ifâdesi mütevakkıf-ı himem-i behiyyeleridir.
1276 Safer 28 (26 Eylül 1859)

A.MKT.MHM. 166/60

 

Not: Bu belgeleri sağlayan Katar Müzeleri, Sergiler Koordinatörü Sayın Selmin Kangal’a teşekkür ederim.

 

Advertisements

Aziz Stefan Kilisesi – Ulucami (Safranbolu)

İbrahim Canbulat, Y. Mimar

Not: Bu yazı henüz gelişme aşamasındadır. Karşı görüş ve destek beklentisiyle yayınlanmaktadır.

IMG_3169

Safranbolu’nun geçmişte bir Rum Mahallesi olan Kıranköy Semti’nde bulunan Aziz Stefan Kilisesi, Rumların 1920’lerde Yunanistan’a girmeleri sonrasında camiye devşirilerek Ulucami adıyla Müslümanların ibadetine açılmıştır. Restorasyon geçirecek olan caminin mimari projeleri hazırlanmış bulunmaktadır.

Bir süredir, Dadibra – Zalifra bağlamında Bizans / Selçuk kentinin konumunu ve özelliklerini sorgulamaktayım. İlk bulgularım, Dadibra’nın Gümüş Kanyonu’nu batı sınırı olarak kullanarak bugün Kale olarak isimlendirilen iç kaleyi saracak şekilde güney, batı ve kuzeyinde yerleştiği yönündedir. Bu konudaki araştırmalarım sürmektedir.

Osmanlı belgelerinden bugün Kıranköy olarak isimlendirilen Gebran Mahallesi ise tanımladığım Dadibra Kenti’nin tümüyle dışında kalmaktadır. Dadibra’nın bugün Kıranköy olarak isimlendirmekte olduğumuz yerde olması gerektiği yönündeki görüş, iç kalesinden farklı bir yere konumlanan bir Bizans kenti düşünmenin anlamsızlığı nedeniyle kabul edilemez.

Dadibra’nın Selçuklularca alınışını ayrıntılı bir şekilde aktaran Niketas Choniates “Türk, şehri aldı ve kendi insanlarına ikamet etmeleri için verdi. Halk, şehri terk etti ve diğer şehir ve eyaletlere dağıldılar. Çoğu, kendilerine şehrin yakınlarında ahşap kulübeler yaparak, köleliğin boyunduruğunu takıp, Türk’ün izniyle kaldılar, çünkü aziz şehrin tatlılığı onların hafızalarından silinemezdi.” Bu yazıdan çoğu Dadibralının şehri terk etmekle birlikte şehrin çevresinde bir yerlere yerleştikleri açıkça anlaşılmaktadır.

Selçukluların Zalifra olarak isimlendireceği şehirle ilgili güvenilir bilgiye ancak 16. yüzyıldan başlayarak ulaşabiliyoruz. 1519 yılı Borlu Kasabası merkezinde bulunan Gebran Mahallesi’nin 27 hanede toplam 148 nüfusa sahip olduğunu görüyoruz. 1530’da da aynı sayılar verilirken, II. Selim döneminde ise 1568 ve 1579’da 111 hanede 610’a çıkıyor. Gezisi sırasında 21 – 22 Ekim 1837’de Kıranköy’de konaklayan İngiliz seyyah ve bilim adamı William Francis Ainsworth, 250 Hıristiyan evinin bulunduğunu belirtmektedir. 1903 yılında Paflagon’ya gezisi sırasında 15 – 18 Ekim 1903 günleri Kıranköy’de konaklayan Alman arkeolog Prof. Dr. Richard Leonhard ise 500 ev ve Cuinet I. V’ye dayanarak 2795 Rum Ortodoks nüfus bulunduğunu bildirmektedir.

Araştırmalarım süresince öncelikle Aziz Stefan Kilisesi’nin yerleşmenin tarihi ile ilgili bilgi sağlayabileceğini düşündüm. Bu nedenle Fener Patrikhanesi Kütüphanesi’nden bilgi almaya çalıştım. Öncelikle yerleşmelerle ilgili kayıtların piskoposlarca tutulduğunu ve bu bilgilerin patrikhaneyle paylaşılmadığını öğrendim.  Elimde yalnızca güvenilir kaynak olarak Aziz Stefan Kilisesi kitabeleri vardı. Kitabelerin transliterasyon ve tercümelerini yaptırdım.

Şu anda Ulucami’nin kapısı üzerinde 3 adet kitabe bulunmaktadır ve camiye çevrilmesi sırasında bu kitabeler olduğu gibi korunmuştur. Yatay olarak duran ve iyon tarzındaki kitabeden kilisenin yenilenerek 15 Ağustos 1872 tarihinden yeniden ibadete açıldığı anlaşılmaktadır. Bu kitabenin transliterasyonunu Yunanistan İstanbul Başkonsolosluğu’nun bulunduğu Şişmanoğlu Megaro Binası’nda (Beyoğlu İstanbul) hizmet vermekte olan Meletios Sakkoulidis Kütüphanesi yetkilileri gerçekleştirdi. Yakın ilgi gördüğüm Sayın Yani Paisios’un şahsında hepsine teşekkür ederim. Kitabe Yunan harfleriyle aşağıdaki gibi okunmaktadır:

IMG_3019a IMG_3018a

Που αζίζ Πρωτόμαρ: βέ άρχιδιάκονος Στέφανος ίσμίϊλε ίσιμλενμίς σερίφ έκκλησία σεραφετλού μητροπολίτ αγ: Νεοκαισαρίας Κύρ Ίερόθεοσουν τικάτου ίχτιμαμίϊλε μεχρούμ χα Μωϋσή χα Βασιλείου άζίμ ίανετίϊλε βέ Κηράν κιοϊούν τζουμλέ ιττικατλού χριστιανλαρίν χάρτζου μεσαριφίϊλε τεμελτέν τζετίτ όλουνμούστουρ. 1872 Άυγούζ: 15

Aynı kitabelerin Latin harfleriyle yazılması durumunda aşağıdaki metne ulaşılmaktadır:

Bu aziz Protomar: ve arhidiakonos Stefanos ismi ile isimlenmiş şerif ekklisia şerafetlu mitropolit ag: Neokaisarias Kyr İerotheosun dikkat ü ihtimamı ile merhum Ha Moisi Ha Vasiliu azim ianeti ile ve Kıran köyün cümle ittikatlu Hristiyanların harc u mesarifi ile temelden cedid olunmuştur. 1872 Avguz: 15

Görüleceği gibi, metinler Karamanlıcadır ve kolayca anlaşılmaktadır. Okunan kitabenin sol ve sağ üstünde iki kitabe daha bulunmaktadır. Soldaki büyük, sağdaki küçük harflerle yazılı kitabelerin metni şöyledir:

IMG_3015 IMG_3016a

Σωτήρ φανείς, Στέφανε, άλγεινών πόνων

λαιοΰ γόνατος хαί ποδός οίκτράς φίλης,

θετον ναόν δωροΰρμαι κλεινήι τήι πόλει

τοΰ Θεοδώρου, хράντορος παλαιрάτου,

δωρουμένη ληφθέντα δώρον σόν πόδα

αύτωι μένειν, σύσσημον άλήστου μνείας

Bu kitabeleri Yunanlı genç arkadaşım Bayan Lina Gilomanakis İngilizceye çevirdi. Çeviri şöyle:

You Stefan who, probably, has saved yourself from hard, unbearable pains from which I suffered, me, your friend in the left knee and leg, this holy church I am building, in the glorious city of Theodor, the prominent warrior. And your leg, that I have received a present I donate it in this church, in order to exist there whole, for an eternal memory.[1]

Bu İngilizce metinden hareketle benin Türkçe çevirim ise şöyle:

Aziz Stefan, sen ki sol diz ve bacağımdaki çektiğim dayanılmaz ağrılardan kesinlikle ben dostunu kurtardın. Ben, önde gelen savaşçı Theodor’un görkemli şehrinde bu kutsal kiliseyi inşa ediyorum. Ve ebedi bir anı olarak her zaman orada bulunması amacıyla bana armağan edilen bacağını bu kiliseye bağışlıyorum.

Araştırmalarımın gelişmesi aşamasında Cyril Mango’nun önemli bir makalesine ulaştım.[2] Mango, “İmparatoriçe Eudocia’nın Düzmece Kitabesi ve Pulcheria’nın Aziz Stefan Kutsal Emaneti” başlıklı yazısında kitabelerin düzmece olduğunu açık bir şekilde kanıtlamaktadır. Düzmece olan yalnızca kitabeler değil, Aziz Stefan’a ait olduğu ileri sürülen sol bacak da düzmecedir. Mango’ya göre kitabeyi yarı cahil bir başöğretmen, metinde yazılı olan 5. yüzyılın dünyasına değil, 19. yüzyılın “ellinismos”  hayallerine uygun olarak kaleme almıştır. İlginç olan Ainsworth’e gezisi sırasında bu bacağın gösterilmiş olmasıdır[3]. Mango’ya göre ilk yanıltılan 1889’da Safranbolu’dan geçen Fransız akademisyen G. Doublet olmuş, onu hemen hiçbir şüpheye düşmeden William Ramsey, H. Leclerq, H. Delehaye, F. Haklin, D. GorceE. D. Hunt, K. G. Holum, P. Maraval ve E. Livrea izlemiştir. Aynı yanılgı nedeniyle W. M. Calder ve G. E. Bean Classical Map of Asia Minor’da Safranbolu’yu Germia Theodorias olarak yayınlamıştır. Bazı kaynaklarda bu yanılgı hala yinelenmektedir. Gabrielides, Chr. Marek, K. Bekle, R. Merkelbach, J. Stauber ve D. Feissel ise konuya temkinli yaklaşmayı tercih etmişlerdir.[4]

Doğru olan kilisenin 1872 yılında daha önce aynı yerde bulunan kilisenin üzerine yeniden yapıldığı bilgisidir. Kilisenin bugün bulunduğu noktada 515 tarihinde bir kilisenin yapılmış olamaz. Bu nedenle Asıl Dadibra kiliselerinin Selçuklularca devşirilmiş ve bugün Eski Cami ve Taş Minare Camisi olarak isimlendirdiğimiz yapılar olduğunu ileri sürmek yanlış olmaz.


[1] Lina Gilomanakis’in çeviri ile ilgili notları: The  ΒΣ  ΕΥΔ  under the text, referred to imperatrice Eudokia, the wife of Theodose II. Next to, the φιε’  is a date that isn’t possible to explain. In the epigram with normal letters, in the right corner, in the end, there is a word απριλιη. Maybe, is the month April. I think that it referred in a way with the text, but I don’t know how…

[2] Mango, C. “A Fake Inscription of the Empress Eudocia and Pulcheria’s Relic of Saint Stephen”, http://antichita.uniroma2.it/nearhome/nr01_mango.pdf

[4] Mango, a.y.