Leyla Gencer Trail

DSC02803

Known as “La Diva Turca” (The Turkish Diva) and “La Regina” (The Queen) in the opera world, Gencer was a notable bal canto soprano who spent most of her career in Italy, from the early 1950s through the mid-1980s, and had a repertoire encompassing more than seventy roles. She made very few commercial recordings; however, numerous bootleg recordings of her performances exist[1]. His father was from Yörük (nomads) Village which is 11 km from historic center of Safranbolu.

DSC02826

YörükVillage is not only important because of “Leyla Gencer – La Diva Turca” but also as being a jewel-like village keeping the whole physical characteristics of its 19th century. Actually, the village had been established by Karakeçili Tribe a branch of Kayılı Turks in 1565. Once it used to be governed by a separate kadı[2] and was called “Yörükan-I Taraklı Borlu”[3] while Safranbolu was governed by a separate kadı and was called as “Medine-I Taraklı Borlu”. It is one of the known bektaşi (hetorodox Moslem) village with rich reflection of religious symbols on the detailing of the buildings as well as more open minded and liberal attitude of the villagers. Bektaşi villages were used as liaisons between Sunni (orthodox) governing elite and heterodox nomads for commercial and administrative reasons by Ottomans. The impressive mansions of Yörük Village are not actually rural dewellings but are more representing the cultural as well as material wealth of the villagers. It is known that the members of the Yörük Village used to control the majority of bakeries and pastries in İstanbul, the Ottoman capital in 19-20th centuries.

Presently, “The Leyla Gencer Culture and ArtCenter” is to be inaugurated in one of the mansions of Çeyrek family which is presently under restoration.

The Trail

DSC03107

We will depart by car to Çevrikköprü to place the lamb into the tandoor for famous Kuyu Kebab. Kuyu kebab is a famous dish which has not been known before 19th Century in Anatolia. It should be introduced by Tartars who migrated from Golden Horde after the Slavic invasion. We should be there around 11 AM to witness the preparation of the lambs and the tandoor as well as placing the lamb hangers into the tandoor. Then we will drive a short distance to visit YörükVillage. In the village we will visit the historic laundry and SipahilerMansion which is well known by its wall paintings. We like to cater our guests in the Turkish tea at the café-shop besides the village mosque. Afterwards we will turn back to Çevrikköprü to open the tandoor and being treated like nomads with lamb tandoor, pilaf and ayran.

Notes:

  • This trip can be arranged for groups of 6 – 12 explorers.
  • Project partners are GuleviSafranbolu, Batuta Tourism and Çevrikköprü Restaurant.

Please call Gül Canbulat (+90 530 2430045) for your questions and price


[2] Kadı was the local administrator as well as judge of towns in Ottoman administration system.

[3] Taraklı Borlu was the name of Safranbolu during Ottoman reign.

Advertisements

Leyla Gencer Kültür ve Sanat Evi – Yörük Köyü Safranbolu

İbrahim Canbulat

Çalıştay Katılımcıları Macunağası İzzet Efendi Konağı'nda

Çalıştay Katılımcıları Macunağası İzzet Efendi Konağı’nda

Bugünlerde ulusal basında da karşılaşmakta olduğumuz haberlerde Safranbolu’nun Yörük Köyü’nde Leyla Gencer Müzesi için yapılan çalışmalar anlatılıyor. Dilerim, Safranbolu’da örneklerini gördüğümüz restore edilmiş fakat içi doldurulamadığı – bilimsel tanımıyla doğru yeniden işlevlendirilemediği (revitalize) – için sürdürülemezlik (unsastainable) kapanına yakalanmış tarihi yapılarla aynı kaderi paylaşmamasıdır.

Bu kısa yazıdan amacım projenin nasıl ortaya çıktığını, öncellendiğini (prioritize) ve önemsetildiğini anlatmak ve daha da önemlisi projeye emek verenlerin isimlerini internetin unutkan olmayan ortak hafızasına yerleştirmektir.

P1060982

P1070005

P1060979

P1060987

P1070001

P1070009

P1070012

23–25 Mayıs 2008 yılında Geleneksel Lezzetler Şenliği’nin üçüncü ayağı yapılmıştı. Etkinlik paydaşları olan Adnan Şahin’in şahsında Anadolu Mutfak Platformu’na, Ahmet Örs’ün şahsında Mutfak Dostları Derneği’ne Yalçın Manav’ın şahsında Avrasya Aşçılar Derneği’ne, Ali Akdamar’ın şahsında Assos Vakfı’na (daha sonra ayrıldı) teşekkür ederim. Geleneksel Lezzetler Şenliği dönemin Safranbolu Belediye Başkanı Nihat Cebeci’nin Safranbolu’da bir safranlı yemekler şenliği yapma fikrini Anadolu Mutfak Platformu Başkanı Adnan Şahin’e aktarmasıyla ortaya çıkmış, Şahin’in önerisiyle etkinlik daha önce Sivas ve Tokat’ta gerçekleştirilen şenliğin üçüncüsünün Safranbolu’da yapılması şeklinde sonuçlanmıştı. Bu vesileyle dönemin yerel yöneticilerini de not etmek istiyorum. Etkinliğe başta dönemin Karabük Valisi Can Direkçi, dönemin Safranbolu Kaymakamı İzzettin Küçük ve şenlik sahibi Cebeci’ye teşekkür ederim.

Benin bu şenliğe katkılarımdan biri Türkiye’deki tüm büyükelçiliklere birer mektup yazarak, eğer ülke mutfaklarında önemli yer tutuyorsa safranlı yerel yemeklerini şenlik kapsamında Safranbolu’da yapmaları ve tanıtmaları için çağrıda bulunmak olmuştur. Bu çağrıya daha sonradan başka ülke temsilcilileri de yanıt vermiş olmakla birlikte en önemli ilgiyi İtalya Büyükelçiliği bünyesinde bulunan İtalya Kültür Heyeti göstermişti. İtalyan Şef Angelo Maria Franchini bazı özgün yemek malzemelerini yanında getirerek katıldı, bir çalıştay formatı içinde Macunağası İzzet Efendi Konağı’nda önemli sayıda safranlı İtalyan yemeği yaptı ve kısıtlı sayıdaki katılımcıya sundu. Bu bağlamda özellikle dönemin İtalya Kültür Ataşesi Dr. Angela Tangianu’ya teşekkür ederim.

Macunağası İzzet Efendi Konağı’nda çalıştaya yalnızca 10 kişi katılabildi. Hafızam beni yanıltmıyorsa, Dr. Tangianu ve konukları, Direkçi ve eşi, Küçük, Aylin Öney Tan ve Muhtar Katırcıoğlu katıldı. Bu çalıştayının en önemli kazanımlarından biri Katırcıoğlu’nun Leyla Gencer adına bir şeyler yapılması ve adının yaşatılması önerisi olmuştur. Direkçi ve Küçük gibi en önemli yerel yöneticilerin de önerinin önemini hissetmeleri ve yapıcı yaklaşımları bugünlerde olumlu noktalara ulaşan Leyla Gencer Kültür ve Sanat Evi projesini öncellemişlerdir. Daha sonra amaç ve kapsamı daha ayrıntılı bir şekilde tanımlanacak, yapının yalnızca müze işlevi görmesi değil, master class’larında gerçekleştirilebileceği, çeşitli müzik dinletilerin ve konferansların yapılabileceği, müzik araştırmalarına destek verebilecek bir kültür ve sanat odağı olması öngörülecekti. Bir sonraki Karabük Valisi Nurullah Çakır projenin gelişiminde hep destekçi olmuştur.

İtalyan Kültür Ataşesi Dr. Tangianu bu kadarla da bırakmadı, bir Karabük Valiliği etkinliği olarak 14 Kasım 2008’de Karabük Yenişehir Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen Hemşerimiz Leyla Gencer, la Diva Turca Anma Etkinliği’ne İtalyan Soprano Paola Romano’yu ve Piyanist Paolo Villa getirerek destek verdi. Etkinliğe Zeynep Oral ve Evin İlyasoğlu söyleşileriyle, Basında Leyla Gencer sergisiyle Aytekin Kuş ve yeğeni İbrahim Çeyrek de yayınlanmamış fotoğraflarıyla katkıda bulundu[1]. Konseri izleyen gün sanatçılar ve yazarlar hep birlikte Yörük Köyü’nü ziyaret ettiler. Bu arada Leyla Gencer’in babası tarafından akrabaları olan Çeyreklerin evlerinden birinin Leyla Gencer adına bir kültür ve sanat evi olarak restore edilmesi dileklerini belirttiler. Köy meydanında bulunan Çeyrekler Evi’nin önünde Soprano Romano’nun yalın sesiyle gerçekleştirdiği dinleti birçok konuk için unutulamayacak bir anı oldu.

En unutulamaz olay ise Yörüklülerden birinin yanımıza yaklaşıp (6 ay önce kaybettiğimiz) Leyla Gencer’in etkinliğe ne zaman geleceğini sormasıdır.

Leyla Gencer Kültür ve Sanat Evi projesinde Çakır’a zaman zaman danışmanlık yaptım. En önemli konu Kuş’un Yörük Köyü’nde bize gösterdiği dört evden hangisinin bu amaçla kullanılabileceği sorunuydu. Gencer’in babasının yaşamış olduğu evin yeni sahibini buldum. Çok mesafeli bir duruşla bize herhangi bir konuda yardımcı olamayacağını açık bir şekilde ortaya koydu. Zaten ev bir beton yığınına döndürülerek kaybedilmişti. Çakır’a bugün üzerinde çalışılmakta olan ve tüm görkemiyle Yörük Köyü Merkezi’ni belirleyen Gencer’in amca tarafı varislerine ait olan evi önerdik. Görevi devredene kadar zaman zaman görüştüğüm Çakır, evin kamulaştırılmasında çok varisli olmasından kaynaklanan sorunları benimle paylaşmaktaydı.

Çok kısa ömürlü olan Safranbolu Kültür ve Sanat Derneği kurucu üyesi olan Şefik Kahramankaptan, projenin Yörük Köylüsüyle ve kamuoyuyla paylaşılması amacıyla hemen bir Leyla Gencer anıtının hazırlanarak köye yerleştirilmesi önerisi getirdi, beklemeksizin Heykeltıraş Metin Yurdakul’dan yardım istedi ve büst yapıldı. Büstün tamamlanacak Leyla Gencer Kültür ve Sanat Evi önüne yerleştirilmesi planlanıyordu ancak süreç uzadıkça uzayacağa benziyordu. Büstü GüleviSafranbolu’nun taşlığında geçici olarak açmaya karar verdik, Gül Canbulat’ın Ankara’ya giderek Yurdakul’dan teslim aldığı büste bir de kaide yaptırdık ve açılışını da Borusan Quartet Konseri ile çakıştırarak 30 Ekim 2010’da gerçekleştirdik[2].

Gül Canbulat, büstün Safranbolu Kent Tarihi Müzesi’ne taşınması yönündeki ısrarlı istekleri sürekli savuşturdu. Sonunda, Kaymakam Gökhan Azcan’ın girişimiyle Yörük Köyü’nde anıt için bir yer belirlendi, Safranbolu Kaymakamlığı’nın Leyla Gencer Anma Etkinliği ile çakıştırılarak 22 Mayıs 2011 günü Azcan’ın ve Safranbolu Belediye Başkanı Dr. Necdet Aksoy ve Kahramankaptan tarafından açıldı.

Anmadan geçemeyeceğim, anıtın açılışından önce Kahramankaptan’ın metnini yazarak hazırlanmasını istediği onurluk kaide üzerinde bulunmuyor, tümüyle başka bir şeyler anlatan başka bir onurluk ön yüzde yer alıyordu. Kahramankaptan anıtı bu şekliyle kesinlikle açamayacağını belirtti ve direndi. Azcan’ın emriyle -bugün yerinde durduğunu ümit ettiğim- özgün onurluk hazırlandı ve apar topar kaidenin sağ yanına yerleştirildikten sonra açılış gerçekleştirilebildi.

Tarihe not düşeyim dedim[3]

Leyla Gencer Kültür ve Sanat Evi çalışmalarında emeği geçenlere tekrar teşekkür ediyor, geçecek olanlara başarılar diliyorum.