Safranbolu – Kıran Köy’de Büyük Yangın

 

12.12.2006 280.jpg

 

1859 yılında Safranbolu – Kıran Köy’de büyük bir yangın olduğu ve Rum evlerinin önemli bir kısmının yandığı bilinmektedir. Ancak, Başbakanlık Devlet Arşivleri’nde bulunan 365/92, 376/19 ve 397/44 numaralı 3 adet belgeden yangının korkunç boyutu açık bir şekilde görülmektedir. Yangında Kıran Köy’de bulunan 450 adet haneden ancak 50 bab hane kurtulabilmiştir.
Devleti-i Ali yangından zarar görenlere zahire yardımı yapılması ve “serian” uygun yerlere yerleştirilmelerini, gerekli giderlerin milli hazineden sağlanacağı bildirilmektedir. Ayrıca, Kastamonu Sancağı’nın Dahiliye Nazırlığı’na yazdığı yazılardan yangının bu denli büyük hasara neden olmasının nedeni evlerin çatılarında kullanılan bedavralar olduğu anlaşılmaktadır. Gerçekten de Kıran Köy büyük yangınından sonra çevrede çeşitli kiremitlikler kurulmuş ve Safranbolu evlerine kiremit döşenmiştir. İlginç olan bu süreçte “Depçan nam kimesne”nin dilekçesinin etkin olmasıdır. Müteveffa Debçan’ın şikayeti, kendi evine kiremit kaplasa bile diğer evlerin bedavralı olması nedeniyle yangın riskinin her zaman olacağı yönündedir. Yazışmalar sonucunda, halkın uygun fiyatlarla kiremit temini sağlanacak ve baharla birlikte Safranbolu’ya gereken kiremitçiler gönderilecektir.

Yine bu bağlamda 166/60 numaralı belgeden o dönemde Safranbolu’da tek bir yangın tulumbası bile olmadığı anlaşılmaktadır.

***

Belge 1
Kastamonu Valisi’ne

Zağferanbolu Kazâsı’na tâbi‘ Kıran karyesi derûnunda kâin Danagölü Suyu demekle marûf nehrin yemîn ve yesârında İslâm ve Hristiyan mahalleleri olup mevcûd olan hânelerin üzerleri kiremid yerine pedavra tahtası pûşîdeli olduğuna binâen bu kere Hristiyan mahallesinden zuhûr eden ateş pedavraların üzerlerine nüzûl ile sirâyet etmesinden nâşi dört yüz elli hâneden ibâret olan mahalleden ancak elli bâb hâne kurtulabilmiş ve bu kere inşâ olunmakda olan hânelerin üzerine ashâbı tarafından kemâ fi’s-sâbık pedavra döşenmek üzere bulunmuş idiği ve bunun mazarratı meydanda iken tekrar inşası câiz olamayıp maamâfîh kendisi hânesine kiremid pûşide edecek ise de etrafındaki hâneler pedavralı olduğu hâlde bir semere hâsıl olamayacağı beyânıyla bunun men‘iyle umûmen kiremid ferş etdirilmesi mezkûr hâneler ashâbından Depçan nam kimesne tarafından bâ-arzûhâl istidâ kılınmakdan nâşi keyfiyet Meclis-i Valâ’ya lede’l-havâle bu makûle mazarrat îrâs edecek şeylerin terki icâb-ı hâlden ve muhterik mahallerin sûret-i muntazamada inşâsı kâide-i meriyeden bulunduğuna binâen işbu yapılacak ebniyenin sirayet-i nâr mahzûrundan masûn olmak üzere her tarafda câri olduğu vechile kiremid örtdürülmesi için ahaliye tenbihât ve teşvîkât ifâsıyla beraber tevsî ve tesviye-i tarîk maddelerine vesâir teferruâtına riâyet olunması ve eğer oralara karîb mahalde kiremidhâne olmayıp da mahâll-i baîdeden masarıf-ı kesîre ile celb ve nakli lâzım gelerek ashâb-ı ebniyece müşkilât anlaşıldığı halde kiremidci celbiyle civâr ve münasib mahalde imâl etdirilmesi gibi veyahûd sâir dürlü velhâsıl nasıl tedbir ittihâzı muktezî ise harîkzedegân-ı ahali [için] lüzûmu olan kiremidin ehven bahâ ile satdırılması zımmında teshîlât ve muâvenet-i mukteziyenin tamâmen icrâ kılınması husûslarının savb-ı valâlarına bildirilmesi tezekkür kılınmış olmağla ol vechile icâbının icrâ ve inhâsına himmet buyrulması siyâkında şukka. 15 Safer 1276 (13 Eylül 1859)

A.MKT.UM. 365/92

***

Belge 2

Kastamonu Valisi’ne

Zağferanborlu Kazâsı’na tâbi Kıran Karyesinde vukû bulan harîkde Rum milletinin ebniyeleri muhterik olarak kendileri şuraya buraya dağılıp şâyân-ı âtıfet ve muâvenet bulundukları Rum Patrikhanesi tarafından bâ-takrîr istidâ ve bu bâbda olan Rûmiyyü’l-ibâre mahzar takdîm ve isrâ olunmaktan nâşi keyfiyet Meclis-i Valâ’ya lede’l-havâle vukû bulan harîkden dolayı karye-i muzkûre ahalisinin musâb ve mutazarır oldukları gösterilmiş ise de izâhât-ı kâfiye olmadığından Hrıstiyan mahallesi külliyen mi muhterik olmuşdur yoksa bir mikdar hâne mi yanmışdır, ashâbının birazı erbâb-ı iktidârdan veyâ mecmûu âciz ve fakir makûledenmidir? Buralarının zâhire ihrâcı ve Hazine-i Celile’nin ahvâl-i malûmesinin muvâzenesi ile ba’dehû iktizâsına bakılmak üzere bunlar hakkında ne vechile muâvenet olunmak lazım gelir buralarının serîan bit-tahkîk izâhen ba-mazbata iş’ârı ve sâye-i mekârimvâyei cenab-ı padişâhîde bunların vadî-i perişânîde kalması layık olmayacağından şimdiden kendilerinin münâsib yerlere yerleştirilmesi ve esbâb-ı âsâyiş ve istirâhatlerinin istihsâli her nasıl tedbire mütevakkıf ise bi’l-icrâ haklarında lâzım gelen muâvenet ve teshîlâtın tamamî-i ifâsı husûsunun savb-ı vâlâlarına bildirlmesi tezekkür olunmuş olmağla ber-minvâl-i muharrer iktizâsının icrâ ve inhâsına himmet buyurulması siyâkında şukka. 9 Rebiülâhir 1276 (5 Kasım 1859)

A.MKT.UM. 376/19

***

 

Belge 3
Kastamonu Mutasarrıfı’na

Zağferanbolu Kazâsı’na tabî Kıran karyesinde muhterik olan Hristiyan hânelerinden inşâ olunmakda olanlarının üzerine kiremid pûşîde etdirilmesi husûsuna dair gönderilen tahrîrâta cevâben Kastamonu Meclisi’nin tevârüd eden mazbatasında mevsim-i şitânın hulûlü münâsebetiyle kiremid imâli mümkün olamayacağından mevsim-i bahar hulûlünde kiremitci ustası celbiyle iktizâsının icrâ kılınacağı inhâ ve iş’âr ve kazâ-i mezkûr meclisinin bu bâbda olan mazbatası tesyâr olunmakdan nâşî keyfîyet Meclis-i Valâ’ya lede’l-havâle siyâk-ı iş’âr muvafık-ı hâl ve maslahatdan olduğundan ve evvel bahar dahî takarrüb eylediğinden mevsimi hulûlünde hemen kiremitci ustasının celbiyle beraber kiremidlerin imâl ve ferş ettirilmesi zımnında muâvenet ve teshîlât-ı mukteziyenin icrâ kılınması husûsunun savb-ı saâdetlerine te’kidi tezekkür olunmuş olmağla iktizâsının icrâsı hususuna himmet eylemeleri siyâkında şukka. 28 Receb 1276 (20 Şubat 1860)

A.MKT.UM. 397/44

***

Belge 4
Maliye Nazâret-i Celîlesine

Viranşehir sancağına tâbi’ Zağferanborlu’da vukû’ bulunan harîk keyfiyetine dâir Kastamonu Meclisi’nin vârid olan mazbatası manzûr-ı sâmileri buyrulmak üzere leffen gönderilmiş olup melfûf mahallî mazbatasına nazaran orada tulumba bulunmadığı anlaşılmış ve bu makûle büyücek kazalarda el’ân itfâiye bulunması lâzımeden görünmüş olduğundan ahvâl ve emsâline tatbîkan mahal-i mezkûra bir aded tulumba irsâl olunmak üzere iktizâsının icrâ ve ifâdesi mütevakkıf-ı himem-i behiyyeleridir.
1276 Safer 28 (26 Eylül 1859)

A.MKT.MHM. 166/60

 

Not: Bu belgeleri sağlayan Katar Müzeleri, Sergiler Koordinatörü Sayın Selmin Kangal’a teşekkür ederim.

 

Advertisements

İstanbul’da Kullanılacak Kerestelerin Enva’ına Dair

Ahmet Refik Altınay’ın Onuncu Asr-ı Hicride İstanbul Hayatı (T.C. Kültür Bakanlığı, Kültür Eserleri, Ankara, 2000) isimli kitabında Bab-ı Hümayun’un karar ve Mimar Başı’na gözetimi için tebliğ ettiği 2 adet liste bulunmaktadır. Kolayca anlaşılır bir şekilde derlediğim bu listeleri ilişikte bulacaksınız.

İstanbul’da Kullanılacak Kerestelerin Enva’ına Dair

Karar şöyle bitiyor:

“…emir idüb buyurdum ki vardukda bu hususda kemali ikdam ve ihtimam ile mukayyed olub ve andan kesüb getüren kimesnelere gereği gibi tenbih ve te’kid eyliyesin ki minbaad getürdük­leri kerestei vechi meşruh üzre tayin olunan zirâdan eksük kesmiyüb ve kerestenin dahi âlâsın kesüb getüreler Şöyleki emir olunandan eksük kesüb ve âlâsın getûrmiyeler gereği gibi haklarından gelinüb hakaret olunmak mukarrerdir Ana göre mukayyed olub emrim üzre zikrolunan kerestei tayin olunan zirâdan eksük getürtmiyeler Ve Bu emri şerifimi sicilli mahfuza kayıd eyliyesin ki minbaad dahi mazmunu hümayunile amel olunub ana muhalif iş eylemiyeler (Mimar başına verildi)* Fi 22 Zilkade 975 (1567)

*Mimar Sinan

 

Osmanlı Evi’nin Evrimi / Anadolu – Osmanlı Sentezinde Strüktür ve Form

Karaağaç Melling.jpg

AHŞAP YAPILARDA KORUMA VE ONARIM SEMPOZYUMU 4, 26-27 NİSAN 2016, İSTANBUL’da İkinci gün sunacağım bildiri için seçme kaynakça:

 

AHUNBAY, Z. (1996) Tarihi Çevre Koruma ve Restorasyon YEM Yayın, İstanbul.
AKIN, N. “Osmanlı Döneminde Anadolu Konutuyla Balkan Konutu Arasındaki Ortaklıklar.” Tarihten Günümüze Anadolu’da Konut ve Yerleşme. Tarih Vakfı. İstanbul, tarihsiz, 269 – 277.
AKSOY, E. (1963) “Orta Mekan: Türk Sivil Mimarisinde Temel Kuruluş Prensibi” Mimarlık ve Sanat, İstanbul, s. 7-8, ss. 39-92.
ALTINAY, A. R. (1987) Onuncu Asr-ı Hicride İstanbul Hayatı, Hazırlayan Abdullah Uysal, T.C. Kültür Bakanlığı, Kültür Eserleri, Ankara.
ALTINER, A. T. & BUDAK, C. (1997) the Konak Book. A Tepe Publication, Istanbul.
AREL, A. (1982) Osmanlı Konut Geleneğinde Tarihsel Sorunlar. EÜ, Güzel Sanatlar Fakültesi, İzmir.
ARSEVEN, C. E. (1956) Türk Sanatı Tarihi / Menşeinden Bugüne Kadar Mimari, Heykel, Resim, Süsleme ve Tezyini Sanatlar, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul, c. 3 (Mimari Kısım).
ARSLAN, H. (2014) “Boğaziçi’nde 18. Yüzyıldan Kalma Bir İstanbul Evinin Durumu Hakkında Sanat Tarihi Bağlamında Yeni Değerlendirmeler” ODTÜ, Mimarlık Fakültesi Dergisi, Ankara, c. 31, s. 1, ss. 97-117.
ASATEKİN, G. (1994) “The Role of the Inhabitant in Conservation / a Proposal for the Evaluation of Traditional Residential Architecture in Anatolia” Basılmamış Doktora Tezi, ODTÜ Mimarlık Fakültesi, Ankara.
BANSDORFF, M. etc.. (1995) Edited Gökçüoğlu Evi / A House in Bağlar, the Summer Town of Safranbolu, Turkey / Anatomy of a Building, Tampere University of Technology, Department of Architecture, Publication of the Laboratory of Building Anatomy and Pathology, Tempere.
BATUR, A. (2005) Doğu Karadeniz’de Kırsal Mimari, Milli Reasurans Art Gallery, İstanbul.
BEKTAŞ, C. (2007) Türk Evi, Bilişim, İstanbul.
BERK, C. (1951) Konya Evleri, İTÜ, Mimarlık Fakültesi, İstanbul.
CANBULAT, İ. (2006) Mektepçiler Evi (Safranbolu Medresesi) Restorasyonu, Mimarlık, sayı 3 3 0 , 3 7 – 3 9 . http://www.mo.org.tr/mimarlikdergisi/index.cfm?%20=mimarlik&DergiSayi=47&RecID=1150
CANBULAT, İ. (2009) “Safranbolu 4 Konak” Ahşap Eğitim Atölyesi, İBB, KUDEB, İstanbul, ss. 129-139.
CANBULAT, İ. (2010) Safranbolu’da Koruma, Hazırlayan Gönül Pultar, Yapılar Fora / Mustafa Pultar’a Armağan Kitabı. Tetragon, Haziran. 261–270.
CANBULAT, İ. (2012) “Gökçüler Konağı Restorasyonu ve bir Butik Otel Olarak İşlevlendirilmesi”, 08-09bEkim 2012 Ahşap Yapılarda Koruma ve Onarım Sempozyumu Bildiri Kitabı, İBB, KUDEB, İstanbul, ss. 75-88.
CERASI, M. M. (1999) Osmanlı Kenti / Osmanlı İmparatorluğu’nda 18. ve 19. Yüzyıllarda Kent Uygarlığı ve Mimarisi. Çeviren Aslı Ataöv, YKY, İstanbul.
DENEL, S. (1982) Batılılaşma Sürecinde İstanbul’da Tasarım ve Dış Mekan Değişim ve Nedenleri, ODTÜ, Mimarlık Fakültesi, Ankara.
DERNSCHWAM, H. (1987) İstanbul ve Anadolu’ya Seyahat Günlüğü, Çev. Y. Önen, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ankara.
EKİNCİ, Z. (2005) Anadolu Türk Evi Geleneğinde Birgi Örneği ve Sandıkoğlu Konağı / Bir Konağın Kurgusu, Yapı Yayın, İstanbul.
ELDEM, S. H. (1967) Yapı / Birinci Seri, DGSA, Y. Mimarlık Bölümü, İstanbul.
ELDEM (1977) Köçeoğlu Yalısı, Bebek, Apa Ofset Basımevi, İstanbul.
ELDEM, S. H. (1984) Türk Evi / Osmanlı Dönemi, 3 Cilt, T.A.Ç. İstanbul.
ESİN, E. (1976) M. IX-XIII. Yüzyıl Uygur Köşklerinden Safranbolu Ev Mimarisine Gelişme” MTRE Bülteni, İstanbul, C. 2, s. 5-6, ss. 15-18.
ESİN, E. (1981) “Lale Devrinde Türkistan İlhamı” Türk Dünyası / Araştırmalar Dergisi, İstanbul, C. 2, s. 10, ss. 5-32.
EVREN, M. (1959) Türk Evinde Çıkma, İTÜ, Mimarlık Fakültesi, İstanbul.
FAROQHI, S. (1993) Osmanlı’da Kentler ve Kentliler / Kent Mekânında Ticaret, Zanaat ve Gıda Üretimi 1550 – 1650 Çeviren Neyyir Kalaycıoğlu Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul.
FLETCHER, Sir B. (1967) A History of Architecture on the Comparative Method, Rev. by R. A. Cordingley, The Athlone Press, London.
GOODWIN, G. (2003) A History of Ottoman Architecture, Thame & Hudson, London.
GÖÇER, O. (1977) “Safranbolu’dan İki Ev” MTRE Bülteni, İstanbul, c. 3, s. 9-10, ss. 28-36.
GÜNAY, R. (1998) Tradition of the Turkish House and Safranbolu Houses. Yapı-Endüstri Merkezi, Istanbul.
İMAMOĞLU, V. (1992) Geleneksel Kayseri Evleri, Türkiye Halk Bankası, Ankara.
KAFESÇİOĞLU, R. (1949) Orta Anadolu’da Köy Evlerinin Yapısı, Yeterli Tezi, İTÜ, Mimarlık Fakültesi, İstanbul.
KARPUZ, H. (1984) Türk İslam Mesken Mimarisinde Erzurum Evleri. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ankara.
KAYA, Ş., B. UYSAL ve M. R. SÜMERKAN (2001) “Tarihi Safranbolu Evlerinin İskelet Yapısı” Ahşap Kültürü / Anadolu’nun Ahşap Evleri, Der. A. Özköse, Kültür Bakanlığı, Ankara.
KÖMÜRCÜOĞLU, E. (1950) Ankara Evleri, Doçentlik Tezi, İTÜ Mimarlık Fakültesi, İstanbul.
KUBAN, D. (1995) the Turkish Hayat House. Eren, İstanbul.
KUBAN, D. (2000) Tarihi Çevre Korumanın Mimarlık Boyutu / Kuram ve Uygulama YEM Yayın, İstanbul.
KUBAN, D. (2001) Vanished Urban Visions / Wooden Places of the Ottomans, Yem Yayın, İstanbul.
KÜÇÜKERMAN, Ö. & GÜNER, Ş. (1995) Anadolu Mirasında Türk Evleri. T.C. Kültür Bakanlığı, Ankara.
NAUMANN, R. (1985) Eski Anadolu Mimarlığı. Çeviren U. Bahadır Alkım, Türk Tarih Kurumu, Ankara.
NEVE, P. “Housing in Hattusa, the Capital of the Hitite Kingdom” Tarihten Günümüze Anadolu’da Konut ve Yerleşme. Tarih Vakfı. İstanbul, tarihsiz, 99 – 115.
OKYAY, İ. Safranbolu / Koruma İmar Planı / Yönetmelik, Rapor, Tarihsiz.
ONGUN, B. A. (1936) Safranbolu İmar Planı Raporu Belediyeler Dergisi yıl 1, sayı 11, Haziran 1936, 60–73.
ORHUN, D. (1999) “‘Türk Evi’ mi, Yaşamada Tümleşik Ev mi?” Yapı, s. 217, ss. 76-82.
ÖZKÖSE, A. Der. (2001) Ahşap Kültürü / Anadolu’nun Ahşap Evleri. Kültür Bakanlığı, Ankara.
PEARCE, D. (1998) Conservation Today Routledge London & New York.
PENDLEBURY, J. (2009) Conservation in the Age of Consensus Routledge, London & New York.
RAITH, E. (2014) …in Fluss Mikrourbannistische Notizen zu Orhid. Staedtebau, TU, Wien.
SAKAOĞLU, N. (1978) Divriği’de Ev Mimarisi, Kültür Bakanlığı, Ankara.
SAKAOĞLU, N. (1989) “18. Yüzyılda İstanbul Evleri ve Sorunları” Tarih ve Toplum, İstanbul, c. 12, s. 70, ss. 26.218-33.225.
SAYAN, Y. (1997) Uşak Evleri, Kültür Bakanlığı, Ankara.
SAYAN, Y. ve Ş. ÖZTÜRK (2001) Bitlis Evleri, Kültür Bakanlığı, Ankara.
SEY, Y. Der. (1996) Tarihten Günümüze Anadolu’da Konut ve Yerleşme, Tarih Vakfı, İstanbul.
SEY, Y. Der. (1999) Tarihten Günümüze Anadolu’da Konut ve Yerleşme, Tepe Mimarlık Kültürü Merkezi, Ankara.
SEZER, H. () “1894 İstanbul Depremi Hakkında bir Rapor Üzerine İnceleme” http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/18/25/148.pdf
SEZER, L. (1979) A Conservation Proposal in Safranbolu Unpublished Thesis Submitted to the Department of Restoration of the Faculty of Architecture of the Middle East Technical University, Ankara.
SÖZEN, M. (1976) Safranbolu Anıtları. Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu Belleteni, cilt 554 sayı 333, Temmuz – Ağustos 1976, 7–15.
SÖZEN, M. (2001) Türklerde Ev Kültürü, Doğan Kitapçılık, İstanbul.
TANMAN, M. B. (1994) “Divanhane”, İslam Ansiklopedisi, İSAM, İstanbul, c. 9, ss. 437-444.
TOMSU, L. (1950) Bursa Evleri, Doçentlik Tezi, İTÜ Mimarlık Fakültesi, İstanbul.
TAKAOĞLU, T. Der. (2005) Ethnoarcheology Investigations in Rural Anatolia, v. 2, Efe Yayınları, İstanbul.
TANYERİ, U. (Tarihsiz) “Anadolu’da Bizans, Osmanlı Öncesi ve Osmanlı Dönemlerinde Yerleşme ve Barınma Düzeni”, Derleyen Yıldız Sey, Tarihten Günümüze Anadolu’da Konut ve Yerleşme. Tarih Vakfı, İstanbul, 405–471.
TANYERİ, U. (1996) “Klasik Dönem Osmanlı Metropolünde Konutun ‘reel’ Tarihi: Bir Standart Saptama Denemesi” Prof. Doğan Kuban’a Armağan, Z. Ahunbay, D. Mazlum ve K. Eyüpgiller, Der., Eren, İstanbul, ss. 57-71.
TANYERİ, U. (2006) “Osmanlı Metropollerinde Evlerin Konfor ve Lüks Normları (16.-18. Yüzyıllar)” Soframız Nur Hanemiz Mamur Der. S. Faroqhi & C. K. Neumann, Kitap Yayınevi, İstanbul, ss. 333-349.
TOMSU, L. (1950) Bursa Evleri, İTÜ, Mimarlık Fakültesi, İstanbul.
TUZTAŞI, U. ve İ. YÜCE AŞKUN (2013) “T’ürk Evi’ İdealleştirmesinde ‘Osmanlı Evi’ ve ‘Anadolu Evi’ Kavramlarının Ortaklıklarına İlişkin İşlevsel Açıklamalar”, Bilig, S. 66, ss. 273-296.
USMAN, M. (1958) Antik Devir Küçük Asya Evleri, İTÜ, Mimarlık Fakültesi, İstanbul.
VITRUVIUS (1990) Mimarlık Üzerine On Kitap. Albert A. Howard’dan çeviren Suna Güven, Şevki Vanlı Mimarlık Vakfı, Ankara.
YAVUZ, A. T. (2000) “Osmanlı Kentlerinin Korunmasında Özgünlük Sorunu” Ortadoğu’da Osmanlı Dönemi Kültür İzleri Uluslar Arası Bilgi Şöleni Bildirileri, 25–27 Ekim 2000, Hatay. – 28 Ekim 2000, İskenderiye. Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları, cilt II, 597–603.
YERASİMOS, S. (2006) “16. Yüzyılda İstanbul Evleri” Soframız Nur Hanemiz Mamur Der. S. Faroqhi & C. K. Neumann, Kitap Yayınevi, İstanbul, ss. 307-332.
YÜREKLİ, H. & F. YÜREKLİ (2005) Türk Evi / Gözlemler Yorumlar, Yapı Yayın, İstanbul.

Safranbolu / Afrodisyak Kent

İbrahim Canbulat, Y. Mimar

Bugün Türkiye’deki yaklaşık 50 000 tescilli tarihi yapının 1171 tanesi Safranbolu’da bulunmaktadır. Bu sayı ile Türkiye’de üçüncü sırayı almaktadır. İç Anadolu’yu Karadeniz’e bağlayan yol ağının üzerinde bulunan Safranbolu çok eskilerden beri yaklaşık 50 000 nüfusa sahip bir hinterlandın kullandığı pazaryeri, diğer bir deyişle kent merkezidir. Batı Karadeniz Alt Bölgesinin sahip olduğu zengin floranın tüm olanaklarınızdan yararlana gelmiştir. İlk kez tarih sahnesine Homeros’un İlyada’sında Truva’ya yardıma giden Gaskaların Ülkesi olarak çıkan Safranbolu, katman katman, zengin bir kültürün mirasçısıdır. Safranbolu, en az 2700 yıllık bir geçmişi taşıyla, toprağıyla ve insan değerleriyle günümüze kadar saklamayı başarmıştır.

Safranboluluyu farklı kültürlerle tanıştıran ve barıştıran kervancılıktan sonra, kentin en önemli geçim kaynağı olan dericiliğin yapıldığı tabakhaneler bölgesi ve derinin işlendiği artizanal dükkânlar, sokaklar ve çarşı zamanımıza ulaşabilmiştir. Bugün hala Akçasu ve Gümüş kanyonlarını milyonlarca yıldır şekillendiren derelerin üzerine kurulmuş tabakhanelerin kalıntılarını görebilirsiniz. Tabakhaneler Bölgesinden, Pazaryerine doğru yürüyüşünüzde, Saraçlar Sokağı’nda, Kunduracılar Sokağı’nda Semerciler Sokağı’nda ve Yemeniciler Arastası’nda sayıları az da olsa, geçmişi bugünlere taşıyan ustaları dükkânlarında çalışıyor bulabilirsiniz. İsterseniz yüzyıllardır yapıldığı şekilde el emeği ile üretilen bir semere ya da bir çift yemeniye sahip olabilirsiniz.

Safranbolu dünyadaki en önemli “vernecular” yerleşmelerden biridir. 20. yüzyılın ikinci yarısına kadar hiç bir çizili plan olmamasına karşın, bir kentin bu denli doğasıyla barışık ve işlevsel olması hayranlık uyandırır. Çarşı’da yoğunluğun yüksek kalmasına karşın, hiç bir yapı diğerinin önüne geçmez, mahremiyetine ve manzarasına tecavüz etmez.

Safranbolu’nun en önemli özelliklerinden biri ise korunan yapıların sivil mimari örnekleri olan evler olmasıdır. Gerçekten de Türkiye’de çoğunlukla kalıcı taş yapılar olan dini ya da kamusal yapılar koruna gelmiştir. Safranbolu’da korunan yapıların çoğunluğu çamur harçla örülmüş moloz taş duvarlar üzerine, içleri kerpiçle doldurulmuş ahşap iskelet sistemi ile yapılmış konutlardır.

Safranbolu’ya yakıştırılan sıfatlardan biri de “Kendini Koruyan Kent”dir. Neredeyse son 300 yıllık yapı stokunu ve dokusunu koruyarak şimdilere getirmiştir. 1976’dan bu yana kurumsal korumanın yapıldığı Safranbolu, 1994 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınmıştır.

***

Safranbolu’ya adını veren safran (Crokus Sativus) Eylül – Ekim aylarında mor renkli ve hoş kokulu çiçekler açan 20 – 30 cmboyda, soğanlı, otsu bir bitkidir. Üretimi etli ve yuvarlak soğanlarla yapılır. Mor çiçeklerinde 6 erkek organ (stigma) ve 3 dişi organ bulunur. İşte en değerli baharat olarak bilinen safran bu turuncu renkli stigmalardır. Hititler döneminden beri Anadolu’da bilinir ve ilaç olarak kullanılmaktadır. Yarım kilogram safran, 80.000 çiçekten çıkarılabilir. Çok büyük zahmetlerle üretilen ve toplanan safran, 90lı yılların sonunda hemen hemen unutulmaya yüz tutmuştu. Bugün bir destek programı ile yeniden canlandırılan safran tarımı giderek yaygınlık kazanmaktadır. Baharat ve gıda boyası olarak da kullanılan safran sinir sistemini uyarır, iştah açar, adet söktürür. Prof. Dr. Erdem Yeşilada, bir yazısında afrodizyak olarak adı geçen bütün bitkiler arasında, “… sadece safran bitkisinin etkili olduğu bilimsel olarak gösterilmiş”tir diyor. Çarşı’da 6 – 7 Euro’ya satılan 1 gr safranın, eve götürdüğünüz 160 çiçek olduğunu unutmayınız.

***

Yerel Tarihçi Hulusi Yazıcı, “…Sultan İbrahim’in ruhi sorunları olması yanında tahtı da varissiz kalmıştır. Çözüm arayan Valide Sultan’a psikolojik tedavi yöntemleri kullanmada başarılı olduğu söylenen genç bir medreseli tavsiye edilir. Valide Sultan, bir kez denemek amacıyla öğütleri tutar. Kısa sürede ruhi sorunları çözmede başarılı başarı göstererek padişah üzerinde büyük bir nüfusa sahip olan ve birkaç yıl içinde “Kazasker” payesiyle tayin edilecek Borlulu (Safranbolu) Hüseyin Efendi (Cinci Hoca) tarih sahnesine çıkar. 1642 yılında, önce Sahnı Seman, ardından Süleymaniye Medresesi müderrisliğine getirilir. Sonra “Hacei Sultani” (Padişah Hocası) ve İstanbul Kadılığı payesiyle Galata Kadısı olur. 1644 yılında da “Rumeli Kazaskeri” payesiyle “Anadolu Kazaskerliği”ne tayin edilir. Sultan İbrahim’in tahttan indirilmesinin ardından servetine el konularak aynı yıl öldürülür; el konulan parası dağıtılır.

Cinci Hoca, servetinin bir kısmını da, Safranbolu’da vakıf eserleri yapımında kullanmıştır. Bugün Safranbolu’nun en görkemli yapısı olan Cinci Hanı ve Yeni Hamam, onun Safranbolu’ya kazandırdığı eserlerdir.

***

Macun Ağası Osmanlı sarayında bulunan ve Baş Vezire bağlı olarak görev yapan bir yetkilidir. Görevi ise adından anlaşılacağı gibi Sultan’a pestiller ve macunlar (paste & taffy) hazırlamaktır. 1800’lerin ortalarında Macun Ağası olan Safranbolulu İzzet Efendi, İstanbul görgüsünü ve varlığını bir konak yaptırarak toprağına kazandırmıştır.

160 yıllık bir yapı olan Macun Ağası İzzet Efendi (Çarşı) Konağı, Safranbolu’da bulunan 835 tescilli evden, en çok freskolarıyla öne çıkan bir örnektir. Yalın fakat işlevsel plan şemasıyla, Safranbolu Çarşı evlerini anlatmak için de iyi bir örnektir. Yüksek duvarlarla çevrilmiş bir bahçe, “hayat” adı verilen ortak yaşam ve çalışma alanıyla bütünleşir. Varlıklı ailelerin evlerinde değerli eşyaların hatta tahılını, yangın ve hırsıza karşı koruyan tonoz tavanlı bir “hazine” bulunur. Ahır zemin katı oluşturan diğer bir mekândır. Ara kat, ısıyı dengede tutmak için tasarlanmıştır. Bu katta her zaman bir “aşevi” ve yanı başında kiler ve saklama alanları vardır. Yine aynı katta bulunan çardak, günlük yaşama getirdiği renkler kadar, mutfağın bir uzantısı olarak son derece işlevseldir. Üst kat ise görkemli ancak dengeli boyutlarıyla insan ölçeğinde orta sofalı plan şemasındadır. Kare planın dört köşesine yerleşmiş ve diyagonal kapılarla girilen dört odanın dördü de ayrı birer âlemdir.

“Macun Ağası İzzet Efendi Konağı’nın ilginç yanı freskolardır” demiştik. Ancak, yeni sahipleri Gül ve Mimarİbrahim Canbulattarafından satın alındığında, tam bir beton yığını görünümündeydi. Konak üç ailenin barınmasına uygun şekilde yeni eklemelerle, üç bağımsız apartmana bölünmüştü. İç duvarlarındaki kat kat badananın altındaki freskolardan hiç bir iz kalmamıştı. Zahmetli ve duyarlı bir restorasyon sürecinde, yalnızca freskoların ortaya çıkarılması ve korunması tam üç yıl aldı. Macun Ağası İzzet Efendi Konağı, 2006 yılında Türkiye Mimarlar Odasının iki yılda bir verdiği Ulusal Mimarlık Ödülü ile onurlandırıldı.

***

Safranbolu’da bulunan 60 kadar konak son 10 yıl içinde restore edildi ve turizm amaçlı olarak hizmete kondu. Bu konaklardan birinde konakladığınızda uzun bir geçmişin sizi sarıp sarmaladığını göreceksiniz ve kendinizi çok özel hissedeceksiniz.

Çarşı’da Cinci Hoca’nın ya da Macun Ağası İzzet Efendi’nin Padişah için yaptığı afrodizyakları aramayın; kentin ruhunda onu bulacaksınız.

Hacımemişler Konağı Restorasyonu*

İbrahim Canbulat, Y. Mimar

Gülevi, Safranbolu’daki en yeni kültür turizmi yatırımlarından birisidir (Aralık 2006). Yaklaşık üç yıllık geçmişi olan proje, aynı adayı paylaşan her biri 200 yıllık 3 tescilli yapının restorasyonundan oluşuyor. Proje tamamlandığında 1200 metrekare açık alanda yer alan 1600 metrekare kapalı alanlı bir kültür turizmi külliyesi olacak.

Proje kapsamında 5’i süit olan 16 oda, kafe – bar, restoran, okuma odası, oyun odası ve 70 kişilik bir konser / seminer salonu bulunuyor. Şu anda külliyede bulunan Hacımemişler Konağının (HK) restorasyonu tamamlandı ve yaklaşık 3 ay önce işletmeye alındı. Bu yazıda özellikle HK restorasyonunda karşılaştığımız sorunları ve çözümlerini tartışmak istiyoruz. HK’nın restorasyon, dekorasyon ve donanım süresi yaklaşık 12 ay sürdü. HK aslında Safranbolu’nun turizm amacıyla on iki yıl önce restorasyon görmüş ilk konağıydı.

Safranbolu’da bulunan 1200 kadar tescilli tarihi yapının yaklaşık 800 kadarı konuttur ve bunların yaklaşık yüzde onu restorasyon görmüş ve hemen tamamı turizm amaçlı kullanılmaktadır. Turizm ve koruma oldum olası çelişen iki alan olarak görülmektedir. Korumacılar, tarihi yapıya yeni bir işlev verilmesini baştan bir zorunluluk olarak görmekle birlikte, yapıların gerek mekân organizasyonuna, gerek yapı ve taşıyıcı sistemine, gerekse yılların birikimi olan patinaya en düşük düzeyde müdahale edilmesini isterler.

Geçen zaman içinde özellikle turizmin getirdiği kaynakların koruma amacıyla kullanılması, ya da bir başka açıdan bakarsak hiç bir zaman restorasyonu düşünülmeyecek yapıların turizmin sağlayabileceği kaynağı göz önünde bulundurarak, restore edilmesi hepimizi belli bir noktada oydaşlaşmaya zorlamaktadır. Bu yazının amacı geçen 14 yılda HK üzerinden bakarak Safranbolu’da koruma ve turizmin ne şekilde etkileştiklerini tartışmak ve deneyimlerimizi paylaşmaktır.HK yaklaşık 300 metrekare kapalı alana sahip zemin katı moloz taş, üst katları kerpiç dolgulu ahşap iskelet sistemi ile taşıtılan üç katlı bir yapıdır. Safranbolu’da geçmişte “Şehir” şimdilerde “Eski Çarşı” olarak isimlendirilen tarihi kent merkezinde bulunmaktadır. HK adı üzerinde Hacımemişler Sülalelerinin Safranbolu’da bulunan çok sayıdaki evlerinden biridir. Araştırmalarımızda Hacımemişler Ailesinin manifaturacılık yaptığını ve İstanbul’la düzenli bağlantı içinde olduğunu, yalnızca manifatura getirmediğini aynı zamanda bölgeden topladığı tiftiği de İstanbul’a sattığını biliyoruz.

 
Bu nedenle Hacımemişler Ailesinin konakları varlık ve görgü birikiminin sonucu hem belli bir ölçeğin üzerinde hem de yetkin mekân organizasyonları ve bezemeye sahip olmuştur. Konumuz olan HK, gerek boyutlarının küçük olması gerekse mekânsal yapıdaki aksaklıktan dolayı bizi hep düşündürmekteydi. Yapının arka bahçesine kaçak olarak inşa edilen müştemilatın yıkılması aşamasında, yapının kuzeyde bulunan ve yaklaşık 1/3üne tekabül eden bölümün ciddi bir yangın sonrası yeniden yapılmadığının gördük. Hafriyat sırasında bulunan temel kalıntıları belgelendi ve yanık ahşap yapı elemanlarından örnekler saklandı.Safranbolulular 50’li yıllarda Karabük Demir Çelik Fabrikalarının ve gelişen ulaşım ağının getirdiği etkilere direnmemişler ve Genellikle Şehir’de bulunan konaklarını fabrikanın yarattığı çekimle Safranbolu’ya inen köylülerine satmışlar ve şehri terk etmişlerdir. HK da bundan nasibini almış ve Hacımemişler Ailesinin mülkiyetinden çıkmıştır. Ancak, araştırmalarımızda konağı yaklaşık 40 yıl boyunca konut amaçlı kullanan ailenin yapıyı hiç bozmamış ve 90lı yılların başına çok iyi bir durumda getirmiş olduğunu gördük. Buna karşın 90lı yılların başında turizm işine ilk giren ailelerden biri tarafından satın alınmış ve HK, adeta Safranbolu’da turizm ve koruma deneyimini iyi bir örnek teşkil edecek şekilde yaşamıştır. Bu arada HK 1992 yılında Kültür Bakanlığı‘nın cephe ve çatı sağlamlaştırma projesi kapsamında bir onarın görmüştür. Yaklaşık 12 yıl sonra gerçekleştirdiğimiz ikinci restorasyonda gerek çatıda gerekse cephelerde önemli sorunlar yaşamamış olmamız, yapılan işin belli bir niteliğin üstünde olduğunu göstermektedir. İlk restorasyon projesinde Safranbolu’da hala etkin olan yaklaşımla yatak odası olmayan 2 mekân, ek yatak odaları olarak planlanmış ve toplamda ulaşılan 7 yatak odasının tamamına banyo ve tuvalet yerleştirilmiştir. İkinci restorasyon sırasında sonradan yatak odası haline getirilmiş biri orta sofa olan 2 mekân özgün haline döndürülmüş bulunmaktadır.

Bu noktada Safranbolu’nun ciddi bir şekilde karşı karşıya olduğu bir tehlikeyi belirtmek istiyoruz. Bugün Safranbolu’da tüm konaklar kitle turizminin aşırı baskısı altındadır. Hemen hemen restorasyon aşamasında tüm tarihi yapılara, ek yatak kapasitesi yaratacak şekilde odalar sokulmakta ve Safranbolu konakları yaşanacak birer arkitektonik değer olmaktan çok yatakhane şekline sokulmaktadır. Şimdilerde Koruma Kurullarının bu konuda daha duyarlı davrandıklarını görüyor ve mutlu oluyoruz. Diğer bir kritik konu ise, yapıların aşırı derecede ıslak hacim baskısına nesne olmasıdır. Bugün Safranbolu’ya gelecek turistin ilk sorduğu sorulardan biri odasında tuvalet ve banyo olup olmadığıdır. Birçok çağdaş gereksinim gibi bu özellik de göz ardı edilemez, ancak sorunun çözümü, çok duyarlı yaklaşım gerektirmektedir. Hepimizin bildiği gibi, Safranbolu Evi’nde bir iki istisna dışında banyo yoktur yalnızca basitçe boy abdesti almak için yummalıklar vardır. Gözlemlerimiz bu yummalıkların dahi geçmişte büyük tahribata neden oldukları yönündedir.

HK yaklaşık 12 yıl sonra yeniden restore edilirken tüm ıslak hacimlerin çürüdüğünü gördük. Islak hacimlerde her zaman banyo tuvalet grupları, özgün ahşap döşeme üzerine dökülen bir betonarme döşeme ve duvarlara kaplanan fayanslarla çözüle gelmektedir. Ahşap iskelet taşıyıcılarla oluşan Safranbolu Evi sürekli hareket halindedir.

Bu nedenle zaman içinde fayans kaplı yüzeylerde ve köşelerde çatlama olması kaçınılmazdır. Öte yandan beton ve diğer toprak malzemenin ısı geçirgenliğinin ahşaptan farklı olması beton yüzeylerde çiğlenmeye, gözenekli yapısı ise sürekli rutubetli kalmalarına neden olmakta ve çevrelerinde ahşap zararlılarının yaşaması için uygun habitatlar oluşturmaktadır. HK restorasyonu sırasında banyo döşemelerinin yakın bir zaman önce çökmesi sonucu üzerlerine ikinci bir betonarme döşeme yapıldığını gördük.Sonunda büyük kütlelere erişen bu beton blokların göçmesinin artık an meselesi olduğunu dehşetle fark ettik. Bunun sonrasında HK’nda uzun bir zaman kırıcı çalışması gerekti. Çözüm ise ahşap iskeletin yenilenmesi sonrası, tabanların birer çanak oluşturacak şekilde suya dayanıklı kontrplak ve üzerine can elyaf takviyeli polyester kaplanmasıyla sağlandı.HK restorasyonundaki diğer bir sorun ise zemin katlarda yer alan ortak kullanım mekânlardan kaynaklanmaktaydı. Bu sorun kanımızca turizm amaçlı olarak kullanılan tüm Safranbolu Evleri‘nin ortak sorunudur. Hemen hemen tüm işletmeciler, daha büyük ve aydınlık ortak kullanım mekânları istemektedir. Buna karşın kalın taş duvarlarla belirlenen zemin katlar ise işlevleri farklı (at ahırı, mal ahırı, hazine, vb) çeşitli mekânlara bölünmüştür. HK’da zemin katta ilk restorasyon projesinde yer almamakla birlikte hayatla, at ahırını ayıran duvarın delinerek gelişigüzel bir kemerle birleştirildiğini, at ahırının dış cephesine iki yeni pencere açıldığını ve yangın geciktirme amacıyla hazine içine yapılmış bulunan tonozun alan kazanmak için tümüyle yıkılmış olduğunu gördük.

Bütün bu bozulmalar yapının depreme dayanırlığını da ciddi şekilde yok etmekteydi. Sonradan açılan pencereler ve kemer kapatıldı. Yapının en özgün elemanlarından biri olan ve elimizde çizimleri dahi bulunmayan tonozun adeta arkeolojik çalışma sonucu restitüsyonu gerçekleştirildi ve kalıp yardımıyla moloz taşla yeniden örüldü. Yukarıda da değindiğimiz gibi, yapının arka kısmında, yapı alanına eşit boyutta kaçak bir ek yapının varlığıdır. Bugün Safranbolu’da koruma kurulları 40 metrekare bir müştemilatın yapımına “Kazanocağı” adı altında izin vermektedirler, ama karşılaştığımız gerçek, önceki maliklerin 40 metrekareyle yetinmeyip büyük bir müştemilat yapması ve bunu yer yer özgün yapının çamur harçla örülmüş moloz taş duvarlarına taşıtmasıdır. Bu restorasyon sırasında en çok sorun yaratan müdahalelerden biri bu olmuştur. Asıl sorun, hareketli bir sistem olan çamur harçla örülmüş moloz taş duvarlara çok büyük kütleye sahip monolitik bir sisteminin eklemlenmesidir. Yine uzun bir süre kırıcı çalıştırmak zorunda kaldık ve yaklaşık 200 metreküp moloz attık. Betonarme eklemenin getirdiği yükün moloz duvarı basması nedeniyle moloz taş duvarda hala büyük bir çatlak bulunmaktadır. Zemindeki oturuşmanın tamamlanması sonrası bu çatlağın, zaman içinde oluşan yeni dengeler sonucu kaybolacağını ümit ediyoruz ancak gelişmeleri dikkatle izliyoruz.

Yine yukarıda belirttiğimiz şekilde Safranbolu’da restorasyona bulaşan hemen hemen tüm kişi ve kuruluşlar yeni yapılara öykünmektedirler. Bu tercih, en başta yapıların alçı ile sıvanması, yeni dış cephe boyaları ile boyanması, ahşap elemanların verniklenmesi şeklinde kendini göstermektedir. Gerçekte vernik üreticileri bile en iyi verniğin dış cephelerde ömrünün altı ila on iki ay olduğunu bildirmelerine karşın, Safranbolu’da birçok yapı adeta rekonstrüksiyon yapılmışçasına, bütün patinası kazınarak yenilenmektedir.

 
HK restorasyonunda, herhangi bir ahşap eleman ciddi oranda kesit kaybetmedikçe yenisi ile değiştirilmedi; çok iyi bir şekilde emprenye edilerek korundu. Yapının bozulmamış kerpiç dolgusu olduğu gibi korundu. Sıva konusunda yaklaşımımız ise yapıdan alınan perdah örneklerinin malzeme analizlerinden sonra bulunan özelliklerine göre yeniden üretilmesi ve uygulanması şeklinde olmuştur. Kireç ve kumdan oluşan perdah, organik elyafla ve bezirle takviye edilmişti. Bu arada kullanılan kumun çay kumu değil, sel yataklarında oluşan halk arasında “eşek kumu” olarak isimlendirilen kum olduğunu öğrendik ve onu kullandık.Yazıyı yaşadığımız bir olayı aktararak adeta bir anekdotla bitirelim. Komşulardan biri arkadaşına bizim yaptıklarımızı anlatırken “ Konağı bir yıldır tamir ediyorlar, ama hala eski” demiş. Bu bizim doğru yolda olduğumuzun en büyük kanıtı.